Sanatın gelişimi nedir?

228 gösterim
22 Eylül 2012 misafir sordu
22 Eylül 2012 düzenledi
acil lazm

1 cevap

0 oy
22 Eylül 2012 misafir cevapladı
Yunan sanatı, Yunan  kabilelerinin  MÖ. 2000’in başlarında  kuzeyden  gelerek Yunan yarımadasına yerleşmelerinden, MÖ. 31’de   Roma   egemenliği dönemine  kadar  süren  dönemi  kapsayan sanattır.
 
 
DÖNEMLERİ
•         MÖ.5000 - MÖ.1500 Prehistorik Dönem
•         MÖ.1500 - MÖ.1100 Miken Sanatı
•         MÖ.1100 - MÖ.  700 Geometrik Dönem
•         MÖ.  700 - MÖ.  600 Doğululaşma Dönemi
•         MÖ.  600 - MÖ.  500 Arkaik Dönem
•         MÖ.  500 - MÖ.  330 Klasik Çağ
•         MÖ.  330 - MÖ.    31 Helenistik Sanat
 
Yunan sanatı asıl olarak M.Ö. 8.yy sonlarındaki doğululaşma dönemindeki gelişmelerle birlikte başlar.Bu dönemde ticaret sebebi ile doğu ülkeleri ile ilişkiler artmış sanatta özellikle Suriye’den etkilenilmiş yeni biçimler ve eğilimler ortaya konulmuştur.Yunan sanatında sanatçı doğu ülkelerinden gelen etkileri kopya etmemiş kendi sanatına bir uyarlama çabası içine girmiştir.Kamusal mimari ve heykel çalışmalarına M.Ö. 7.yy ortalarında rastlanır.Bu gelişmeyle birlikte arkaik dönem başlar.Arkaik dönemin en önemli ürünleri Kore ve Kouros adı verilen kadın ve erkek heykelleridir.Bu heykellerde Frontal duruş* hakimdir ve Mısır sanatını çağrıştırır.Heykellerde Yunan sanatının Mısırdan etkilendiği bir gerçektir.Mısır heykelinde frontal biçimleme özellikleri bir araştırma çabasının ürünleri değildir;aksine bunlar kesin biçimle saptanmış kararlı bir üslubun örnekleridirler ve Mısır tarihinin sonlarına dek sürer.Oysa arkaik Yunan heykelinde söz konusu olan şey ileride geliştirilecek bir naturalist davranışın ilk ve doğal olarak henüz olgunlaşmamış erken ürünlerini verme çabasıdır.
Mimarlık alanında ilk gelişmeler M.Ö. 6.yy başlarında ana yapı malzemesi olarak kesme taşın harçsız bir şekilde kullanılması ilk başlar.En erken örneklerinden başlayarak Yunan mimarlığının temel uğraş alanı tapınak yapımıdır.Bir Yunan tapınağının ana bölümünü Naos** oluşturur.Parthenon (bütün tanrılar) adı verilen bu tapınakların etrafını Peristil denilen  (antik mimarlıkta tapınak yada avlunun çevresini dolanan sürekli sütun dizisi) tiplerine göre değişebilir sayıda sütunlarla çevrili ve bu yapı Krepis denilen basamaklı bir podyum üzerinde yükselmekteydi.İbadet için toplanan cemaatin tapınağın içine girmesi gerekmediğinden tapınağın mimari düzeni dış mekana yönelik olarak biçimlenmiştir.Bu sebeple Yunan mimarlığında ana sorun bir kitle yaratma çabası olmuş,bir anlamda heykelsilik mimarın ana amacı olmuştur.Yunan mimarisinde kullanılan sütunlar bir taşıyıcı sistem olmakla birlikte temel formu kadın ve erkek vücut ölçüleridir.Yunan sanatçılar için evrenin merkezini insan teşkil eder.Bütün ölçüler insandan çıkar.Dolayısıyla mimaride olduğu gibi heykelde ve hatta tanrılarında bile form insan biçimlidir.Mimaride kullanılan Dor (M.Ö. 630) adı verilen erkek vücut ölçüsünden ortaya çıkarılan sütun şekli, İyon adı verilen (M.Ö. 600) kadın vücut ölçülerindeki sütun şekliyle sürmüş ve bir hikayeden etkilenen mimarın Korint (M.Ö. 5.yy) düzeninde sütunlar yapmasıyla mimari zenginlik artmıştır.
 
 
*  Frontal duruş(Alınsallık): Sanat yapıtında insan vücudunun ve özelliklede omuzdan yukarısıyla başın tam ön cepheden betimlenmesi durumu.
          ** Naos: Yunan tapınaklarının kült objelerine ve tanrı heykeline tahsis edilmiş ve içine yalnızca rahiplerin girebildiği en kutsal bölümü.
   
            Helenistik çağa kadar olan sürede tapınak dışında önemli anıtsal kamu yapıtları gerçekleştirilmemiştir.Stoa*, Bouleuterion**, Gimnasium*** ve Amfi tiyatro gibi yapılar Helenistik çağda ortaya çıkan yapı tipleridir.Bu yapılar Agora adı verilen (kamusal yönetimsel ve ticari merkezi niteliğinde olan alan) bir alan çevresinde toplanmıştır.
            Klasik dönemde konutlarda estetik kaygı aranmamış genelinde avlulu çözümler yapıldığı görülmektedir.
Klasik Yunan heykeli tarihteki ilk gerçekçi sanat yönelimi olarak M.Ö. 5.yy başlarında belirmiştir.Kendilerinden önceki tüm uygarlıklardan farklı biçimde,Yunanlılar doğal gerçekliğin sadakatle yansıtılması sorununa öncelik vermişlerdir.Tanrılar bile bu sanatta anatomik açıdan normal insanlardan farklı bir biçimde ele alınmamışlardır.Yunanlı sanatçılar eserlerinde belirli ölçüde bir ülküselleştirmeye gitmişler hatalarından dolayı yılmamışlar cesurca eserler vermişlerdir.Gerek erkek gerekse de kadınlar heykellerde genç ve sağlıklı bir görünüm ve atletik bir vücutla betimlenmiştir.Yüz ifadeleri endişesiz ve sakin bir görünümdedir.Bu açıdan bakıldığında klasik Yunan heykelini tümüyle gerçekçi olmaktan çok,ülküsel bir insan tipini yansıtma konusunda gerçekçi saymak mümkündür.Yunan heykeli her an görülebilen olağan insanı değil olası fakat çok zor rastlanan ülküsel insanı betimlemiştir.
Yunan resim sanatı ile ilgili elde herhangi bir örnek bulunmasa da heykeldeki gibi bir başarının resimde de olduğu varsayılmaktadır.Yinede tarihteki ilk halk sanatı sayılan vazo resimleri Yunan resim sanatına bir nevi örnek teşkil edebilir.
 
ROMA SANATI
         Yaklaşık MÖ.100 yılından MS.300’e hatta Geç Antik dönemde sayılırsa MS.500’e dek devam eden,İtalya’dan başlayarak tüm Akdeniz’e yayılan sanattır.Roma sanatı Yunan sanatının bir devamı,taklitçisi yada yozlaşması biçiminde değerlendirilmiştir.
 
•         Mimaride Yunan mimarisini geliştirerek yeni taşıyıcı sistemler kullanmışlardır.
•         Heykelde portre alanında önemli ve gerçekçi görünen eserler vermişlerdir.
•         Heykellerinin konusu,Yunan heykellerinin taklidi ve yunan mitolojisidir.
•         Duvar resmi,mozaik ve ahşap pano üzerine bir tür tablo resmi yapmışlardır.
•         Sanatçılar perspektif ve mekana önem vermişlerdir.

GOTİK SANAT
            Avrupa kıtasının değişik bölgelerine göre değişik tarihler gösteren bu üslup 12.yy başlarında Fransa’da kendisini göstermiş olup,15.yy sonlarına ve hatta 16.yy içlerine kadar önemini korumuştur.
 
•         Gotik,sivil ve dünyevi bir görüntüye bürünerek,manastırlar ve güçlü dini çevrelerin dışına taşmış toplumsal özellik gösteren dini bir sanattır.
 
•         Gotik sanata yön veren kişilerin din adamı kökenli olmasına rağmen,sanatın gelişmesine olanak tanıyan ortam şehirli tüccarlar ve sanatkarların ağırlık kazandığı şehir ve kasaba kurumlarıdır.
 
•         Yapılan eserler şehirli gurupların ve şehirlerin gücünü gösterir.
 
•         Gotik sanat kilise ve manastırlardan çok milli kimliklerini kazanmaya başlayan krallıklar ve şehir cumhuriyetlerinin sanatıdır.
 
•         Gotik sanat ortamının etkin sanat kolu mimaridir , bu eserlerle şehirli gurupların ve toplumların inancını ve gücünü gösterirken, kilise dinin ilham kaynağı olma amacındadır.
 
•         Gotik sanatın bütün kollarında dikkati çeken en çok bilinen özelliği yukarı doğru uzunlamasına gelişme eğilimi gösteren formların kullanılmış olmasıdır.
 
•         Karmaşık ve dolaşmış doğal biçimlerden yola çıkılarak elde edilmiş zengin bir süsleme tarzına sahiptir.
 
•         Gotik üsluptaki heykeller üç boyutlu,uzama eğilimiyle hemen fark edilen bakımsız formlar halindedir.
 
•         Bina ile bağımlı olduğu halde heykeller,kendilerine ait konuyu içerir.
 
•         Vitray önemli yer tutar.Geniş açıklıklar vitrayla süslenmiş pencerelerle kaplandığı gibi renkli ışıklarla kişiler üzerinde etki yapılmak istenmiştir.
 
•         Resim sanatı kitap resmi olarak başlamış,dinin gücü ve feodalitenin ortadan kalkmasıyla şehirleşme ve yeni toplum şartları resimde de etkisini göstermiştir.

İlgili sorular

1 cevap 1,434 gösterim
22 Eylül 2012 misafir sordu
1 cevap 32 gösterim
2 cevap 66 gösterim
4 Kasım 2012 misafir sordu
1 cevap 226 gösterim
1 cevap 100 gösterim
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
13 Çevrimiçi
0 Üye ve 13 Ziyaretçi

10,587 soru

19,827 cevap

0 yorum

2,789 üye

...