Müslüman simyacı ve hayatı nedir?

92 gösterim
22 Eylül 2012 misafir sordu
22 Eylül 2012 düzenledi
ünlü müslüman simyacı ve kısaca hayatı

2 Cevap

0 oy
22 Eylül 2012 misafir cevapladı
simya felsefe taşını ve hayat iksirini bulmaya çalışan bir bilim dalıdır.felsefe taşı:kıymetli maddeleri yapmaya yarayan ana maddedir.hayat iksiri:insanı hem hastalıklardan koruyacak hemde ölümsüz kılacak maddedir.bu bilim dalının ortaya çıkmasının ana maddesi ateştir.ateşin bulunması önce simyayı sonrada kimyayı ortaya çıkarmıştır.simyacılar metallerdeki hastalık olarak bilinen kiri yok ederek altın ortaya çıkarılabilir diye düşünürler.Bîrûnî, Merkezî Asya'da tarihi bir bölge olan Harezm'de doğdu. Küçük yaşta babasını kaybetti. Harizmşahlar tarafından korundu, sarayda matematik ve astronomi eğitimi aldı. Buradaki hocaları İbn-i Irak ve Abdussamed bin Hakîm'dir. Bu dönemde daha 17 yaşındayken ilk kitabını yazdı. Harizmşah Devleti Me'mûnîler tarafından alınınca Bîrûnî de İran'a giderek bir süre burada yaşadı. Daha sonra ise Ziyârîler tarafından korunmaya başlandı. El Âsâr'ul Bâkiye adlı kitabını Ziyârîlerin sarayında yazmıştır. İki yıl da burada çalıştıktan sonra memleketine geri döndü ve Ebu'l Vefâ ile gök bilimi üzerine çalışmaya başladı.
1017'de Gazneli Mahmut, Harezm Devleti'ni yıkınca Bîrûnî de Gazni şehrine gelerek burada Gazneliler'in himayesine girdi. Sarayda büyük itibar gördü ve Gazneli Mahmut'un Hindistan seferine katıldı. Burada Hintli bilim adamlarının dikkatini çekti ve Hind ülkesi alınınca da Nendene şehrine yerleşerek bilimsel çalışmalarına burada devam etti. Sanskritçeyi öğrenerek Hind toplumunun yaşamı ve kültürü üzerine çalıştı.
Buradan tekrar Gazni şehrine döndü ve yaşamının geri kalan kısmını bu şehirde tamamladı. Bu dönem Bîrûnî'nin en verimli zamanı sayılmaktadır.Uzun zamandır hazırladığı Tahdîdu Nihâyet'il Emâkin adlı eserini bu döneme denk gelen 1025 yılında yayınladı. Astronomi üzerine yazdığı Kanûn-i Mes'ûdî adlı eserini Gazneli Mahmud'un oğlu Sultan Mesud'a ithaf etmiştir.
0 oy
22 Eylül 2012 misafir cevapladı
El-Razi (tam adı: Ebu Bekir Muhammed ibn Zekeriye el-Razi, Arapça: أبو بكر محمد بن زكريا الرازي Abū Bakr Muhammad ibn Zakarīya al-Rāzi; Farsça: زكريای رازی Zakarīya-ye Rāzi; Latince: Rhazesa ya da Rasis; d. 865 Rey - ö. 925), Fars simyacı, kimyager, hekim, filozoftur. Gençlik yıllarında edebiyat ve musiki ile ilğilenmiştir ve geçimini kuyumculuk yaparak sağlamıştır. Türk kökenli olan Ebu Bekir el Razi doğduğu şehir olan Rey'de felsefe, matematik, doğa bilimleri ve astronomi eğitimi yaptıktan sonra Bağdat ve başka İslam şehirlerinde öğrenimini tamamladı. Daha sonradan da Tıp öğrenimi gördü. Rey ve Bağdat hastanelerinde başhekim olarak çalışan Razi'nin eserlerinin hemen hemen hepsi Latinceye çevrilmiştir. Tıp alanında yazdığı el-Havi adlı ansiklopedi 17. yüzyıla kadar en önemli başvuru kaynağı olmuştur. Onun tıp tarihinde yaptığı en önemli katkılardan biri ilk defa kimyayı tıbbın hizmetine kullanmış olmasıdır.
Yaşadığı dönemin dinî, felsefî ve ilmî hoşgörü ortamında tabiatçı-deist felsefenin en önemli temsilcisi olarak Râzi bireysel ve toplumsal yahut psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını giderecek ahlâklı ve mutlu bir hayatı gerçekleştirmesinde Allah'ın insana verdiği akıl gücü ve adalet duygusunun yeterli olduğu tezini hararetle savunmuştur. Bunun için ayrıca dine ve peygamberin rehberliğine ihtiyaç olmadığını ileriye sürmesi nedeniyle şiddetli eleştirilere konu olmuş, kendisinden mülhid ve zındık şeklinde söz edilegelmiştir. Deist dünya görüşü ve felsefî yaklaşımıyla bir gelenek kuramamış olan Razî daha çok tıp alanındaki başarısıyla tanınmıştır. İS 750 yılından sonra Türk ve Pers kültürlerinin katılmasıyla kozmopolit bir hal alan İslam her alanda ilerleme kaydetmeye başlanmıştır. Bu dönemde birçok İslam şehrinde büyük kütüphaneler kurulmuştur. Bunlar aynı zamanda araştırma merkezleriydi. Antik çağa ait birçok kitabın çevirileri yapılmıştır. Antik çağda Thales'le başlayıp gelişen doğa felsefesinin İskenderiye kütüphanesinin yakılmasıyla kesintiye uğramasından sonra İslam uygarlığı içinde tekrar doğuşu Ebu Bekir el Razi ile olmuştur. Bunun yanı sıra Aristoteles ve idealizm felsefesinin takipçisi Farabi'yi ve idealizm ve doğa felsefesini birleştirmeye çalışan İbni Sina'yı önemli isimler arasında sayabiliriz. Ebu Bekir el Razi İslam içindeki önemli akımlarla çatışmaya girmiş ve İslam uygarlığı içinde Thales benzeri bir gelenek kuramamıştır. Daha sonraları Moğol istilası ve Haçlı seferlerinin sonucu olarak bu gelişme durmuştur. Bilhassa Moğol istilası bu elde edilen gelişmelere büyük darbe vurmuştur. Sadece Sivas kütüphanesinin yakılmasında 250.000 kitap yok olmuştur. Müşfik cömert ve çalışkan bir insan olan Râzî, öğrencileri ve hastaları ile ilğilenmediği zamanlarını hep okuyup yazarak geçirmiştir. Muhtemel olarak yoğun çalışma performansının bir sonucu olarak hayatının sonlarına doğru parkinson hastalığına yakalanmış gözlerine katarakt inmiştir. Hastalıkları sebebi ile doğduğu yer olan Rey'de 925 yılında vefat etmiştir. (Kaya, 2007: 479)
Bu dönemde İslam uygarlığının en önemli başarısı Budistlerden aldıkları rakamlarla antik dönem eserlerden elde ettikleri geometriyi sentezleyerek analitik geometri ve cebiri geliştirmeleridir. İspanya'daki Endülüs uygarlığı aracılığıyla bilhassa İbni Rüşd ve diğer bilim adamlarının eserlerinin Latinceye çevrilmesi Bertrand Russell'ın deyimiyle Avrupa uygarlığının doğuşu olmuştur. El-Râzî ğözlerine inen katarakt dolayısıyla öğrencilerinin ameliyatla tedavi önerisini, " Artık çok geç, zaten dünyayı yeterince gördüm!" diyerek kabul etmemesi ona yakışan bilgece tavır olarak nitelendirilir.
eserleri [değiştir]
Râzî kendisininde ifade ettiği üzere kaleme aldığı ikiyüz'den fazla eseri vardır. Ancak bunlardan sadece ellidokuzu günümüze ulaşabilmiştir. Bunlardan birkaçı:
El-Hâvi (20 cilt), 907, (Latince başta olmak üzere 11 dile çevrilmiştir. Döneminin tıp alanındaki en ayrıntılı ve bilgi içeren ders kitabıdır.)
Kitabul-Mansur, 920,
Kîtâb sırru sınâ'ati't-tıb.
Kitâbü't-Tecârib.
Et-Tıbbü'l-Mansûrî.
El-Hâvî yahut el-Câmi'u'l-kebîr.
Ahlaku't-tâbib. Mahmut Kaya " Ünlü Hekim Filozof EbûBekir er-Râzî ve Hekimlik Ahlakı ile ilgili Bir Rîsâlesi " başlığı ile Türkçe'ye çevirip neşretmiştir.
Makâle fî emârâti'ikbâl ve'd-devle. Mahmut Kaya " İkbâl ve Devlete Kavuşmanın Belirtileri " başlığı ile Türkçe'ye tercüme edip yayınlamıştır. İslam Filozoflarından Felsefe Metinleri. (İstanbul 2003. s. 101-103)
Makâle fîmâ ba'de't-tabî'a.
Et-Tıbbü'r- rûbânî. Hüseyin Karaman Ruh Sağlığı adıyla Türkçe'ye çevirmiştir.(İstanbul 2004)
Es-Sîretü'l-felsefiyye. Mahmut Kaya " Filozofça Yaşama " başlığıyla Türkçe'ye tercüme etmiştir. Felsefe arşivi, sy. 27, (İstanbul 1991, s.91-201)

İlgili sorular

2 cevap 47 gösterim
17 Ekim 2012 misafir sordu
3 cevap 112 gösterim
3 cevap 98 gösterim
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...