Satrancın dinimizdeki yeri nedir?

31 gösterim
15 Ekim 2012 misafir sordu
15 Ekim 2012 düzenledi
santrancın dininimizdeki yeri nedir

1 cevap

0 oy
21 Kasım 2012 zehra eryılmaz cevapladı
Cevab:

Satranç, okullara varıncaya kadar ülkemizde yaygınlaşmış olan bir oyun çeşididir. Hakkında kurslar, müsabakalar tertip ediliyor, gazete ve dergilerde özel bölümler ayrılıyor; hattâ televizyonda ayrı programlar yapılıyor. Neticede, halk içinde, bilhassa gençler arasında değişik zaman ve zeminlerde oynanıyor.

Durum böyleyken, her oyunda olduğu gibi, satrançta da dinimizin getirdiği bir ölçü vardır. Helâl ve haramlığı hususunda görüşler mevcuttur. Bunun için, ne kadar yaygın hale gelirse gelsin, herkes tarafından benimsenmiş olursa olsun, onun ne caiz oluşuna, ne de haramlığına bir delil oluşturmaz.

Bilindiği gibi, satranç İran kaynaklı bir oyun olup, diğer ülkelere oradan yayılmıştır. Daha önceleri Araplar arasında fazla bilinmiyordu. Fakat İran fethedilip İranlılarla münasebetler başlayınca, yavaş yavaş İran âdetleri de Müslümanlar arasında görülmeye başladı. İslâmiyet, prensip olarak her milletin, kendi ruhuna uygun olan veya ters düşmeyen hususî âdet ve alışkanlıklarını hoşgörü ile karşılamış, ilişmemiştir. Fakat içinde mahzur taşıyan, zararı mevcut olan davranış, hareket ve âdetleri de yasaklamış; onların terk edilmesini emretmiştir.

Sahih hadis kitaplarında yer almasa da, bazı rivayetlerde satranç “şah sahibi” olarak geçmekte ve oynanmasına cevaz verilmemektedir. Hz. Ali (r.a.) “Satranç Acemlerin kumarıdır” diye satrancı hoş karşılamazken, Sahabe-i Kiramdan Ebû Musa el-Eşarî, “Satrancı ancak günahtan sakınmayanlar oynar” demiş, büyük fıkıh âlimi İbrahim en-Nehâî ise kendisine satranç hakkında sorulduğunda, “O lânetlenmiştir” diye cevap vermiştir. Aynı şekilde Abdullah ibni Ömer, “Satranç diğer kumarlardan daha kötüdür” görüşünü benimserken, İmam-ı Mâlik satrancı tavla gibi değerlendirmekte ve haram saymaktadır.1

Bu rivayet ve görüşleri benimseyen İslâm hukukçularının çoğuna göre, satranç oynamak caiz olmayıp, haram kabul edilmektedir. Hanefî mezhebinin tercih edilen görüşü de bu şekildedir.

Ancak bazı âlimler satrancı aynı kategoriye sokmamakta, birtakım şartlar dahilinde oynanmasının caiz olabileceğini düşünmektedirler. Şâfiî mezhebinin kudretli âlimlerinden İmam Nevevî bu hususta şöyle der:

“Satranç, âlimlerin çoğuna göre haramdır. Bir kimse bu oyun sebebiyle bir namaz vaktini geçirir veya bir menfaat karşılığında oynarsa bize göre de haramdır.”

Hanefî ulemasından İbni Âbidin, satranç için, “Haramdır, bizim mezhebimizde büyük günahtır” dedikten sonra, İmam Şâfiî’nin ve bir rivayete göre İmam Ebû Yusuf’un satrancı mubah saydıklarını kaydetmektedir. Vehbâniyye, Şarih’in “Satrançta beis yoktur” sözüne ise, “Bu bir rivayettir” demektedir.2

İmam Nevevî’nin de belirttiği gibi, satrancın mubah sayılması için dört şartın mevcut olması gerekir:

1. Satranç oynayanlar, oyuna dalmak suretiyle namazın gecikmesine meydan vermemelidir.

2. Satranç kumara yol açacak şekilde para ve benzeri bir menfaat karşılığında oynanmamalı, yani kazanan ve kaybeden birşey alma şartını koşmamalıdır.

3. Oynayanlar, oyun esnasında dillerini kötü sözlerden yalan, gıybet ve küfürden sakındırmalıdır.

4. Satranca alışan kimseler, ondan vaz geçemeyecek kadar müptelâ olmamalıdır.
Şu halde, bu görüşe göre, ölçüyü kaçırmamak, ibadetlere mâni olmamak ve günahlara vesile kılınmamak şartıyla, satranç mubah görülmektedir.

Satrancın mubahlığını, oyunun kendi mahiyeti itibariyle ele alan Şâfiî ulemâsından İbni Hacer el-Mekkî ise tavla ile satranç arasındaki farkı şöyle izah etmektedir:

“Tavlada oyun zarlara dayanmaktadır. Fakat satranç düşünce ve zihnî melekeye dayanmaktadır. Bu bakımdan, savaş taktikleri hususunda bundan istifade edilebilir.”
Ez-Zevâcir isimli eserinde bu meseleye uzunca yer veren İbni Hacer son olarak şu neticeye varmaktadır:

“Bu meseledeki farklı görüşleri uzun boylu zikretmenin bir faydası yoktur. Kaide anlaşıldıktan sonra üzerine hükmü bina etmek mümkün olur. Kaide şudur: Bu çeşit oyunlar düşünce ve hesaba dayanıyorsa, helâl demekten başka yol yoktur. Satranç bunun gibidir. Şayet zar ve tahmine dayanıyorsa, buna da haram demekten başka çare yoktur. Tavla da bunun gibidir.”3

Netice itibariyle, İmam Şâfiî ve Ebû Yusuf’un şartlarına uyarak, İbni Hacer’in de izahını göz önüne alarak, ruhsat tarafını tercih edip, satranç oynayanların mes’uliyetten kurtulmaları mümkündür.

1. ez-Zevâcir, 2: 200.
2. Reddü’l-Muhtar, 5: 523.
3. ez-Zevâcir, 2: 201-202.

Mehmed Paksu İbadet Hayatımız-1


*Ödüllü satranç turnuvalarında dereceye girdiğimizden dolayı verilen, kazanılan para ödülü helal midir?

Cevab:

Bu yarışmaya katılanların kaybettiklerinde herhangi bir para ödeme durumu yoksa bu para caiz olur.


SATRANÇ:
Satranç ancak sahabe devrinde İslam dünyasına tanınmış ve hükmünde görüş ayrılıkları çıkmıştır.Satranç Hind kaynaklı çok eski bir oyun olmakla beraber,Müslümanlar onu, Hz.Ömer ‘in halifeliği döneminde, İran kanalıyla öğrenmişlerdir.Yani Satranç, Resulullah(sav) döneminde Müslümanlar arasında bilinmemekteydi.

Satrancın haram olduğunu saymak için sağlam bir delil bulunmadığı açıktır..Diğer mübah oyunlar gibi bunun da caiz olabilmesi için bazı şartlar vardır. Bunlar:

1- Oynamaya dalıp namazı geçirmemek,

2- Kumara alet etmemek,

3- Oyun sırasında dilimizi kötü sözden sakınmak.

Hidaye sahibi Merginani, Efendimizden(sav): “satranç ve tavla oynayan elini domuz kanına bulamış gibidir” diye bir hadis nakleder.Ancak Hidaye’nin hadislerini tahriç eden Zeylai onun satranç konusunda verdiği bu ve başka bir hadisin her ikisinin de son derece zayıf olduğunu söyler.Konkordansın indekslediği 9 meşhur hadis kitabında da satrançla ilgili bir hadis yoktur.

Geniş bilgi için Faruk Beşer’in Hanımlara Özel Fetvalar(Nun yayıncılık)’a ve İsmail Mutlu’nun İslam’da helaller ve haramlar(Mutlu yay) adlı eserlere bakılabilir.


Hellaler-haramlar-H.Karaman

I- Satranç:
Santranç ancak sahabe devrinde İslâm dünyasınca tanınmış ve hükmünde görüş ayrılığı meydana gelmiştir: Sahâbeden Hz. Ali, İbn Ömer, mezheblerden hanefî ve hanbelîlere göre haramdır.
İbn Abbâs, Ebû-Hureyre, İbn Sîrîn, Saîd b. El-Müseyyeb, İbn Cübeyr gibi sahâbe ve tâbiûn fukahasına göre mübah, şafiî ve malikilere göre haram değil, mekruhtur. Nevevî'nin nakline göre tenzihen mekruh nev'indendir.
Satrancı haram saymak için sağlam bir delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Özetle anlaşılan odur ki;Hayra vesile edilerek satrancın yukarıda belirtilen şartlar doğrultusunda okullarda bu kollara seçilinmesi ve bu kollarda görev alınmasında bir beis,en az ihtimalle haram olduğuna dair açık bir delil yoktur.

İlgili sorular

2 cevap 70 gösterim
8 Ocak 2013 misafir sordu
2 cevap 31 gösterim
3 cevap 394 gösterim
1 cevap 134 gösterim
13 Nisan 2013 misafir sordu
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...