Yıldırım nasıl bir kuvvettir?

55 gösterim
2 Temmuz 2013 francesco sordu
4 Temmuz 2013 nötrino düzenledi
Yıldırım nasıl oluşur, yıldırım nasıl bir kuvvettir?

4 Cevap

+1 oy
2 Temmuz 2013 ay prensesi cevapladı
13 Temmuz 2013 francesco seçti
 
En İyi Cevap
elektrik enerjisi yüklü doğal afet diyebiliriz
0 oy
4 Temmuz 2013 onurcan cevapladı
hareketiyle ne değişti, hareket nelere gebe? Temel bazı  gözlemler eşliğinde düşünmeliyiz.

Az önce de belirttik; 31 Mayıs’la başlayan halk hareketinin önemli sonuçlarından birisi AKP rejiminin hem ikna/rıza aygıtlarını hem de baskı/zor aygıtlarını etkisizleştirmesidir. Halk hareketi holding medyasıyla AKP rejimi arasındaki ilişkiyi görünürleştirmiş; sansürü delmiştir. NTV önündeki protestolar; Penguen belgeseliyle sembolleşen CNN Türk ve “evet Başbakanın önünde eğildim, gerekirse secde ederdim” diyen Fatih Altaylı-Haber Türk. Halk hareketi holding medyasını itibarsızlaştırmış; iktidarla medya arasındaki sınıf ilişkilerini görünürleştirmiş; sosyal medya aracılığıyla yeni ve toplumsal iletişim yolları geliştirmiş ve tekeller dışında Hayat TV, Halk, Ulusal Kanal gibi kanalları baştacı etmiştir.

Korku rejimi uzun süredir farklı kesimlerde aşılma işaretleri veriyordu. Fakat AKP rejiminin baskıcı rejim inşasında merkezi yer tutan polis aygıtının Gezi Parkı saldırısı ve ardından yükselttiği şiddet, toplumsal mücadeleyi sindirmek bir yana; daha da sıçratmış; korku etkisizleşmiştir. Halk hareketinin her türlü şiddet ve sindirmeye karşı yepyeni bir kuşağı da içine katarak genişleyen ayaklanması; AKP rejiminin önümüzdeki süreçte neoliberal Sultanlık olarak öngördüğü yeni rejimi topluma dayatmasının baskıcı yollarını tıkamıştır. Bundan sonra korku rejimi; olsa olsa halkın değil, AKP’nin korkularının rejimidir. AKP rejimi her baskıcı hamlesinde, karşılaşacağı halk eylemliliğini hatırlayacaktır.

Olağan dönemlerde yan yana bulunması imkansız gibi görünen siyasal yapı ve anlayışların yaşam alanlarımıza saldırıyla yaşam tarzına saldırıyı ilişkilendiren birlikte “meydan okuma”sı; bugün farklı siyasal ve toplumsal kesimlerin mücadeleyi örmesine; Taksim’i özgürleştirmesine ve dalga dalga diğer şehirlere yayılan mücadeleyi omuz omuza örgütlemesine yol açmakta. Bunun siyasal sonuçları kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede görünürleşecektir; bu halk ayaklanmasının radikal ve dönüştürücü iradesini yeni bir kurma iradesiyle bütünleştirecek siyasal öznelerin ve ittifakların tarifi arayışı mutlaka izleyecektir. Unutmayalım; hakim sınıflar ve siyasal temsilcileri; halk hareketinin dinamizmi karşısında daha örgütlü olma ve daha hızlı manevralar yapabilme kabiliyetine sahiptir. Arap devrimleri sürecinde başta Mısır’da olmak üzere halk ayaklanmasının devrimci enerjisinin aynı zamanda hakim sınıflar ve emperyalist blok tarafından Müslüman Kardeşler iktidarı lehine nasıl çalındığı hatırdan çıkmamalı. Cem Boyner’in “ben de çapulcuyum” ifadeleri, büyük sermaye içinden liberal aydınlar aracılığıyla harekete “sınıfsızlaştırıcı” müdahalelerin yoğunlaşması ve radikal enerjinin sistem içine soğurulması arayışlarının artışı tesadüf değildir. Halk hareketinin meydanlarda beliren bu yeni programını bir siyasal seçeneğe dönüştürerek sıcaklığını korumak; fiili mücadele pratiğinin gücünü keşfeden halk hareketiyle siyasal örgütlenme pratikleri arasındaki bağı bir kurucu özne seçeneğine dönüştürmek ve “yeni” olanı çaldırmamak önümüzdeki dönemin acil görevleri arasında. Aksi durumda iktidar bloğu; “Tayyip Erdoğan kötü, Gül ve çevresi iyi” masalıyla siyasal müdahalesini sürdürerek halk hareketini boğmanın yollarını arayacaktır. İşaretleri açık.

AKP rejimiyle birlikte en büyük endişeyi büyük burjuvazinin sergilediği düşünülürse; halk hareketinin dokunduğu yerde sınıfsal bir yara var diyebiliriz. Buna karşın bu sınıfsallık, emekçilerin bu harekete daha etkin müdahalesiyle biraz daha belirginleşecektir. Emek hareketine ve sendikalara bu yeni dönemde kendilerini yenilemeleri ve emekçilerin örgütlü mücadelesini yükseltmek adına uzun süredir içine düşülen zaafları gözden geçirmeleri fırsatı açılmıştır. Unutmayalım; son noktada halk hareketinin yönünü ve sınıf karakterini emekçilerin müdahalesi belirleyecektir. Sendikalar şu ana kadar bu konuda kötü sınav vermişlerdir.

Bir diğer kritik nokta; birlikte mücadele eden sosyalistlerin, Cumhuriyetçilerin, Kürt gençlerinin, antikapitalist Müslümanların; ezilen kimlikleriyle sınıf mücadelesi arasındaki rabıtayı keşfetmiş öznelerin mücadeleyi ve Gezi’de örülen alternatif kamusallığı korumak adına öğrendikleri, keşfettikleri siyasal bilinç düzeyidir. Halk ayaklanması öğreten bir eylem alanıdır; sadece halkın bilincindeki sıçramayla değil; siyasal yapıların da bilincinde yarattığı sıçramalarla etkisi ölçülür.

Bu açıdan altını çizmeden geçmeyelim. AKP rejimi karşısında temsil olanakları, kuşakları, sınıfları ve siyasetleri bakımından oluşan bu en geniş mücadele ittifakının temel programı, önceki dönemlerden ayrılıyor. Ne 28 Şubat’a giden süreç ne de Cumhuriyet mitinglerindeki temel duyarlılık bu hareketi belirliyor. Türkiye’de ilk kez İslamcı bir iktidara karşıtlık temelinde gelişen ayaklanma, temel düstur ve sloganlarını laiklik mücadelesi üzerinden kurmuyor. Bu durum; AKP rejimi ve onunla büyüyen çapulcu sermaye birikim modeli karşısında yeni, halkçı ve devrimci bir demokrasi arayışının sahne önüne alınmasının imkanlarını gösterdiği kadar; açığa çıkan bu enerjinin AKP tabanına doğru genişleme potansiyelinin hiç olmadığı kadar güçlü olduğunun da altını çiziyor.

Nitekim tam da bu durum; AKP rejiminin dengesini bozdu bile. AKP hegemonyası en başından beri, İslamcı hareketin çekirdeğine yaslanan; ama bu çekirdeği, çözülen merkez, liberal ve ılımlı muhafazakar unsurlara doğru genişletecek bir iktidar seçeneği haline getiren yayılmacı bir karakter taşıyor. Buna karşın halk hareketi AKP hegemonyasını daraltıyor; eski sınırlarına çekiyor; içerisindeki çatlakları büyüterek hegemonik ittifaklarını kayganlaştırıyor. Bir iktidar seçeneği olarak doğmuş AKP; “rüzgar nereye, götür beni oraya” diyen ve İslamcı gelenekten gelmeyen unsurların en fazla zihin bulanıklığı yaşadığı döneme girmiş bulunuyor. Bu durum; Erdoğan’ın Tunus dönüşü saat 03.00’te gerçekleştirdiği mitingde atılan sloganlara da, Erdoğan’ın konuşmasına da açıktan yansıyor. “Azınlık şaşırma, sabrımızı taşırma”; “Ya Allah Bismillah”, “Yol Ver Gidelim, Taksim’i Ezelim” sloganları ve Erdoğan’ın konuşması, hareketi merkez, liberal ve ılımlı muhafazakar çevrelere genişleten “demokrat” hegemonya dilinin 90’lardaki sert çekirdeğin tabanına ve diline geri çekilmeye zorlandığının kanıtı. Bunun hızlanıp hızlanmayacağını göreceğiz.

Tam da bu nedenle AKP rejiminin yeni mevzi kazanma aşamaları öncesi süreçlerde takındığı araçsal demokrat tavrın anlamsızlaştığı görülüyor. Halk hareketi “demokrasi araç değil, amaç” diyor. Özellikle sol/sosyalist siyasal hareketlerin darbe ve baskılarla yok edilmeye çalışıldığı ya da eski rejimlerle bütünleştiği zeminde yükselen İslamcı hareketlerin Türkiye’de de Ortadoğu’da da yaptığı şey, toplumsal ve siyasal anlamda adalet ve demokrasi söylemini/talebini sömürgeleştirmek olmuştu; şimdi ilk kez muktedir olan ve sınıfsal, siyasal karakterleri hızla belirginleşen bu İslamcı projeler karşısında gerçek adalet, eşitlik ve demokrasi talebinin üzerinde örülebileceği yeni bir siyasal zemin var; kavramlar özgürleşiyor; yıllar sonra ortaya çıkan bu yeni durumun siyasal yansımalarıysa hem sosyalistlerin yeni olanı kavrayan müdahalesine hem de halk hareketinin kazandığı özgüveni ilerletecek enerjisine bağlı olarak Türkiye’nin gelecek yıllarını belirleyecek.
0 oy
11 Temmuz 2013 SorSor cevapladı
Çarpma şimşek bnunların hepsi böyledir. Yıldırım iki bulutu  çarpışması sonucu etrafının 50 metresi veişliğinde zarar verebilecek  bir doğal afet benzertisidir.
0 oy
11 Temmuz 2013 SorSor cevapladı
Çarpma şimşek bnunların hepsi böyledir. Yıldırım iki bulutu  çarpışması sonucu etrafının 50 metresi veişliğinde zarar verebilecek  bir dgüçtür.

İlgili sorular

1 cevap 39 gösterim
29 Haziran misafir sordu
1 cevap 64 gösterim
0 cevap 36 gösterim
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...