Atmosfer nedir?

21 gösterim
29 Ocak 2013 sorucu sordu
29 Ocak 2013 nötrino düzenledi

1 cevap

+1 oy
29 Ocak 2013 bilgilikonular cevapladı
29 Ocak 2013 sorucu seçti
 
En İyi Cevap
Bazı gök cisimlerinin etrafını saran gaz tabakasına verilen ad. Bu gaz tabakası, o gök cisminin çekim kuvveti sebepiyle uzaya yayılmaz. Dünya atmosferi (Hava): Atmosfer, yeryüzünden başlar ve takriben 3200 km yüksekliğe sahiptir. Üst seviyesi kesin olarak sınırlandırılamamaktadır. Bir hava deryası altında yaşamaktayız. Havanın yoğunluğu ilk 100 kilometrede daha fazladır. Yukarılarda ise hafif gaz tabakaları vardır. Havanın yoğunluğunun yükseklikle değiştiğini ilk defa keşfeden, İslam alimlerinden İbn-i Heysem'dir (965-1038)

Atmosfer, canlıların yaşaması için lüzumlu oksijen, karbondioksit ve azot kaynaklarını geniş ölçüde sağlar. Hayatın mevcudiyeti için suyu temin eder. Endüstrinin ve canlı organizmaların artıklarını yok eder. Fotosentez için lüzumlu güneş ışınını geçirir. Aynı zamanda öldürücü ultraviyole ışınlarından ve kozmik ışınlardan, uzaydan yağan meteorlardan, dünyayı korur. Haberleşme için de lüzumludur. Sesi ve elektromagnetik (ışık ve radyo) dalgalarını iletir ve atmosferin üst kısmında elektriği ileten bir tabaka, radyo dalgalarını yansıtır. Böylece ufkun sınırının ötesinde haberleşmeyi ve hava araçlarının uçuşunu özel durumlar hariç mümkün kılar.

Güneş enerjisi dünyaya geldikçe, atmosferin değişik hareketlerini devam ettirir. Dünya üzerinde yüzlerce km yüksekte yörüngede dönen hava uydularından, çalkantılı havayı belirten, karmaşık ve devamlı değişken bulut yapıları gözlenebilir. Bulutların bir kısmı kilometrelerce uzakta, bir kısmı daha yakın, bazıları basit yapılı, bazıları da daha teferruatlı yapıdadır.

Fiziki özellikleri:Okyanusların sekiz yüz metre derinliğinde yaşayan balıklar, havaya çıkarılınca parçalandığı gibi, insanlar da hava basıncı altından çıkarılınca yaşayamaz. Hava, deniz kenarında, bir santimetrekare yüzeye yaklaşık olarak bir kilogram basınç yapmaktadır. Bu basınç miktarına, "bir atmosfer" denir ki 76 cm yüksekliğindeki civa sütununun basıncına eşittir. Civanın özgül ağırlığı 13,6 gr/cm 3 olduğu için, bin otuz üç santimetre (76x13,6=1033,6) suyun basıncı, yani 10 m ve 33 cm yüksekliğindeki suyun basıncı bir atmosferdir. İnsan derisinin yüzölçümü, ortalama bir buçuk metre kare olduğuna göre, hava hepimizi on beş ton kuvvetle ezmektedir. Bu büyük kuvvet altında, pestil haline gelmeyişimiz, solunum sayesindedir. Solunum yolları, akciğer keseleri, kapiller ve kan damarları ile vücudumuzun bütün hücrelerine hava gittiğinden, içimizde de, hariçteki basınca eşit bir basınç mevcuttur. Sıcak havada basınç azalır, barometre düşer. Soğukta ise yükselir. Bu basınç değişmesi, sıhhatimiz için de çok mühimdir. Bu değişme olmasaydı, bildiğimiz hastalıkların dörtte biri mevcut olmazdı. Sıhhi iklimler; kırların ve kışın yaylaların, ilkbaharda ekvator adalarının iklimleridir.

Hava ile yeryüzü, elektrik bakımından birbirine karşı, bir pilin kutupları vaziyetindedir. Hava artı, yeryüzü eksi yüklüdür. Bu iki kutup arasında yaşamakta olan insan elli litre tuzlu su taşıdığından, kuvvetli bir iletkendir. Üzerimiz yüzbinlerce kıl ile örtülü olduğundan bir verici istasyonu halindeyiz.

Su atmosfere, dünya üzerinde buharlaşarak karışır ve yoğunlaşarak kar ve yağmur yağışı şeklinde geri döner. Karbondioksit; bitkiler hariç, canlıların nefes vermesi ve yanma olayı ile atmosfere karışır ve fotosentezle temizlenir. Çok miktarda karbondioksit, okyanus içindeki küçük bitkiler tarafından emilir ve bırakılır. Ozon; oksijen atomlarının ve moleküllerinin, atmosferin 20-50 km yüksekliğinde, güneş ışınlarındaki ultraviyole ışınlarını absorbasyonu ile meydana gelir. Meydana gelen ozon, diğer güneş ışınlarını absorbe ederek tekrar atomik ve moleküler oksijene dönüşür.

Ozon hariç, hemen hemen bütün oksijen gazı yeryüzünden itibaren 80 kilometreye kadar diatomik (iki atomlu) haldedir. 100 kilometrenin yukarısında ise ultraviyole güneş ışığının absorbasyonu oksijeni tek atomlu halde tutar. Dünya yüzeyinde 80-300 kilometre yükseklikteki bölgede ise önemli elektrik ve manyetik etkileri sağlayacak yeterli oksijen iyonları vardır. 500 kilometrenin üzerinde helyum muhtemelen esas atmosfer gazıdır. Helyum 3000 kilometreden itibaren gezegenler arası gazlar ile karıştığı yere kadar yavaş yavaş hidrojene yer verir.

Atmosferdeki dağınık katı ve sıvı parçacıklar çok değişik kaynaklardan gelir. Bu parçacıklar yeryüzünden sürüklenerek veya deniz yüzeylerinin buharlaşmasından meydana gelebilir. Yanardağlar ve yangınlar, toz ve duman parçacıklarını ortaya çıkarır. İnsanlar da yakıtları yakma ve endüstri artıklarını havaya karıştırmakla atmosferin terkibine tesir ederler.

Dünya yüzeyine varmadan buharlaşan meteorlar, her gün atmosfere yaklaşık olarak bir ton madde ilave eder. Bu materyalin çoğu, sonunda dünya üzerinde birikir.

Güneşten gelen maddeler, atmosferin dış bölgesine girer. Güneş rüzgarı olarak bilinen yüklü parçacıklar, güneşten her yöne doğru devamlı akar. Parçacıklar (proton ve elektronlar) güneşin ve dünyanın magnetik alanıyla birlikte etkileşirler. Neticede güneş rüzgarının şiddeti düzensiz olarak değişir ve haliyle dünyanın magnetik alanının çekimini etkiler. Zerrecikler dünyanın yüzeyine erişmezler. Bunun yerine dünyanın mağnetik alanı tarafından saptırılır veya dünyayı 3.000-30.000 km yükseklikte saran Van Allen radyasyon kuşağı tarafından tutulur.

Atmosfer uzaydan devamlı çok yüksek enerji yağmuru (genellikle protonlar) alır. Kozmik ışın denen bu parçacıklar, dünyanın magnetik alanı tarafından kısmen yansıtılır. Fakat atmosferi geçip yeryüzüne çıkacak kadar enerjisi vardır.Atmosferden geçerken hava molekülleriyle çarpışırlar. Bunun sonucu yeryüzüne varabilecek çok miktarda ikinci kozmik ışınları üretilir.

Bu suretle atmosferin bütün terkibi, işlemlerin karmaşık dengesiyle belirlenir. Bu işlemler; bitkiler tarafından karbondioksitin absorbesini ve oksijenin verilmesini, diğer canlılar tarafından oksijenin alınıp karbondioksitin verilmesini, yanardağlardan gazların boşalmasını, suyun buharlaşmasını ve yoğunlaşmasını, fotokimyasal işlemi, dünya yüzünden ve uzaydan parçacıkların ilavesini ihtiva eder. İnsanlar da keza gazları ve havayı kirleten maddeleri atmosfere karıştırır. Ekzosferden (atmosfer basıncı en az olan en yüksek tabaka) hafif gazların (esasen hidrojen ve helyum) atomlarının kaçışından dolayı biraz madde kaybı vardır. Atmosferin toplam ağırlığında kazanç veya kayıp olup olmadığı net belli değildir.

İlgili sorular

1 cevap 45 gösterim
1 cevap 89 gösterim
1 cevap 267 gösterim
5 cevap 203 gösterim
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...