Johannes Kepler kimdir?

15 gösterim
6 Şubat 2013 alara_money sordu
6 Şubat 2013 nötrino düzenledi

2 Cevap

0 oy
8 Şubat 2013 Bae Soo Bin cevapladı
Johannes Kepler (27 Aralık 1571 - 15 Kasım 1630) Alman astronom, fizikçi ve matematikçi.
 
Tübingen Üniversitesi'nde öğrenim gördü. 1591'de master derecesi aldı. Graz'da matematik profesörlüğü yaptı. Bu dönemde yazdığı Mysterium cosmographicum (Evrenin Gizleri, 1596) adlı yapıtında açıkladığı gezegen sistemiyle ünlü astronomlar arasına katıldı. 1598'de Graz'daki protestanların kenti terketmelerinin istenmesi üzerine Kepler dönemin ünlü astronomu olan ve Prag'da devlet matematikçisi olarak çalışan Tycho Brahe'nin çağrısıyla Prag'a yerleşti. Tycho'nun ölümü üzerine İmparator II. Rudolf tarafından onun yerine atandı. Tycho Brahe'nin derlediği değerli astronomik gözlemlerden yararlanan Kepler, gezegenlerin hareketleriyle ilgili çalışmaları sırasında Mars'ın yörüngesini incelerken kendi adıyla anılan yasaların ilk ikisini buldu.II. Rudolf'un yerine geçen kardeşi, Kepler'i Yukarı Avusturya devletleri matematikçisi olarak atadı. Linz'de kaldığı 14 yıl içinde iki kitap yazan Kepler, burada üçüncü yasasını keşfetti.

1626'da Avusturya'da Protestanlara karşı başlayan yıldırma ve baskı, Kepler'in önce Ulm, daha sonra Rogensburg kentlerinde zor bir hayat sürmesine neden oldu.
 
1627'de Tabulae Rudophinae (Rudolf Cetvelleri) başlığı altında gezegenlerin temel tablolarını yayınladı. Kepler, astroloji gibi mistik olaylara inanmasına karşın astronomi bilimine olan büyük katkılarıyla bu bilimin çehresini değiştirdi.
 
Bibliyografi •Astronomia Nova (Yeni Astronimi, 1609)
 •De Stella Nova (Yeni Yıldız, 1606)
 •Harmonice Mundi (Dünya'nın Uyumu, 1619)
0 oy
8 Şubat 2013 Esra Pıçakcı cevapladı
Johannes Kepler, Dünya’nın ve diğer gezegenlerin Güneş’in çevresinde döndüğünü bulan Alman bilim adamı. Gözün ve teleskopun çalışmasını inceleyerek kendi adıyla anılan teleskopu geliştirdi.
27 Aralık 1571'de, Wiel der Stadt, Württemberg, Almanya’da, yoksul bir paralı asker ve bir hancının kızının çocuğu olarak dünyaya gelen Kepler, dört yaşındayken geçirdiği çiçek hastalığının ardından çeşitli sağlık sorunları yaşadı. Hastalık sebebiyle gözleri bozulan ve ellerinde sakatlıklar oluşan Kepler’in ailesi tarafından din adamı olmasına karar verildi.
Büyük yoksulluk içinde geçen çocukluk dönemine rağmen, öğrencilik hayatında zekasıyla kendini öne çıkaran ve büyük başarı gösteren Kepler, Württemberg dükünün yardımıyla Tübingen Üniversitesi'nde sürdürdüğü eğitimini 1588 senesinde bitirmesinin ardından, 1591’de de yine ayni okulda yüksek lisans eğitimini tamamladı.

Kopernik’in günmerkezli sistemini savunan nadir kişilerin arasında bulunan Michael Mästlin'in Tübingen'deki astronomi derslerini izleyerek, bu sistemi benimsemesi, Kepler’in hayatında önemli bir dönüm noktası niteliği taşıdı.

Daha sonra başladığı din eğitiminin son yılında Graz'daki Lutherci lisede boş kalan matematik öğretmenliğine atanmasıyla ilahiyat öğrenimini yarıda bırakan Kepler, 1594 senesinde bulunduğu Graz'da evrenin yapısına ilişkin araştırmalara adım attı.

Platon felsefesi ve Pisagor matematiğinin etkisiyle evrende varolduğuna inandığı matematiksel uyumu göstermeye çalışan Kepler, bu hedefini gerçekleştirmek amacıyla “Platon Cisimleri” olarak bilinen beş düzgün prizmayı kullanmayı düşündü. Herbiri bir kür üzerinde dolanan altı gezegen kabul eden Kopernik astronomisinin üzerine bu altı gezegenin üzerinde dolandığı kürelerin aralarında beş Platon cismi bulunacak biçimde iç içe yerleşmiş durumda olduklarını öne süren Kepler’in bu görüşü, 1956’da çıkarttığı ilk yapıtı olan Prodromus Dissertationum Mathematicarum Continens Mysterium Cosmographicum (Evrenin Gizlerini İçeren Matematiksel Araştırmaların Habercisi) adlı ilk eserinin ana konusuydu.

Bu ilk kitabını aralarında Tycho Brahe’nin de bulunduğu dönemim ünlü bilim adamlarına gönderen Kepler, o dönemde imparatorluk matematikçiliğine atanan Brahe tarafından Prag yakınlarındaki Graz'a, gözlem evinde araştırma grubuna katılmaya davet edildi. Buradaki Protestanlar tarafından kentten ayrılmaya zorlanan ve Graz’ı terk eden Kepler daha sonra 1600’de tekrar Brahe’nin yanına giderek onun asistanlığı görevini üstlendi.

Takip eden sene Brahe’nin ölümünün ardından, Kutsal Roma – Germen imparatoru II. Rudolf tarafından imparatorluk matematikçiliğine getirilen Kepler, 1601’de çıkardığı, De Fundamentis Astrologiae Certioribus (Astrolojinin Güvenilir Temelleri) adlı ikinci kitabında, yıldızların insanların yaşamlarını yönlendirdiği yolundaki boş inancı redetmesine karşın, evren ile insan arasında belirli bir uyum olduğuna inandığına ve astrolojiye dayanan öngörüleriyle üne kavuştu.

Tycho Brahe'nin araştırma grubunda Mars'ı inceleme görevi verilen Kepler ilk başta ışığın atmosferde kırılmasını incelemek gerektiğini düşündü. Dış uzaydaki gökcisimlerinden gelen ışık ışınlarının, Dünya’yı çevreleyen yoğun hava katmanına girdiklerinde nasıl kırıldığı konusundaki araştırmalarının sonuçlarını 1604’de yayımladığı, Ad Vitellionem Paralipomena Quibus Astronomiae Pars Optica Traditur (Astronomideki Optik Konuların İncelenmesi Konusunda Vitellio'ya Ek) adlı kitapta anlatan Kepler, Kopernik'in görüşlerini de sentezleyerek, dairesel olmayan yörüngeler üzerinde de çalışmalar yaptı ve doğru sonuçlara ulaştı. Ayrıca Kepler bu kitabında insan gözünün yapısı ve çalışma şekliyle de alakalı bilgiler vererek sonraki çalışmaların temelini oluşturdu. Gözlük, Kepler’den 300 sene once de biliniyor ve kullanılıyordu ancak bu eğri camların düzgün görmeyi nasıl sağladığını ilk açıklayayan bilim adamı Kepler’dir.

Nadir olarak gerçekleşen Mars, Satürn ve Jupiter’in sıralanarak kavuşma konumuna gelmelerini incelemesi esnasında Ekim 1604’te ortaya çıkan bir süpernovayı da 17 ay boyunca gözlemleme fırsatı bulan Kepler, Antik Çağ'dan beri kesinlikle değişmez olarak kabul edilen yıldızlar aleminde yer değişimlerinin ve hareketlerin olabileceğine kanıt oluşturan bu gözlemlerini 1606’da yayımladığı, De Stella Nova in Pede Serpentarii (Yılancı Takımyıldızının Ayağındaki Yeni Yıldız) adlı kitabında yazdı.

1609’da çıkan Astronomia Nova (Yeni Astronomi) adlı, Mars’ın yörüngesinin dairesel değil eliptik olduğunu anlattığı kitabı astronomide çığır açtı.

Teleskopun keşfinin Galilei Galileo tarafından açıklanmasının ardından, bu aletin optik çalışma prensiplerini anlatan bir kitap yazan Kepler, 1610 senesinde bu kitabın bir kopyasını Galilei’ye gönderdiyse de kitap Galileo tarafından önemsenmedi.

Teleskop öncesi dönemin en önemli gözlemcisi olan Brahe’nin kendisine bıraktığı çalışmalar miras niteliğindeydi. Bu gözlemlerin sonuçları üzerinde yıllarca çalışan Kepler, Kopernik’in düşüncelerinden de yararlanarak dairesel yörüngeler üzerinde çalışmaya başladı ve doğru sonuçlara ulaştı. Mars, odaklarından birinde Güneş bulunan eliptik bir yörüngede dolanıyordu. Bu sonuçlara göre Kepler; bugün birinci ve ikinci yasası olarak bilinen, gezegenler yörüngede dolanırken eşit zaman aralıklarında eşit yol almıyor ancak; gezegeni güneşe birleştiren doğru parçası eşit zaman aralıklarında eşit alanlar tarıyor ifadelerini ortaya koydu.

İlgili sorular

1 cevap 17 gösterim
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
56 Çevrimiçi
0 Üye ve 56 Ziyaretçi

10,576 soru

19,820 cevap

0 yorum

2,785 üye

...