Peygamber Efendimize özel bir mektup nasıl yazılır?

159 gösterim
3 Nisan 2013 dilruba sordu
3 Nisan 2013 nötrino düzenledi
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e özel bir mektup nasıl yazılır?

2 Cevap

+1 oy
7 Nisan 2013 mavi cevapladı
8 Nisan 2013 nötrino düzenledi
 
En İyi Cevap
Sevgili Efendim,

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, bizi görseniz belki de, bunlar mı benim ümmetim diyeceksiniz? Siz Mekke den Medineye hicreti yaşadınız. Muhacirlere Ensarın yardımını siz tavsiye ettiniz. Ensar, gönlünden gelerek gösterdiğiniz yolda yardımlaşmaya koştu. Öyle bir yardımlaşmaydı ki tarifi imkansız. Ancak bu gün bile hala unutulmayan sıcak bir hatıra olarak kaldı.

Öyle ki seni ziyarete geldiğimde, mescidinin avlusunda tanıştığım bir Müslümana nerelisin? diye sordum, Medineliyim dedi. Ensardanmısın? diye sorunca hıçkırarak evet dedi. Birbirimize sarılarak gözyaşı döktük. İşte tarif edilemeyen ama kalplerde idrak edilebilen bir yardımlaşma. Aradan geçen asırlara rağmen solmayan bir gül gibi kokusunu, duygusunu günümüze taşıyabilen bir kardeşlik.

Bizde Ensar anlayışı sadece tatlı bir hatıra olarak bulunuyor. Muhacir olmak sadece Mekkeden gelmek değil, Ensar olmak için de Medineli olmak şart değil, biliyorum. Ama ümmetin çoğu bunu bilse bile, idrak edemiyor.

Efendim, Çeçenistan'dan muhacir olarak İstanbula gelenler, dullar ve yetimler Ensarın yardımına muhtaç. Hiçbir dönemde yaşanmamış bir bolluk ve refah içerisinde olmamıza rağmen, muhacir var, ensar çok az. Gemisini kurtaran kaptan anlayışını bize öğreten sen değildin. Sen bize kardeşi açken tok yatan bizden değildir demiştin.

Senin o gül kokunu özlemek, senin için methiyeler yazmak, kıyamet günü ALLAH'ın izniyle senden şefaat beklemek ümmetinin hakkıdır. Nerede o ümmet dersem, bunu günümüz Müslümanları için aleyhte şahitlik olarak kabul etmeyin. Bu çabam sadece insanlara, Ensar dan olmanın ne kadar kolay olduğunu göstermek için.

Seni, bizlere ve alemlere rahmet olarak gönderen Yüce ALLAH (c.c.), bizlere acısın, bizlere mağfiret etsin. Seni seven gönülleri mahzun etmesin. Öyle insanlar biliyorum ki, adın anıldığında büyük bir özlemle iç geçiriyorlar.

Öyle insanlar biliyorum ki, senin o mübarek makamını ziyaret etmek için can atıyorlar. İşte bu ümmete, Rabbim ümmet olma şuurunu da nasip etsin, inşALLAH. Ensar olmanın ne demek olduğunu idrak etmemiz için bizlere bir anlayış ve kavrayış versin.

Ateşle imtihan olduğumuz böyle bir zamanda, her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz feraset ve dirayet için her şeye Kadir olan ALLAH (c.c.) bizlere yardımcı olsun.

Derdimiz çok, derman sende. Yazacak çok konu var, mesela Hiroşima da çok kirli bir dönem başlatıldı. Uçaklardan atılan bir bomba ile bir şehir içindekilerle birlikte yakıldı. Zulmün sahipleri hala zulümlerine devam ediyorlar. Şimdilerde ben Müslümanım diyenlerden de kendine destek buluyor.

Haksız yere bir cana kastedilmesinin bile ne büyük bir suç olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bu zalime kalben de olsa destek vermenin zararını idrak edemiyoruz. Ne yapalım canım , onlar çok güçlü, mecburen yanlarında yer alacağız gibi idrak dışı sözler sarfedebiliyoruz.

Halbuki sen bize ALLAH'ın daha güçlü olduğunu, her şeye Kadir olduğunu anlatmıştın. Bir hesap gününün varlığından bizi haberdar etmiştin. Boynuzsuz koçun bile boynuzlu koçtan hakkını alacağı bir hesap gününden. Üridu Ebii (babamı istiyorum) diye haykıran çocuklar değil bu zulmü yapandan, zulme sessiz kalandan da hesap sormayacak mı? Arun aleykum (utanın!) diyen çocuk bile bunu idrak etmişken, biz kendimizi nasıl savunacağız?

Sen bize bu dini böyle anlatmamıştın. Ama biz anlatılanları idrak noktasında aciziz, akletme melekemizi kaybettik. Seni hala çok seviyoruz, idrak edemesek de ALLAH'ın tek ve her şeye Kadir olduğunu biliyoruz. Bu gün için ihtiyacımız olan, Yüce ALLAH'ın kudretiyle, feraset ve dirayet sahibi olmamızdır. Bunu diliyor ve istiyoruz. Kıyamet günü de Rabbim bize acısın ve merhamet etsin. Yine o gün ALLAH'ın izniyle şefaatini umuyor ve istiyoruz.

Buna layık olmasak da...
0 oy
7 Aralık 2015 elmas dorum cevapladı
Bu mektup size efendim…Size sevdalı milyonlar adına yazıyor ve size gönderiyorum… İçimden geçenleri anlatmaya tam anlamı ile kifayetsiz kalıyor kelimeler… Cümleler bir bir devriliyor belki… Ama size layık olmayan aşkımı bu mektupla size sunuyorum… Sizin asırlar önce bahsettiğiniz bir asırda yaşayan bir ümmetinizim…
Efendim… Ben üzerine güneş doğan, namazlarında o manevi derinliği yaşayamayan, kısaca sizin uzak durmayı emir buyurduğunuz şeylere yakın olan biriyim… Geriye dönüp dikkatlice baktığımda size yazacağım, size övünç ile bahsedeceğim hallerim yok ne yazık. İsmini duyunca hiç hıçkırıklara bulanamadım… Evet, elim kalbimde sizi andım. Sizin istediğiniz gibi. Ama ben isterdim ki. Mübarek isminiz anıldığı vakit iki büklüm olayım, gözyaşlarına bulanayım… Anam babam sana feda olsun Ya Rasulallah diye hıçkırıklarla birde ben sesleneyim…
Yazık ki sizi sevmekten başka size yazacağım hiç bir şeyim yok benim… Efendim sizi rüyalarımda görmeyi de çok ama çok isterdim… Sizi görenler anlattılar sizi. Sizin nur çehrenizden bahsettiler. Saçlarınızı gözlerinizi anlattılar. Sizi görenler size layık. Hallerinden belli. Ben sizi görmeye hakkım olmadığının idrakindeyim. Yadırgamıyorum. Ama efendim siz kapıları öyle apansız çalarsınız ki, çalıların içinde size uzanan elleri apansız tutarsınız ki, beklide bu bendeki ümidi soldurmayan… Efendim eğer mektubumu okumaya layık bulursanız ben rüyalarımda hayalinizi dahi görmeye razıyım. Bir sabah uyandığımda gözlerimde hala duran gözyaşlarımın olmasını, yüzümde mübarek elinizin sıcaklığının gitmemiş olmasını o kadar çok isterdim ki… Bazen sizinle uzun uzun konuştuklarını anlatanlar var. Bilin ki böyle büyük hayallerim yok benim. Haddimi bilirim. Konuşmasanız da bir nefesinizi duymak kâfi gelir bana. Bazen de ümmetinizden kimilerinin saçlarını okşuyor, kimilerine de uzun uzun tebessüm ediyormuşsunuz… Ah… Ne büyük bir saadet.Ya Rasulallah çok savrulduk sensizlik girdabında. Sana gerektiği gibi bağlanıp teslim etseydik kalbimizi, ızdırap olan yaşantımız sükûnete dönüşecekti muhakkak. Lakin şahsım adına yapamadım. Tövbelerimi samimiyetsizlik içinde gönderdim rabbime… İyiliklerim riyalara bulandı. Çok yoruldum efendim. Çok yoruldum. Şu karanlıklarda ışığınıza muhtacım. Ey güllerin efendisi bu hafta sizin kutlu doğum haftanız… Bizler kendimize yeni yeni günler ürettik… Annelerimizin, Babalarımızın, Sevgililerimizin hatta komşularımızla altın günlerimiz bile oldu. Kısacası üç yüz altmış beş günün üç yüz altmış beşinide bir hayali avuntu içinde doldurduk durduk. Ah bir bilsen, Beraat gecesi, Kadir gecesi, Miraç gecesi varken biz nelerle oyalandık durduk.
Ya Rasulallah sizi sevenler her gününü her anını sizinle vuslat anıymış gibi yaşıyor. Bende bir gül aldım bu gün. En güzelinden. En kırmızısından… Ve en güzel kokanından… Siz olsaydınız aramızda eminim kapınızın önü güllerle dolardı… Ben kendi ellerimle vermeye çekinirdim utanırdım bekli de… Ama uykusuz kaldığım gecenin sabahında, İlk ışıklarlar kapınızın önüne bırakıp sizin için seçtiğim gülü; kapınızı çalıp hızla uzaklaşırdım. Uzaklardan gülümü elinize aldıktan sonra yüzünüze düşen dünyanın en güzel tebessümü seyrederdim… Size günün ilk gülünü ben vermek isterdim… Ben vermek isterdim ya Rasulallah… *

İlgili sorular

1 cevap 572 gösterim
1 cevap 127 gösterim
1 cevap 309 gösterim
11 Şubat 2012 misafir sordu
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...