Beyin hakkında bilgi verir misiniz?

33 gösterim
29 Ocak 2013 sorucu sordu
29 Ocak 2013 nötrino düzenledi

2 Cevap

+2 oy
29 Ocak 2013 bilgilikonular cevapladı
29 Ocak 2013 sorucu seçti
 
En İyi Cevap
Kafa içi boşluğunu dolduran, üç kat beyin zarı ile örtülü, beyaza yakın gri renkli, yumuşak sinir sisteminin en önemli kısmı ve merkezi olan organ. Beyin, kendisini koruyan kafatası boşluğu içerisinde yer alır. Biçimi, büyüklüğü ve ağırlığı; kafatasının biçimine, ayrıca canlının vücut büyüklüğüne ve gelişmiş olmasına bağlıdır. İnsan beyninin ağırlığı 1300-1800 gr arasında değişir. Bir filin beyni ise 5000 gr civarındadır. Görüldüğü gibi beynin ağırlığı, kabiliyetini göstermemektedir. Beynin kabiliyeti bazı kitaplarda evvelce belirtildiği gibi kıvrımlarının sayısına da bağlı değildir. Zira bazı balıkların beyin kıvrımlarının sayısı insan beynindekinden daha fazladır. İlim adamları bunu daha ilmi metodlarla araştırmalarına rağmen ortak bir sonuca henüz ulaşılamamıştır

Beynin veya sinir hücrelerinin bir özelliği, uyarılabilir olmalarıdır. Bir sinir hücresi uyarıldığı zaman ortaya çıkan uyarı dalgası hücreden hücreye yayılır. Bu, ateşlenen barutta her taneciğin bir sonraki barut tanesini ateşlemesine benzetilebilir. Sinir hücrelerini uyaran tesirler ısı, ışık, ses, temas olabilmektedir. Uyarı bir hareket veya aktif bir cevap uyandıracaksa, sonuçta ortaya çıkan cevap yine sinir uzantılarıyla kaslara ulaştırılır. Burada karar organı beyindir. Ancak reflekslerde durum daha değişik olup istek dışı olarak hareket ortaya çıkmaktadır.

Kimyasal olarak, beynin başlıca yapı maddesi proteindir. Fakat vücudun diğer organlarında fazla bulunmayan bazı yağlı maddeler (lesitin gibi) beyinde bol miktarda bulunmaktadırlar. Sinir faaliyetinin enerjisi glükozun (bir basit şeker) oksijenle yanmasından sağlanır. Beynin kimyasal veya fiziksel özellikleri vücudun diğer organlarındakinden fazla bir fark göstermez.

Omurgalı hayvanların da bir beyni olduğu bilinmektedir. Daha basit yapılı canlıların bir sinir sistemi bulunmasına rağmen bir beyinleri yoktur. Omurgalı hayvanlar ve insan ana karnında cenin halinde iken beyinleri boru biçiminde bir boş organdan gelişmektedir. Organın ortasındaki boş kısım daha sonra omurilikte daralarak omurilik "merkezi kanalı"nı meydana getirir. Merkezi kanalın yukarı doğru uzantısı beyin içindeki ventrikülleri, yani "beyin sarnıçları"nı meydana getirmektedir. Ön beyinden gelişme esnasındaki belli bir zamanda göz çıkıntısı ortaya çıkmaktadır. Göz sinirleri beynin ileri doğru uzantısı olarak kabul edilirler.

İnsan beyni doğuşta gelişmesini tamamlamamıştır. Çocuğun ana karnında büyümesiyle insan beyni de gelişmesini tamamlamaktadır. Bazı beyin sinirlerinin kılıfları doğumdan sonra teşekkül eder. Beyin doğuşta insan yavrusunun en büyük organıdır ve vücut ağırlığının 12’de birine eşittir. Ancak 20 yaşına gelindiğinde ağırlığı vücut ağırlığının 50’de birine eşit hale gelir. Hem beynin hem de omurga kanalı içerisindeki omuriliğin etrafında katlı koruyucu bir zar bulunmaktadır. Dıştaki zara sert beyin zarı, içtekine de yumuşak beyin zarı denilmektedir. Yumuşak beyin zarı da Araknoid ve Pia mater diye iki kattan yapılıdır. Bunlarda Araknoid dışa yakın olup, Pia mater omurilik veya beyne yapışık vaziyettedir. Araknoid ile Pia mater arasında "beyin omurilik sıvısı" bulunur. Bu sıvı, beynin ve omuriliğin bütün yüzeylerini çevreler. Beyin; beyin yarıküreleri (hemisferler), orta beyin, beyincik ve beyin sapından meydana gelir. Beyin sapı da, pons ve omurilik soğanından meydana gelir.

Beyin önden arkaya doğru derin bir yarık ile iki ayrı yarıküreye (hemisfere), bunlar da derin yarıklarla başlıca dört bölüme ayrılır. Her parçaya lob denilmektedir. Önde alın lobu, arka üst kısımda yan tepe lobu, şakak lobu ve art kafa lobu, beyin yarıkürelerinin kısımlarıdır. Beyin yarı küreleri ortadan birbirlerine "beyin büyük birleşiği" (Corpus Callosum) ile bağlanırlar. Ayrıca ara beyin yapıları da her iki hemisferi birbirine bağlarlar.

Beyin; işitme, görme, kavrama, öğrenme, düşünme, akılda tutma gibi hassaların komuta merkezidir. Bir beyin kesitine bakıldığında gri ve beyaz olarak iki ayrı renkte kısımdan meydana geldiği görülür. Gri bölümlere "gri cevher"; beyaz bölümlere de "ak cevher" denir. Gri cevher, sinir hücrelerinden; ak cevher ise, sinir hücrelerinin uzantılarından meydana gelmiştir. Beynin kabuk kısımları gri, iç kısımları ak maddeden ibarettir. Ayrıca beynin iç kısımlarında da gri maddeden yapılı çekirdekler (beynin nukleusları) bulunur. Gri maddeyi meydana getiren milyonlarca hücre dıştan etkilenerek kazandıkları özellik ve bilgileri bir ağ gibi birbirini saran sinir telleriyle birbirlerine iletirler.

Beyin yüzeyinde belirli bir fonksiyonu gerçekleştirmekle mesul bölgeye, o fonksiyonun merkezi denilir. Mesela, alın lobu ile yan tepe lobunu birbirinden ayıran yarığın ön kısmında hareket merkezleri, arka kısmında duyu merkezleri bulunmaktadır. Ard kafa lobunda görme duyusu ile ilgili işlemler gerçekleştirilir. Alın lobunun büyük bir kısmı henüz yeterince anlaşılamamış görevler yapar. Duyu ve davranışları düzenleyen merkezlerin alın lobunda bulunduğu zannedilmektedir. Bu alanda hafıza ve karışık zihni faaliyetler gerçekleşir. Alkoliklerde en önce hasara uğrayan alın lobundaki sinir hücreleridir. Alınan alkol miktarının çok düşük olduğu hallerde bile bu hücrelerin zarara uğrayacağı tespit edilmiştir.

Beynin, ilaçla ve cerrahi yollar ile tedavi edilebilen pekçok hastalığı vardır. Beynin tıbbi hastalıkları ile nöroloji (asabiye) bilim dalı ilgilenir. Sara, beyin damarlarının hastalıkları (tıkanma veya kanamalar, felçler), enfeksiyon hastalıkları (menenjit, beyin iltihabı, beyin absesi) ve parkinson hastalığının tedavisi, nörolojinin sahasına girer.

Beyin urları, darbe ve çarpmalar ile meydana gelen kırık ve kanamaların yaptığı basınçlar, anevrizma gibi damar hastalıklarının cerrahi usullerle tedavisiyle de "Beyin Cerrahi" dalı uğraşır.
0 oy
29 Ocak 2013 nuriye42 cevapladı
Anatomik olarak sinir sistemi merkezi ve periferik sinir sistemi olmak üzere iki bölümde incelenir. Merkezi Sinir Sistemi (MSS) beyin ve omurilikten oluşur. Bu iki merkez dışında kalan sinirler ise Periferik sinir sistemini oluşturur. Periferik sinirler dış ortam ile merkez sinir sistemi arasında bağlantı sağlar. Periferik sinir sistemi de kendi arasında Somatik sinir sistemi ve Otonom sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılır. Ama bu bölümde daha çok merkezi sinir sistemi ve onun en önemli bölümü olan beyin üzerinde durulacaktır. Merkez sinir sistemi gelen bilgileri toplayan, yorumlayan, saklayan ve gerekli reaksiyonu oluşturan bölümdür.
Beyin, omurilik ve tüm vücuttaki sinirler, sinir sistemini oluşturur. Sinir sistemi vücudun kumanda merkezidir. Bilgilerin algılanması, değerlendirilmesi, saklanması ve gerekli yerlere gönderilmesi görevlerini yerine getirir. Sinir sistemi, hormon sistemi ile birlikte bütün organ sistemlerinin çalışmasını düzenler ve organizmanın dış dünyanın sürekli değişen koşullarına uyum göstermesini sağlar. Sinir sistemi özelleşmiş alıcıları (reseptörler) yardımıyla organizmanın çevresindeki değişimleri algılar ve bunları getirici sinir lifleri ile üst merkezlere (beyine) iletir. Bilgiler burada işlenir ve götürücü sinir lifleriyle gerekli organlara iletilerek uygun reaksiyonlar verilir.
Beyin fonksiyonları hem gizemli hem de olağanüstüdür. Tüm düşünceler, inanışlar, hatıralar, tavırlar ve ruh halleri beyinden gelir. Beyin, düşünme yeri ve vücudun geri kalanı için kontrol merkezidir. Beyin, hareket etme, dokunma, koklama, duyma ve görme yeteneklerini koordine eder. İnsanların kelime oluşturabilmelerini, rakamları anlayıp kullanabilmelerini, müzik besteleyip zevk alabilmelerini, geometrik şekilleri görüp anlayabilmelerini ve başkalarıyla iletişim kurabilmelerini mümkün kılar. Beynin, ileriyi planlama ve hayal etme yetenekleri ile karmaşık bir sistemdir. Beyin, iç organlardan, vücut yüzeyinden ya da gözlerden, kulaklardan ya da burundan gelen tüm uyarıların muhakemesini yapar. Daha sonra, vücudun konumunu, dudakların hareketini ve iç organların işleyiş hızını düzelterek bu uyarılara karşılık verir. Beyin, ayrıca, uyanıklılık ve ruh halini de ayarlayabilir. Beynin sürekli besine ihtiyacı vardır: son derece yüksek ve sürekli kan akımı ve oksijene ihtiyaç duyar, öyle ki kalpten gelen kanın yaklaşık yüzde 20'si beyne gider. On saniyeden uzun süre kan akışının olmayışı, bilinç kaybına yol açabilir. Oksijen eksikliği, anormal derecede düşük kan şekeri seviyesi ya da toksik maddeler, beynin saniyeler içinde yanlış işlemesine neden olabilir, ancak beyin, çoğunlukla bu sorunları önleyebilecek mekanizmalarla savunulmaktadır.
BEYİN KABUĞU(KORTEKS)
Ne yazık ki beynin bütün bölümleri içinde en az bilgimiz serebral korteksin işleyiş mekanizması konusundadır. Oysa korteks (Beyin kabuğu) sinir sisteminin en büyük bölümüdür. Bununla birlikte korteksin değişik bölümlerinin tahrip yada uyarılmasının sonuçlarını biliyoruz.
Beyin kabuğunun fonksiyonel parçası nöronlardan oluşan 2-5 mm kalınlığında ince bir tabaka olup beynin bütün giruslarının (Kıvrım) yüzeyini örtmektedir. Kapladığı tüm alan bir metrekarenin dörtte biri kadardır. Beyin kabuğunun tümü yaklaşık 10 milyar nöron içermektedir. Temel olarak üç farklı hücre tipi ile karşılaşırız (granüler, fuziform, piramidal) Bu hücrelerin yoğunluklarına göre yapılan bir sınıflamada beyin beş ana yapısal tipe ayrılır. Korteksin farklı yapısal tiplerinin sıklıkla birbirine benzer fonksiyonlarını gösteren haritaya "Brodman Haritası" denir.
Beyin kabuğundaki bütün alanların "Talamus" ile getirici ve götürücü dolaysız bağlantıları vardır. Bağlantı talamustan kortekse korteksten talamusadır. Talamus ile bağlantı kesilirse buna bağlı kortikal alanın fonksiyonları tamamen yada tamamına yakın ortadan kalkar. Korteks talamusla sıkı bir işbirliği içinde çalışır ve anatomik-fonksiyonel yönden talamusun gelişmiş bir uzantısı olarak kabul edilebilir. (Talamokortikal sistem) Bunun gibi duyu organlarından kalkan bütün yollar talamustan geçerek kortekse varır. Buna uymayan tek örnek: koku yollarıdır.
BEYNİ OLUŞTURAN YAPILAR
Beyin: Corpus callosum (beyin büyük birleşeği) adı verilen sinir lifleri tarafından ortada birbirine bağlanan sol ve sağ yarıkürelere bölünmüş dolambaçlı bir doku kütlesidir. Ortalama bir erişkinin beyni 1300-1400 gramdır. Beyin 100 milyar sinir hücresi (nöron) ve trilyonlarca "glia" denilen destek hücrelerinden oluşur. Beyin ayrıca, ön, çeper, oksipital (arka) ve şakak loblarına bölünmüştür.
Prefrontal(alın-ön) lobu: Konuşma, ruh hali, düşünme ve gelecek için plan yapma gibi motor davranışları kontrol eder. Çoğu kimsede, dilin kontrolü, esas olarak sol ön lobda yer alır.
- Geleceğin planlanması
- Gelen duyusal sinyallere cevap olacak eylemin geciktirilmesi ve böylece en iyi cevap sırası kararlaştırılana kadar duyusal enformasyonun ölçülüp tartılabilmesi
- Motor eylemlerin (el-kol hareketleri v.b.)sonuçlarının hatta bunlar eyleme konmadan önce ,göz önünde tutulması
- Komplike matematik,hukuki ve filozofik problemlerin çözümü
- Nadir hastalıkların tanısında çok değişik kaynaklardan gelen bilgilerin korelasyonu
- Kişinin kendi eylemlerini moral yasalara göre denetlemesi
Bu alanın tahribinde duyusal sinyalleri genel olarak aceleyle cevaplandırır. Örneğin kavgada dövemeyeceği kadar kuvvetli bir kişiden kaçmak yerine ona saldırır. İdrar ve gaitasını boşaltmada cinsel aktivitede ve sosyal davranışlarında normal ölçülerin dışına çıkabilir bu konularda kayıtsız ve dikkatsizdir. Ruh hali hızlı bir değişiklik eğilimi gösterir yumuşaklıktan nefrete, sevinçten kedere, keyiften öfkeye kolayca geçebilir. Uzun ve komplike düşünceleri izleme yeteneği olmayan dikkati kolay dağılan bir kişi olur.
Oksipital (arka) loblar,: Primer görme korteksi elektrikle uyarıldığında kişi:yanan sönen ışıklar,parlak çizgiler,renkler görmektedir. Burada anlatılan görmenin 1.basamağıdır.Kompleks bir görme işlevi beyin korteksinde yaygın bir iletimin ve bağlantıların sonucu "görme asosyasyon"alanlarında oluşabilir.

İlgili sorular

1 cevap 51 gösterim
1 cevap 129 gösterim
1 cevap 95 gösterim
23 Şubat 2012 misafir sordu
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...