Gülten Dayıoğlu'nun 'Ben Büyüyünce' adlı eserinin kısa bir özetini verebilir misiniz?

95 gösterim
26 Mart 2013 misafir sordu
27 Mart 2013 nötrino düzenledi

1 cevap

0 oy
26 Aralık 2014 baybilgili cevapladı
Roman, genel hatlarıyla Anadolu’nun ismi verilmeyen bir köyünde yaşayan Sınıkçılar ve Ayıngacılar adlı iki aile arasında yaşanan kırk yıllık kan davasını ve sonuçlarını anlatıyor.

Sınıkçılar’ dan Nalbant Nuri ailenin reisidir eşinin adı Sultan çocuklarının ise sırayla Kerim, Mehmet ve İsmail’dir. İlk olarak Ayıngacılar’dan bir erkeğin Sınıkçı Kadir Ağa’yı öldürmesi ile başlayan kan davası kırk yıldır süre gelmiş ve en son Nalbant Nuri’nin büyük oğlu Kerim Ayıngacılar’dan Recep tarafından öldürülmüştür. Bunun üzerine öç alma sırası Sınıkçı ailesine geçmiştir. Ancak Nalbant Nuri ve oğulları Mehmet ve İsmail bu kini daha fazla devam ettirmeyi düşünmemektedir. Sultan Kadın ise Kerim’in intikamını almak için oğullarını sürekli cinayete azmettirmektedir. Bu sırada Mehmet ‘in Erek adında bir oğlu olmuştur. Erek, ninesi ve annesi Şerife’nin gözetiminde büyüyerek dört beş yaşlarına gelmiştir. Bir gün Sultan Kadın Ayıngacılar’ın kendilerinin de sahip oldukları kavakları kestiklerini görmüştür. Bunun üzerine Sultan Kadın intikam almak için ortalığı yine yaygaraya vermiştir. Ancak Nalbant Nuri kavakların kendilerine ait olmadığını söyleyerek yine temkinli davranmıştır. Ayıngacılar ise kestikleri kavakları satarak küçük oğlanları İdris’e bir motosiklet almıştır. Henüz on yedi yaşında olan İdris gençliğin verdiği enerji ile köyün altını üstüne getirmektedir. İdris’ i görüp kıskananlar arasında İsmail de bulunmaktadır. Oğlunun bu zaafını gören Sultan Kadın İsmail’i İdris’i öldürme konusunda kışkırtmıştır. İsmail, hem abisi Kerim’in hem de kavaklarının intikamını almak için bir plan kurmuş ve dayısının at arabasını alarak motosikletiyle kasabadan dönen İdris’e tuzak kurmuş ve onu yoldan çıkararak amcasının oğlu Ömer ile beraber öldürmüştür. Artık kan dökme sırası Ayıngacılar’a geçmiştir giden iki cana karşı iki can istemektedirler. Bunun farkında olan Mehmet karısı Şerife’yi de alarak Almanya’ya işçi olarak kaçmıştır. Nalbant Nuri ise Sultan Kadın ve Erek’i de alarak İstanbul’da bir gecekondu semtine yerleşmiştir. Ailesinin parçalanmasına sebep olan İsmail ise hapishaneye girmiştir. Nalbant Nuri’ye İstanbul’da gelini Şerife’nin dayısı sahip çıkmıştır. Mehmet oğlunun küçük yaşta Almanya’da asimile olmaması için ilkokul beşinci sınıfı bitirene kadar İstanbul’da kalmasını istemiştir. Dedesi ve ninesi Erek’i Ayıngacılar’dan korumak için üzerine titreyerek büyütmüştür. Erek Dereli denilen semtte ilkokula başlamıştır. Okulun ilk dönemlerinde ailesinden ayrı olmanın verdiği yalnızlık ve okuldaki zengin çocuklarının ötekileştirmesiyle içine kapanan Erek derslerinde başarılı olamamıştır. Öğretmeni ve dedesinin katkılarıyla ilerleyen dönemlerde okula ve okumaya alışan Erek başarısını arttırmıştır. Erek üçüncü sınıfın yaz tatili geldiğinde komşu çocuğu olan Erol’un yardımıyla yakınlardaki bir süpermarkette yük taşıyıcısı olarak işe başlamıştır. Bir yıl sonra yaz tatilinde yine aynı işe girmiştir. Bayram hazırlıklarının yapıldığı bir gün yaşlı bir bilim adamının yüklerini taşımak için yola koyulan Erek bu adamın düşmanlarınca bir silahlı saldırıya uğramış ve olay yerinde ölmüştür. Hiçbir suçu yokken yüklerini taşıdığı adamla beraber hayatını kaybetmiştir. Oysaki Erek hayatın anlamını kavramış, yaşamayı seven bir çocuktu ama onun uzun süre yaşamasına izin vermeyen bir yabancının silahından çıkan kurşunlar oldu.


Kaynak Göstermek Zorunludur: http://www.yenimakale.com/ben-buyuyunce-gulten-dayioglu.html#ixzz3N1m4jBkP
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...