Giresun ile ilgili efsaneler nelerdir?

1,586 gösterim
27 Eylül 2012 misafir sordu
2 Ekim 2012 düzenledi
Giresun ile ilgili efsaneler ?

1 cevap

0 oy
14 Kasım 2012 byz_qny cevapladı
GİRESUN EFSANELERİ
 
Efsaneler halk edebiyatımızın en güzel örneklerindendir. Geçmişle bugün arasında kültürel bağ kurar. İnsanın ve onun oluşturduğu kültürel ortamın yeni nesillere aktarılmasını sağlar. Gerçek veya gerçeküstü varlıklara, yer ve olaylara olağanüstü özellikler atfedilerek oluşturulur. Toplumların inanç ve hayal dünyasındaki çeşitliliği ortaya koyması bakımından önemlidir. Giresun ve çevresinde hala halk hafızasında varlığını muhafaza edebilen efsaneler, mitler ve sözlü kültür unsurları kayda değer nitelik taşırlar.
 
Giresun yöresinde en çok bilinen efsaneler:
 
1- Ada’da Kutsal Heykel Efsanesi
İsrailoğuları Mısır’da iken Hz. Yusuf’un altından bir heykelini yaparlar. Mısır´dan sürgün ile çıkarılmaları Filistin´e yerleşmeleri sırasında heykel Mısır’da kalır. Halkın talebi üzerine Hz. Musa bir mucize ile heykeli Mısır’dan Filistin’e getirir. Ancak o vakitler “Kenanîler” olarak bilinen Fenikeliler, heykeli alırlar Kıbrıs adasına götürürler. Denizcilikle uğraşan Yunanlılar heykeli buradan alarak kutsal Olimpus dağına yerleştirirler. Pers İmparatoru Dara (Dareios) Anadolu ve Yunanistan´ı ele geçirince bu heykeli Mısır´a geri verir. Bundan sonra heykel yine Fenikelilerin eline geçer. Onlar da daha güvenli buldukları Karadeniz’in tek adası olarak Aretias Adası´na yerleştirilirler. Böylece kutsal Yusuf heykeli Giresun’a gelmiş olur. Heykeli almak için Yunanlıların 40 kez adaya saldırırlar, ama başarılı olamazlar.

Giresun şehrinin kurucusu kabul edilen Kral Farnakes, Giresun´a egemen olunca, altın heykeli adadan alarak Kale’de bir tapınağa yerleştirir. Buraya Kale’deki Kufa Kuyusu´ndan su bağlanarak su kutsanmış olur. Bu suyun Lonca Mahallesi’ndeki Meryemana Kaya kilisesi çeşmesine akıtıldığı rivayet edilmektedir. Daha sonra Bizans hâkimiyetine giren Giresun’dan kutsal heykel kaçırılıp kaybolur.
 
2-Seyyid Vakkas Efsanesi
Seyyid Battal Gazi, Abdurrahman Gazi gibi Seyyid Vakkas da Hz. Peygamber ile kan bağı bulunan bir savaşçı, serdengeçtidir. İslam dinin yaymak ve cihat etmek için Karadeniz Bölgesini tercih etmiştir. Efsaneye göre Giresun´u alması için bir fındıkkabuğuyla denizleri aşarak Giresun´a gelmiş; emrindeki kuvvetleri de bir fındık içi ile günlerce beslemiştir.
 
Pontus Devletine son vermek Karadeniz Bölgesine İslam dinin yaymak isteyen Sultan Fatih’in ordusuna katılıp onun Uç Beyi olmuştur. Giresun Kalesi’in deniz ile buluştuğu noktada yer alan Metamorphisis Kilisesi’ne giderek burada gizlice bilgi toplama çalışır. Ancak ayine katılan Hıristiyanlar tarafından fark edilmiştir. Durumunun ortaya çıkması üzerine Hıristiyan halk tarafından yakalanmak istenir. Ancak o savaşmayı tercih eder ve bu yüzden de bir kılıç darbesi ile kellesini kaybeder.
 
Mucizevî biçimde kopan kellesini kolunun altına alarak uzun süre savaşır ve çok sayıda düşman öldürür. Bu şekilde savaşarak Kale eteğine kadar gelir. Bir kadının bu hali görüp hayret ile çığlık atması üzerine de sırrı ifşa olduğu için düşüp ölür. Bu olağanüstü olay halk hafızasında yer eder ve zamanla mezarı üzerine bir türbe inşa edilir.
 
3-Al Kızı Efsanesi
Dereli ilçesinin Kızıltaş yaylasında Sağrakgöl adıyla gizemli bir göl varmış. Suyu soğuk ve oldukça derin olduğu için de kimse buraya girmeye cesaret edemezmiş. Bir gün köyün çok iyi kalpli çobanı, kaybettiği koyunlarını ararken gölün kenarında bir ipek mendil bulmuş. Mendilin sahibi gölün içinde yüzen uzun saçlı bir peri kızıymış. Çoban mendili alıp eve dönmüş. Peri kızı da onu takip ederek çobanın evine gelmek zorunda kalmış. Sonra peri kızı ile çoban evlenmişler, çocukları olmuş.
 
Bu evlilikten evliyanın baş tacı Hacı Ellez (İlyas) Hazretleri olmuş. Yıllar sonra çoban ile peri kızı yine bu gölün kenarına gelmişler ve ilk karşılaştıkları günleri hatırlamışlar. Peri kızı çobandan, ipek mendilini artık geri vermesini istemiş. Çoban da peri kızının yaşlı haline anne oluşuna bakarak kendisini terk edemeyeceğini düşünerek mendilini geri vermiş. Peri kızı mendili alıp Sağrakgöle ayağını dokundurunca ilk günkü gibi gençleşmiş ve güzelleşmiş. Çoban onu kararından geri çevirmek istemişse de başarılı olamamış. Peri kızı “evim al evi olsun, lohusalar şifa bulsun” diye dilek dileyerek gözden kaybolmuş. İşte o günden beri Kızıltaş köyündeki bu ev “al ocağı” olarak kalmış. Loğusa hasta gelinler, kadınlar buraya giderek Al kızından şifa bulmuş.

İlgili sorular

2 cevap 229 gösterim
1 cevap 87 gösterim
2 cevap 236 gösterim
28 Aralık 2012 misafir sordu
1 cevap 56 gösterim
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...