Okuma kültürü nedir?

229 gösterim
27 Ocak 2012 misafir sordu
27 Ocak 2012 düzenledi

5 Cevap

+1 oy
27 Ocak 2012 misafir cevapladı
Okuma kavramı iki boyutuyla ele alınmalıdır. Birincisi sesleri tanıyıp o sesleri birleştirerek seslendirmektir ki buna mekanik okuma da denilmektedir. Bu daha çok okumanın yeni öğretildiği zamanlarda olur. Kişi sesleri seslendirir. Burada anlama, yorumlama, ilişkilendirme, çıkarımda bulunma, dilin estetiğini ve güzelliğini yakalama boyutları çok zayıftır.
 
 Okumanın ikinci boyutu sesleri hem seslendirmek hem de cümledeki, paragraftaki, metindeki anlamları yakalamaktır. Bunun için okuyucu okuduğu yazıyı yorumlayacak, ilişkilendirecek, akıl yürütecek, karşılaştırma yapacak, bağlantı kuracak, sorulara yanıt bulacak, yeni sorular soracaktır. Bunları yaparsa okuyucu okuduğu metni derinlemesine anlamış olacaktır. O halde okuma dendiğinde işin içine okumanın iki boyutunun da katılması gerekir.
 
 İnsan niçin okur? sorusunu yanıtlamak gerekir. Bu soruya bir araştırmada şu yanıtlar verilmiştir.
 
1) Adet ya da alışkanlık olarak
2) Görev duygusuyla
3) Genellikle zaman geçirmek için
4) Güncel olayları kavramak için
5) Anlık kişisel doyum için
6) Günlük hayatın pratik ihtiyaçlarını karşılamak için
7) Profesyonel ya da mesleki ilgileri sürdürmek ve geliştirmek için
8) Hobi olması
9) Topluma yönelik ihtiyaçları karşılamak için
10) Kendini geliştirmek için
11) Entellektüel ihtiyaçlar için
12) Dinî ihtiyaçları karşılamak için (Ralf Staiger-Unesco Yayını)
 
Okuma insana, topluma ve giderek dünyaya evrene neler kazandırır? Bu sorunun dünyadaki ve Türkiye’deki yanıtları iyi araştırılır ve irdelenirse kuşku yok ki okumanın önündeki engeller kalkacak ve okumaya ilgi artacaktır.
 
Okuma, insanlar arasında iletişim artırmaktadır. Hem okuma yazmayı bildiğimiz hem de çok fazla kaynak okuduğumuz zamanlarda konuşacağımız, ortaklıklar kuracağımız, anlaşacağımız konular artacaktır.
 
Okumanın insana kazandırdıklarından bir tanesi de estetik bilincidir. Dilin ve edebiyatın güzelliklerini ve zenginliklerini gören, yakalayan ve tadan kişi yaşama, evrene daha estetik bir gözle bakacak. Yaşamı daha da bir güzelleştirecek, evreni kendi bahçesi gibi görecektir.
 
Okuma insanın söz varlığını  geliştirir. Bir insan söz varlığı kadar kendini ifade eder ve söz varlığı kadar okuduklarını anlayabilir. Söz varlığının gelişmiş olması kişinin gelişmişlik göstergelerinden biridir.
 
Okuma insanın genel kültürünü artırır. Genel kültür ise hayatımızı kolaylaştırır. Genel kültürü yüksek bireylerin oluşturduğu toplumlar kültürlü toplumlardır ki bu toplumlar enerjilerini  sürekli olarak iyi, güzel ve bilimsel uğraşlara harcarlar.
 
Okuma insana anlama, yorumlama, farklı açılardan bakma, empati kurma, yeni insanlar ve mekanlar tanıma vb. beceriler kazandırır.
 
Okuma ve yazma insana kendini gerçekleştirme olanağı sağlar. İnsan için kendini gerçekleştirme ulaşılacak son nokta yani zirvedir. Zirvedeki insan hem mutlu hem üretkendir. İnsan hangi meslekten olursa olsun okudukça ve yazdıkça zirveye çıkabilecektir.
 
Bu kadar önemli ve yararlı olduğundan kuşku duyulmayacak okuma ve yazma kültürü neden başarılı bir şekilde topluma mal edilemiyor? Okuma kültürünün bir yaşam biçimi olmasında ve ihtiyaç olarak hissedilmemesinde ‘Okuma ve Yazma’ sorununun kimin ya da kimlerin sorumluluğunda olduğunun belli olmamasıdır. Bu sorun hangi birim tarafından çözülecektir? Bu durum en büyük sorundur. ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı’ ismi bile bakış açısını yansıtması bakımından önemlidir. Kültürün yanına turizmin konulması, olaya tamamen ekonomik yaklaştığımızın açık bir göstergesidir.
 
Okumamak ve yazmamak sıradan ve basit bir sorun değildir. Etkileri uzun süre ortadan kaldırılamayan sonuçlar yaratır. Denilebilir ki bir çok soruna kaynaklık etmektedir. Ülkede işlenen suçların, verimsizliğin, yaratıcılıktan yoksunluğun, durağanlığın, geriliğin, şiddetin temelinde okuma ve yazma becerisinin yeterince gelişmemiş olması bulunmaktadır.
 
Mahkemelerce döven kocaya, ya da hakaret eden birisine kitap okuma cezası verilmektedir. Kitap okuma bir ceza aracı olarak kullanılır mı, kullanılmalı mı? Kitap okumayı ceza aracı olarak sunarsanız, çocuklara, gençlere ve nihayet tüm topluma bunun yararlı bir etkinlik olduğunu nasıl anlatabiliriz?
Türkiye’nin okuma alışkanlığı gerçeği okumama alışkanlığı gerçeğidir.  Bu durum vahim bir tablodur ve acilen çözülmesi gerekir.
           Okuma öğretimine dayalı ülke ölçekli okur yetiştirme projesi hayata geçirilmeden Okuyan Türkiye idealine ulaşmak imkansızdır. Okuyan Türkiye’de devleti yönetenlere ve aydınlara çok büyük görev düşmektedir. Bu noktada sözü İsmail Hakkı TONGUÇ’a (Tonguç Baba) bırakalım: ‘Aydınları serbest okuma alışkanlığı kazanamayan toplumlarda, düşündüğünü yazan, fikirlerini açıklayan insan da pek az olur. Böyle insanların kıt olduğu yerde, fikir hayatı canlanamaz. Toplumun en önemli işleri kanaatını saklayan, esen rüzgarlara göre fikir değiştiren kişilerin elinde kalır. Bu gibiler asla prensip adamı olamazlar; günlük politika havasına göre istikamet değiştirirler. Öğretmenlik mesleği; fikirsiz, prensip insanlarla kuvvetlenemez. Diğer bilimlerde olduğu gibi, pedagojinin de şaşmaz , her türlü şartlar içinde değişmez kanunları, ilkeleri vardır. Eğitken ve öğretmenler bunlara bağlanarak fikirlerini açıklayamayacak, bunu yapmaktan korkacak olursa, onların bütün emekleri boşa gider ve onlar politikacıların ellerinde türlü maksatlar için kullanılan birer alet haline gelirler. Bu duruma düşmemenin tek çaresi, sürekli olarak okumak, imkan ve fırsatı kaçırmadan yazmak, söylemek, çeşitli vasıtalarla doğru, sağlam, iyi fikri yaymaktır.
0 oy
29 Ocak 2012 misafir cevapladı
ı iki boyutuyla ele alınmalıdır. Birincisi sesleri tanıyıp o sesleri birleştirerek seslendirmektir ki buna mekanik okuma da denilmektedir. Bu daha çok okumanın yeni öğretildiği zamanlarda olur. Kişi sesleri seslendirir. Burada anlama, yorumlama, ilişkilendirme, çıkarımda bulunma, dilin estetiğini ve güzelliğini yakalama boyutları çok zayıftır.
 
 Okumanın ikinci boyutu sesleri hem seslendirmek hem de cümledeki, paragraftaki, metindeki anlamları yakalamaktır. Bunun için okuyucu okuduğu yazıyı yorumlayacak, ilişkilendirecek, akıl yürütecek, karşılaştırma yapacak, bağlantı kuracak, sorulara yanıt bulacak, yeni sorular soracaktır. Bunları yaparsa okuyucu okuduğu metni derinlemesine anlamış olacaktır. O halde okuma dendiğinde işin içine okumanın iki boyutunun da katılması gerekir.
 
 İnsan niçin okur? sorusunu yanıtlamak gerekir. Bu soruya bir araştırmada şu yanıtlar verilmiştir.
 
1) Adet ya da alışkanlık olarak
2) Görev duygusuyla
3) Genellikle zaman geçirmek için
4) Güncel olayları kavramak için
5) Anlık kişisel doyum için
6) Günlük hayatın pratik ihtiyaçlarını karşılamak için
7) Profesyonel ya da mesleki ilgileri sürdürmek ve geliştirmek için
8) Hobi olması
9) Topluma yönelik ihtiyaçları karşılamak için
10) Kendini geliştirmek için
11) Entellektüel ihtiyaçlar için
12) Dinî ihtiyaçları karşılamak için (Ralf Staiger-Unesco Yayını)
 
Okuma insana, topluma ve giderek dünyaya evrene neler kazandırır? Bu sorunun dünyadaki ve Türkiye’deki yanıtları iyi araştırılır ve irdelenirse kuşku yok ki okumanın önündeki engeller kalkacak ve okumaya ilgi artacaktır.
 
Okuma, insanlar arasında iletişim artırmaktadır. Hem okuma yazmayı bildiğimiz hem de çok fazla kaynak okuduğumuz zamanlarda konuşacağımız, ortaklıklar kuracağımız, anlaşacağımız konular artacaktır.
 
Okumanın insana kazandırdıklarından bir tanesi de estetik bilincidir. Dilin ve edebiyatın güzelliklerini ve zenginliklerini gören, yakalayan ve tadan kişi yaşama, evrene daha estetik bir gözle bakacak. Yaşamı daha da bir güzelleştirecek, evreni kendi bahçesi gibi görecektir.
 
Okuma insanın söz varlığını  geliştirir. Bir insan söz varlığı kadar kendini ifade eder ve söz varlığı kadar okuduklarını anlayabilir. Söz varlığının gelişmiş olması kişinin gelişmişlik göstergelerinden biridir.
 
Okuma insanın genel kültürünü artırır. Genel kültür ise hayatımızı kolaylaştırır. Genel kültürü yüksek bireylerin oluşturduğu toplumlar kültürlü toplumlardır ki bu toplumlar enerjilerini  sürekli olarak iyi, güzel ve bilimsel uğraşlara harcarlar.
 
Okuma insana anlama, yorumlama, farklı açılardan bakma, empati kurma, yeni insanlar ve mekanlar tanıma vb. beceriler kazandırır.
 
Okuma ve yazma insana kendini gerçekleştirme olanağı sağlar. İnsan için kendini gerçekleştirme ulaşılacak son nokta yani zirvedir. Zirvedeki insan hem mutlu hem üretkendir. İnsan hangi meslekten olursa olsun okudukça ve yazdıkça zirveye çıkabilecektir.
 
Bu kadar önemli ve yararlı olduğundan kuşku duyulmayacak okuma ve yazma kültürü neden başarılı bir şekilde topluma mal edilemiyor? Okuma kültürünün bir yaşam biçimi olmasında ve ihtiyaç olarak hissedilmemesinde ‘Okuma ve Yazma’ sorununun kimin ya da kimlerin sorumluluğunda olduğunun belli olmamasıdır. Bu sorun hangi birim tarafından çözülecektir? Bu durum en büyük sorundur. ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı’ ismi bile bakış açısını yansıtması bakımından önemlidir. Kültürün yanına turizmin konulması, olaya tamamen ekonomik yaklaştığımızın açık bir göstergesidir.
 
Okumamak ve yazmamak sıradan ve basit bir sorun değildir. Etkileri uzun süre ortadan kaldırılamayan sonuçlar yaratır. Denilebilir ki bir çok soruna kaynaklık etmektedir. Ülkede işlenen suçların, verimsizliğin, yaratıcılıktan yoksunluğun, durağanlığın, geriliğin, şiddetin temelinde okuma ve yazma becerisinin yeterince gelişmemiş olması bulunmaktadır.
 
Mahkemelerce döven kocaya, ya da hakaret eden birisine kitap okuma cezası verilmektedir. Kitap okuma bir ceza aracı olarak kullanılır mı, kullanılmalı mı? Kitap okumayı ceza aracı olarak sunarsanız, çocuklara, gençlere ve nihayet tüm topluma bunun yararlı bir etkinlik olduğunu nasıl anlatabiliriz?
Türkiye’nin okuma alışkanlığı gerçeği okumama alışkanlığı gerçeğidir.  Bu durum vahim bir tablodur ve acilen çözülmesi gerekir.
           Okuma öğretimine dayalı ülke ölçekli okur yetiştirme projesi hayata geçirilmeden Okuyan Türkiye idealine ulaşmak imkansızdır. Okuyan Türkiye’de devleti yönetenlere ve aydınlara çok büyük görev düşmektedir. Bu noktada sözü İsmail Hakkı TONGUÇ’a (Tonguç Baba) bırakalım: ‘Aydınları serbest okuma alışkanlığı kazanamayan toplumlarda, düşündüğünü yazan, fikirlerini açıklayan insan da pek az olur. Böyle insanların kıt olduğu yerde, fikir hayatı canlanamaz. Toplumun en önemli işleri kanaatını saklayan, esen rüzgarlara göre fikir değiştiren kişilerin elinde kalır. Bu gibiler asla prensip adamı olamazlar; günlük politika havasına göre istikamet değiştirirler. Öğretmenlik mesleği; fikirsiz, prensip insanlarla kuvvetlenemez. Diğer bilimlerde olduğu gibi, pedagojinin de şaşmaz , her türlü şartlar içinde değişmez kanunları, ilkeleri vardır. Eğitken ve öğretmenler bunlara bağlanarak fikirlerini açıklayamayacak, bunu yapmaktan korkacak olursa, onların bütün emekleri boşa gider ve onlar politikacıların ellerinde türlü maksatlar için kullanılan birer alet haline gelirler. Bu duruma düşmemenin tek çaresi, sürekli olarak okumak, imkan ve fırsatı kaçırmadan yazmak, söylemek, çeşitli vasıtalarla doğru, sağlam, iyi fikri yaymaktır.



                                                YAZAN:SEMRA ATİLAY
0 oy
5 Şubat 2012 misafir cevapladı
15 tatili bitirdik ya. 2. kitablar mı? gelecek.
0 oy
3 Haziran 2014 SSERKAN cevapladı
Okuma kavramı iki boyutuyla ele alınmalıdır. Birincisi sesleri tanıyıp o sesleri birleştirerek seslendirmektir ki buna mekanik okuma da denilmektedir. Bu daha çok okumanın yeni öğretildiği zamanlarda olur. Kişi sesleri seslendirir. Burada anlama, yorumlama, ilişkilendirme, çıkarımda bulunma, dilin estetiğini ve güzelliğini yakalama boyutları çok zayıftır.
 
 Okumanın ikinci boyutu sesleri hem seslendirmek hem de cümledeki, paragraftaki, metindeki anlamları yakalamaktır. Bunun için okuyucu okuduğu yazıyı yorumlayacak, ilişkilendirecek, akıl yürütecek, karşılaştırma yapacak, bağlantı kuracak, sorulara yanıt bulacak, yeni sorular soracaktır. Bunları yaparsa okuyucu okuduğu metni derinlemesine anlamış olacaktır. O halde okuma dendiğinde işin içine okumanın iki boyutunun da katılması gerekir.
 
 İnsan niçin okur? sorusunu yanıtlamak gerekir. Bu soruya bir araştırmada şu yanıtlar verilmiştir.
 
1) Adet ya da alışkanlık olarak
2) Görev duygusuyla
3) Genellikle zaman geçirmek için
4) Güncel olayları kavramak için
5) Anlık kişisel doyum için
6) Günlük hayatın pratik ihtiyaçlarını karşılamak için
7) Profesyonel ya da mesleki ilgileri sürdürmek ve geliştirmek için
8) Hobi olması
9) Topluma yönelik ihtiyaçları karşılamak için
10) Kendini geliştirmek için
11) Entellektüel ihtiyaçlar için
12) Dinî ihtiyaçları karşılamak için (Ralf Staiger-Unesco Yayını)
 
Okuma insana, topluma ve giderek dünyaya evrene neler kazandırır? Bu sorunun dünyadaki ve Türkiye’deki yanıtları iyi araştırılır ve irdelenirse kuşku yok ki okumanın önündeki engeller kalkacak ve okumaya ilgi artacaktır.
 
Okuma, insanlar arasında iletişim artırmaktadır. Hem okuma yazmayı bildiğimiz hem de çok fazla kaynak okuduğumuz zamanlarda konuşacağımız, ortaklıklar kuracağımız, anlaşacağımız konular artacaktır.
 
Okumanın insana kazandırdıklarından bir tanesi de estetik bilincidir. Dilin ve edebiyatın güzelliklerini ve zenginliklerini gören, yakalayan ve tadan kişi yaşama, evrene daha estetik bir gözle bakacak. Yaşamı daha da bir güzelleştirecek, evreni kendi bahçesi gibi görecektir.
 
Okuma insanın söz varlığını  geliştirir. Bir insan söz varlığı kadar kendini ifade eder ve söz varlığı kadar okuduklarını anlayabilir. Söz varlığının gelişmiş olması kişinin gelişmişlik göstergelerinden biridir.
 
Okuma insanın genel kültürünü artırır. Genel kültür ise hayatımızı kolaylaştırır. Genel kültürü yüksek bireylerin oluşturduğu toplumlar kültürlü toplumlardır ki bu toplumlar enerjilerini  sürekli olarak iyi, güzel ve bilimsel uğraşlara harcarlar.
 
Okuma insana anlama, yorumlama, farklı açılardan bakma, empati kurma, yeni insanlar ve mekanlar tanıma vb. beceriler kazandırır.
 
Okuma ve yazma insana kendini gerçekleştirme olanağı sağlar. İnsan için kendini gerçekleştirme ulaşılacak son nokta yani zirvedir. Zirvedeki insan hem mutlu hem üretkendir. İnsan hangi meslekten olursa olsun okudukça ve yazdıkça zirveye çıkabilecektir.
 
Bu kadar önemli ve yararlı olduğundan kuşku duyulmayacak okuma ve yazma kültürü neden başarılı bir şekilde topluma mal edilemiyor? Okuma kültürünün bir yaşam biçimi olmasında ve ihtiyaç olarak hissedilmemesinde ‘Okuma ve Yazma’ sorununun kimin ya da kimlerin sorumluluğunda olduğunun belli olmamasıdır. Bu sorun hangi birim tarafından çözülecektir? Bu durum en büyük sorundur. ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı’ ismi bile bakış açısını yansıtması bakımından önemlidir. Kültürün yanına turizmin konulması, olaya tamamen ekonomik yaklaştığımızın açık bir göstergesidir.
 
Okumamak ve yazmamak sıradan ve basit bir sorun değildir. Etkileri uzun süre ortadan kaldırılamayan sonuçlar yaratır. Denilebilir ki bir çok soruna kaynaklık etmektedir. Ülkede işlenen suçların, verimsizliğin, yaratıcılıktan yoksunluğun, durağanlığın, geriliğin, şiddetin temelinde okuma ve yazma becerisinin yeterince gelişmemiş olması bulunmaktadır.
 
Mahkemelerce döven kocaya, ya da hakaret eden birisine kitap okuma cezası verilmektedir. Kitap okuma bir ceza aracı olarak kullanılır mı, kullanılmalı mı? Kitap okumayı ceza aracı olarak sunarsanız, çocuklara, gençlere ve nihayet tüm topluma bunun yararlı bir etkinlik olduğunu nasıl anlatabiliriz?
Türkiye’nin okuma alışkanlığı gerçeği okumama alışkanlığı gerçeğidir.  Bu durum vahim bir tablodur ve acilen çözülmesi gerekir.
           Okuma öğretimine dayalı ülke ölçekli okur yetiştirme projesi hayata geçirilmeden Okuyan Türkiye idealine ulaşmak imkansızdır. Okuyan Türkiye’de devleti yönetenlere ve aydınlara çok büyük görev düşmektedir. Bu noktada sözü İsmail Hakkı TONGUÇ’a (Tonguç Baba) bırakalım: ‘Aydınları serbest okuma alışkanlığı kazanamayan toplumlarda, düşündüğünü yazan, fikirlerini açıklayan insan da pek az olur. Böyle insanların kıt olduğu yerde, fikir hayatı canlanamaz. Toplumun en önemli işleri kanaatını saklayan, esen rüzgarlara göre fikir değiştiren kişilerin elinde kalır. Bu gibiler asla prensip adamı olamazlar; günlük politika havasına göre istikamet değiştirirler. Öğretmenlik mesleği; fikirsiz, prensip insanlarla kuvvetlenemez. Diğer bilimlerde olduğu gibi, pedagojinin de şaşmaz , her türlü şartlar içinde değişmez kanunları, ilkeleri vardır. Eğitken ve öğretmenler bunlara bağlanarak fikirlerini açıklayamayacak, bunu yapmaktan korkacak olursa, onların bütün emekleri boşa gider ve onlar politikacıların ellerinde türlü maksatlar için kullanılan birer alet haline gelirler. Bu duruma düşmemenin tek çaresi, sürekli olarak okumak, imkan ve fırsatı kaçırmadan yazmak, söylemek, çeşitli vasıtalarla doğru, sağlam, iyi fikri yaymaktır.

LÜTFEN ARTI:(
0 oy
4 Haziran 2014 SSERKAN cevapladı
kuma kavramı iki boyutuyla ele alınmalıdır. Birincisi sesleri tanıyıp o sesleri birleştirerek seslendirmektir ki buna mekanik okuma da denilmektedir. Bu daha çok okumanın yeni öğretildiği zamanlarda olur. Kişi sesleri seslendirir. Burada anlama, yorumlama, ilişkilendirme, çıkarımda bulunma, dilin estetiğini ve güzelliğini yakalama boyutları çok zayıftır.
 
 Okumanın ikinci boyutu sesleri hem seslendirmek hem de cümledeki, paragraftaki, metindeki anlamları yakalamaktır. Bunun için okuyucu okuduğu yazıyı yorumlayacak, ilişkilendirecek, akıl yürütecek, karşılaştırma yapacak, bağlantı kuracak, sorulara yanıt bulacak, yeni sorular soracaktır. Bunları yaparsa okuyucu okuduğu metni derinlemesine anlamış olacaktır. O halde okuma dendiğinde işin içine okumanın iki boyutunun da katılması gerekir.
 
 İnsan niçin okur? sorusunu yanıtlamak gerekir. Bu soruya bir araştırmada şu yanıtlar verilmiştir.
 
1) Adet ya da alışkanlık olarak
2) Görev duygusuyla
3) Genellikle zaman geçirmek için
4) Güncel olayları kavramak için
5) Anlık kişisel doyum için
6) Günlük hayatın pratik ihtiyaçlarını karşılamak için
7) Profesyonel ya da mesleki ilgileri sürdürmek ve geliştirmek için
8) Hobi olması
9) Topluma yönelik ihtiyaçları karşılamak için
10) Kendini geliştirmek için
11) Entellektüel ihtiyaçlar için
12) Dinî ihtiyaçları karşılamak için (Ralf Staiger-Unesco Yayını)
 
Okuma insana, topluma ve giderek dünyaya evrene neler kazandırır? Bu sorunun dünyadaki ve Türkiye’deki yanıtları iyi araştırılır ve irdelenirse kuşku yok ki okumanın önündeki engeller kalkacak ve okumaya ilgi artacaktır.
 
Okuma, insanlar arasında iletişim artırmaktadır. Hem okuma yazmayı bildiğimiz hem de çok fazla kaynak okuduğumuz zamanlarda konuşacağımız, ortaklıklar kuracağımız, anlaşacağımız konular artacaktır.
 
Okumanın insana kazandırdıklarından bir tanesi de estetik bilincidir. Dilin ve edebiyatın güzelliklerini ve zenginliklerini gören, yakalayan ve tadan kişi yaşama, evrene daha estetik bir gözle bakacak. Yaşamı daha da bir güzelleştirecek, evreni kendi bahçesi gibi görecektir.
 
Okuma insanın söz varlığını  geliştirir. Bir insan söz varlığı kadar kendini ifade eder ve söz varlığı kadar okuduklarını anlayabilir. Söz varlığının gelişmiş olması kişinin gelişmişlik göstergelerinden biridir.
 
Okuma insanın genel kültürünü artırır. Genel kültür ise hayatımızı kolaylaştırır. Genel kültürü yüksek bireylerin oluşturduğu toplumlar kültürlü toplumlardır ki bu toplumlar enerjilerini  sürekli olarak iyi, güzel ve bilimsel uğraşlara harcarlar.
 
Okuma insana anlama, yorumlama, farklı açılardan bakma, empati kurma, yeni insanlar ve mekanlar tanıma vb. beceriler kazandırır.
 
Okuma ve yazma insana kendini gerçekleştirme olanağı sağlar. İnsan için kendini gerçekleştirme ulaşılacak son nokta yani zirvedir. Zirvedeki insan hem mutlu hem üretkendir. İnsan hangi meslekten olursa olsun okudukça ve yazdıkça zirveye çıkabilecektir.
 
Bu kadar önemli ve yararlı olduğundan kuşku duyulmayacak okuma ve yazma kültürü neden başarılı bir şekilde topluma mal edilemiyor? Okuma kültürünün bir yaşam biçimi olmasında ve ihtiyaç olarak hissedilmemesinde ‘Okuma ve Yazma’ sorununun kimin ya da kimlerin sorumluluğunda olduğunun belli olmamasıdır. Bu sorun hangi birim tarafından çözülecektir? Bu durum en büyük sorundur. ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı’ ismi bile bakış açısını yansıtması bakımından önemlidir. Kültürün yanına turizmin konulması, olaya tamamen ekonomik yaklaştığımızın açık bir göstergesidir.
 
Okumamak ve yazmamak sıradan ve basit bir sorun değildir. Etkileri uzun süre ortadan kaldırılamayan sonuçlar yaratır. Denilebilir ki bir çok soruna kaynaklık etmektedir. Ülkede işlenen suçların, verimsizliğin, yaratıcılıktan yoksunluğun, durağanlığın, geriliğin, şiddetin temelinde okuma ve yazma becerisinin yeterince gelişmemiş olması bulunmaktadır.
 
Mahkemelerce döven kocaya, ya da hakaret eden birisine kitap okuma cezası verilmektedir. Kitap okuma bir ceza aracı olarak kullanılır mı, kullanılmalı mı? Kitap okumayı ceza aracı olarak sunarsanız, çocuklara, gençlere ve nihayet tüm topluma bunun yararlı bir etkinlik olduğunu nasıl anlatabiliriz?
Türkiye’nin okuma alışkanlığı gerçeği okumama alışkanlığı gerçeğidir.  Bu durum vahim bir tablodur ve acilen çözülmesi gerekir.
           Okuma öğretimine dayalı ülke ölçekli okur yetiştirme projesi hayata geçirilmeden Okuyan Türkiye idealine ulaşmak imkansızdır. Okuyan Türkiye’de devleti yönetenlere ve aydınlara çok büyük görev düşmektedir. Bu noktada sözü İsmail Hakkı TONGUÇ’a (Tonguç Baba) bırakalım: ‘Aydınları serbest okuma alışkanlığı kazanamayan toplumlarda, düşündüğünü yazan, fikirlerini açıklayan insan da pek az olur. Böyle insanların kıt olduğu yerde, fikir hayatı canlanamaz. Toplumun en önemli işleri kanaatını saklayan, esen rüzgarlara göre fikir değiştiren kişilerin elinde kalır. Bu gibiler asla prensip adamı olamazlar; günlük politika havasına göre istikamet değiştirirler. Öğretmenlik mesleği; fikirsiz, prensip insanlarla kuvvetlenemez. Diğer bilimlerde olduğu gibi, pedagojinin de şaşmaz , her türlü şartlar içinde değişmez kanunları, ilkeleri vardır. Eğitken ve öğretmenler bunlara bağlanarak fikirlerini açıklayamayacak, bunu yapmaktan korkacak olursa, onların bütün emekleri boşa gider ve onlar politikacıların ellerinde türlü maksatlar için kullanılan birer alet haline gelirler. Bu duruma düşmemenin tek çaresi, sürekli olarak okumak, imkan ve fırsatı kaçırmadan yazmak, söylemek, çeşitli vasıtalarla doğru, sağlam, iyi fikri yaymaktır.

LÜTFEN ARTI.(

İlgili sorular

2 cevap 141 gösterim
27 Mart 2013 antuen sordu
2 cevap 471 gösterim
7 cevap 1,056 gösterim
2 cevap 83 gösterim
4 cevap 120 gösterim
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...