Garip akımının Orhan Veli'nin şiirlerine yansımasını örneklerle anlatabilir misiniz?

112 gösterim
9 Ekim 2012 misafir sordu
9 Ekim 2012 düzenledi
garip şiirinin orhan velinin şiirlerine yansımasını örneklerle anlatabilir misini?

1 cevap

+1 oy
9 Ekim 2012 misafir cevapladı
 
En İyi Cevap
Garip Akımı
Garip, Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday'ın öncülüğünü yaptığı şiir akımının adıdır. Türk şiirinde o güne kadar yer etmiş kalıp ve anlayışlardan kurtulmak gerektiğini savunur ve biçimciliğe, duygusallığa karşı çıkıp, söyleyiş güzelliğini esas alır. 1941'de Orhan Veli, M. Cevdet Anday ve Oktay Rifat üçlüsü, şiirde var olan aşırı duygusallığa, şairaneliğe, basmakalıp söyleyişe başkaldıran şiirlerini Garip adıyla bir kitapta topladılar. Kitaba koyulan Garip adı zamanla hem üç şairi yansıtan bir kimlik kazandı hem de Türk şiirinde yeni başlayan akımı yansıttı.
Garipçiler, "Garip" adlı kitaplarına yazdıkları önsözde, Türk şiirini katı kurallara bağlı ve doğallıktan uzak bulduklarını belirtmişlerdir. Garipçiler'e göre bu durumun temel nedeni hece, uyak, aruz gibi kalıpların şiirde vazgeçilmez sanılmasıydı.
Garipçiler şiirde her türlü kurala ve önceden belirlenmiş kalıplara karşı çıkıp kuralsızlığı kural edindiler. Şiirin ölçü, uyak ve dörtlükle ilgisiz olduğunu, özgür yazılması gerektiğini savundular ve şiirin konularını genişlettiler. O güne kadar "seçkin" bir tür sayılan şiirin her konuda yazılabileceğini savundular. Konuşma dilini şiire dahil ettiler; "nasır" gibi bayağı bir sözcüğün de şiirde kullanılabileceğini gösterdiler. Halk deyişlerini şiire aktardılar.

Orhan Veli
Orhan Veli'nin GARİP dergisinde yayınlanan çalışmaları özgün niteliktedir. Her şeyden önce asırlardır devam eden şiirde kalıp anlayışına karşı durmuş, şiirin ölçü, uyak ve dörtlüklerle yazma zorunluluğunun olmadığını, özgür yazılması gerektiğini savunmuştur. Bununla birlikte her türlü konunun şiirde yer bulabileceği düşüncesi şiirin hapsedildiği konular kafesinden kurtularak,özgürleşmesini sağlamıştır.Üslup olarak Orhan Veli nin konuşma dilini şiire taşıdığını görürüz.Bu da Onun kuralsızlığına güzel bir örnek olarak gösterilebilir. Fakat bunca farklılığa rağmen karşı çıktıkları şiir anlayışı ile çakışan bir yönü vardır, o da söyleyişte güzelliğin esas alınması.
Orhan Veli'nin şiir anlayışı tanımı yapılırken değinilen basitlik, klasik akımın getirdiği kuralcı şiir anlayışının dışına çıkarak daha özgür ve sade şiirlerin yazılmasıdır. Anlam kolaylığının bulunması onun sanat anlayışının çaba sarf etmekten kaçındığı anlamına gelmez. Aksine sade üslupla anlamlı ve güzel yazmak, daha yoğun kabiliyet ve deneyim gerektiren bir uğraştır:
  Şu şairler sevgililerden beter
  Nedir bu adamlardan çektiğim?
  Olur mu böyle, bütün bir geceyi
  Bir kelimenin mahrumiyetinde geçirmek

  AĞLASAM SESİMİ DUYAR MISINIZ MISRALARIMDA;
  DOKUNABİLİR MİSİNİZ?
  GÖZ YAŞLARIMA ELLERİNİZLE?
Bu dizeler Orhan Veli'nin duygusallığının şiire yansımasıdır. Göz yaşları insan oğlunun duygularını, gülümsemeyle birlikte açığa çıkaran en açık eylemdir. Orhan Veli gibi yaşantılarını eserlerine yansıtan bir şairin göz yaşlarını dizelerine taşıması onun duygusal yönünü öğrenmemize olanak sağlar. Şiirin devamına baktığımızda içine düştüğü derdin çözümsüzlüğünü, çaresizliğini dile getirir:
  BİLMEZDİM ŞARKILARIN BU KADAR GÜZEL,
  KELİMELERİNSE KİFAYETSİZ OLDUĞUNU
  BU DERDE DÜŞMEDEN ÖNCE.

Orhan Veli, Garip akımıyla birlikte; şiir seçkin sınıfların temsilcisi olamaz. Tam tersine yönelmesi gereken toplum kesimi, ekonomi ve zevk bakımından gelişmemiş olan halk katmanlarıdır. Bir başka değişle şiir azınlığın değil topluluğun sanatı olmalıdır, düşüncesiyle şiirin bir zümreye aitmiş gibi gösterilmesine haklı bir karşı duruş gösterir. Belki de Orhan Veli'yle birlikte Garip akımının sade üslubu benimsemesinde bu görüş en önemli katkıya sahiptir. Orhan Veli şiirlerinde samimiyeti koruyarak, yazdıklarını bir zümreye değil topluma mal etmiştir. Ona göre şiir hepimizin ortak paydasıdır. Yine de bu toplumcu tutumun Orhan Veli şiirlerinde konu olarak vasat kaldığını görürüz. Bu yüzden Nazım Hikmet gibi toplumsal sorunları işleyen usta şairler tarafından eleştirilmiştir. Fakat üslupta kendisini gösteren toplumcu sanat anlayışı kadar olmasa da konu bakımından da sosyal hayata ilişkin düşüncelerini şiirine az da olsa yansıtmıştır:
  Neler yapmadık ki şu vatan için?
  Kimimiz öldük;
  Kimimiz nutuk söyledik.

Sanatta, edebiyatta tutuna bilmenin ön koşulu taklitten uzaklaşmak, özgünlük yakalamaktır. Orhan Veli, Garip akımıyla birlikte şiire getirdiği yeniliklerle taklitten sakındığını bizlere gösterir.. Mısracı zihniyete ve kafiyeli anlatıma olan karşıtlığı, gündelik konuşma diliyle yazıp, süslü anlatımdan kaçınması, sokaktaki insanı şiirine konu etmesi, şiirde kullanılmayan bir takım sözcükleri şiirlerinde kullanması, edebiyatı belirli zümrelerin tekelinde görmemesi, onu edebiyat gibi kıyısız bir denizde özel kılmıştır. Unutmayalım ki toplumun her alanında başarıyı getirecek olan şart yeniliktir. Yeniliklerle birlikte değişen dünya ya ayak uydurmakla yetinmez dünyanın değişiminde rol sahibi oluruz. Orhan Veli de kişilerden rol çalmayı değil, oluşumda rol almayı seçmiştir. Bu sayede de edebiyatta özgünlük yakalamış ve bu özgünlükle "Garip", "Vazgeçemediğim", "Destan gibi", "Yenisi", "Karşı", "Bütün şiirleri" eserlerini edebiyatımıza kazandırmıştır.
Orhan Veli'nin PTT memurluğundan istifa ettiği dönemleri konu alan şiiri bu özelliğne örnektir:
  Beni bu güzel havalar mahvetti,
  Böyle havada istifa ettim
  Evkaftaki memuriyetimden.
  Tütüne böyle havada alıştım,
  Böyle havada aşık oldum;
  Eve ekmekle tuz götürmeyi
  Böyle havalarda unuttum;
  Şiir yazma hastalığım
  hep böyle havalarda nüksetti
  Beni bu güzel havalar mahvetti

Şairin şiir anlayışının oluşumunda Batı Edebiyatı'nın da rolü vardır. Öyle ki Orhan Veli bu anlamda aldığı yenilikleri şiirine yansıtmakla kalmamış, Batı Edebiyatı'ndan çeviri çalışmaları da yapmıştır.

İlgili sorular

Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...