Ahmet Haşim'in şiir anlayışı hakkında bilgi verir misiniz?

152 gösterim
9 Aralık 2013 misafir sordu
30 Aralık 2013 _Yağmur_ düzenledi
ahmet haşimin şiir hakkında bazı mulahazalar makalesinden yola çıkarak ahmet haşimin şiir anlayışını açıklayınız PERFORMAN ÖDEVİM YARINA LÜTFEN YARDIMCI OLUN

1 cevap

+1 oy
3 Ocak 2014 _Yağmur_ cevapladı
 
En İyi Cevap
Ahmet Haşim (1885 -1933)

Ahmet Haşim, Millî Edebiyat akımının etki¬li olduğu yıllarda yaşayıp şiirler yazmasına karşın bu akımın şairi değildir, iki noktada millî edebiyatçılardan ayrılır. Bunlardan bi¬rincisi şiirinin estetiği, ikincisi şiirinin içeri¬ğidir. Onun şiir estetiği saf (öz) şiir anlayışı¬na bağlıdır. Eserlerinde sadece kendi ru¬hunun sesini yansıtmış, Türk milletinin hiç¬bir millî ve sosyal problemi ile ilgili tek bir şiir yazmamıştır. Şiir dili, imge kaynakları bakımından millî özelliklere sahip değildir. Fildişi kuleye çekilen eski Yunan mitolojisindeki sanatçılar gibidir. Zira şiir dili ve im¬ge zenginliği ancak uzmanların ya da şiir fetişistlerinin zevk alabileceği bir yoğunluk ve derinliktedir. Şiirinin dağarcığını oluştururken Türk halkının konuşup anlaştığı dili değil, lügati kullanmıştır.

Hep aynı tarz şiir yazmıştır. Şiirinde aşamalı bir değişme yok¬tur. Yalnızca derinleşme ve ustalaşma söz konusudur. Şiirimize getirdiği imgeler, yeni ve özgün olmakla birlikte Türk hayal sis¬teminin ve doğayı algılama ve yorumlama anlayışının bir ürünü değildir. "Çöl, göl, akşam, gurbet, daüssıla" gibi imge ve kavramlarda ısrar etmesi sanatını sınırlamıştır.

Oysa o devirde Yeni Lisan hareketi, yeni bir şiir dili bulmuş, he¬ceyi şiirin gündemine oturtmuş, millet denen topluluğun edebi¬yatını yaratmıştır.

Ahmet Haşim Batı şiirini, özellikle de Fransız şiirini iyi incele¬miştir. Emile Verhaeren, Baudelaire, Rodenbach, Albert Sema¬in, Valery, Mallarme gibi şairlerin etkisi görülür. Fecr-i Âti toplu¬luğunun "Sanat şahsi ve kişiseldir." anlayışına ömrünün so¬nuna kadar sadık kalmıştır. Bu bakımdan Haşim'in şiirlerinde hiçbir ideolojik, sosyal ve siyasal konu yer bulmaz.

Ahmet Haşim'in şiirlerinde sembolizmin etkisi vardır. Ancak onun, tam anlamıyla sembolist olduğu da söylenemez. Her ne kadar, sembolizmi bazı yanlarıyla benimsemiş, Piyale önsö¬zünde bu konuda görüşler ileri sürmüşse de savunduğu ilkele¬ri şiirlerinde tam olarak uygulamamıştır.

Ahmet Haşim'i sembolistlere bağlayan belli başlı özellikler şun¬lardır: "Şiirde iç ahenge önem vermek, ruh halini yansıtan renkli doğa görünümleri çizmek, öznelci, kötümser bir dün¬ya görüşü taşımak, toplum gerçeklerine ilgisiz kalmak, sık sık akşam zamanını işlemek."

Şiirleri belli bir anı yakalamak için çaba gösteren empresyonist (izlenimci) ressamları akla getiren Haşim'in üç döneminde, üç ayrı renge düşkünlük göstermesi ilginçtir. "Şi'r-i Kamer"lerde sarı, "Göl Saatleri'nde" kara, "Piyale'de" kırmızı renkler ağır basar.

Ahmet Haşim, sembolizmin çağrışım özelliğinden yararlanma¬nın yanında, Türk şiirinin mecaz ve istiare sanatlarına da yas¬lanmış bir şairdir.

Ahmet Haşim, bütün şiirle¬rinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. Heceyi "köylü vezni" diye küçümsemiştir. O dönemde aruz ölçüsü, yerini heceye bırakmış¬ken ve herkes heceyle yazarken, Ahmet Haşim, aruzdan vaz¬geçmemiştir. Şiirlerindeki uyak aksaklıkları ise daha çok yazılış benzerliğine aldırmamasından, uyak anlayışında da eski kural¬lardan sıyrılıp bir serbestlik aramasından kaynaklanır.

Ahmet Haşim'in en çok kullandığı nazım birimi dörtlüktür. Ger¬çi bu alanda tutucu davranmamış, birçok biçimi denemiştir. "Şi'r-i Kamer"ler mesnevi biçimindedir, soneleri vardır, üçlü, beşli, altılı dize kümelerini denemiş; hatta bunları aynı şiir için¬de kullanmıştır. Biçim açısından şiirimize getirdiği önemli bir yenilik ise serbest müstezat'tır. Müstezat, bir Divan edebiyatı biçimidir. Servet-i Fünûn şairleri müstezatın ölçüsüne bağlı kal¬mayıp, dizeleri istedikleri boyda, yani istedikleri ölçülerle kura¬rak değişik biçimler denemiş, anlamı da beyitlerden kurtarıp şiirin bütününe yaymışlardı. Haşim bu konuda daha da ileri git¬miş, her dizede başka bir ölçü kullanmış, sembolist şairlerin "vers libre" dedikleri özgür koşuk anlayışına yönelmiştir. Buna rağmen onun serbest müstezatları, yine de ölçülü ve uyaklıdır. Sonraki kuşaklar Haşim'in serbest müstezatını heceye uygula¬mışlardır.

Ahmet Haşim'in dili çok küçük bir sözlükten oluşur. Sözcükle¬rinin az olması, işlediği konuların sınırlılığındandır. Çünkü onun, konularında, benzetmelerinde, duygularında, düşünce¬lerinde bir çeşitlilik bulunmaz; hep aynı şeyleri, hem de aynı sözcüklerle anlatır. Kavramları sözcüklerinden de azdır. Çünkü üç dilden (Arapça, Farsça, Türkçe) eş anlamlı sözcükler kulla¬nır. Şiirlerinde "gece"nin yanında onunla anlamdaş olan "leyi" ile "şeb"i; "akşam"ın yanında "mesa" ile "şam"ı; "yıldız"ın ya¬nında "necm", "kevkeb" ve "sitare"yi kullanmıştır. Kavram darlığını bu eş anlamlı sözcüklerle örtmeye çalışmıştır. İlk şiirle¬rinden son şiirlerine doğru dilini sürekli arındırıp Türkçeleştirdi-ği söylenebilir. Kullandığı sözcükler genelde doğayla, kendisiyle ve kadınla ilgili olmak üzere üç kümede toplanır. Doğa ile il¬gili sözcükleri ise genellikle "akşam, gece, gökyüzü, aydınlık, karanlık" çerçevesinde döner. Renk bildiren sözcüklere de çok önem verir, bu konuda bir ressam kadar duyarlıdır, iç dün¬yasıyla ilgili sözcükler ise çoğunlukla üzüntü belirtir; sevinç çok azdır. Tarih, toplum, siyaset, ahlak vb. ile ilgili sözcüklerse he¬men hemen hiç görülmez. Dili konuşma dili değildir. Önceleri Servet-i Fünûn etkisindeyken, zamanla bu etkiden sıyrılmış, geleneksel şiir dilinin dışında, bütünüyle kendine özgü yapay bir dil kurmuştur.

İlgili sorular

1 cevap 78 gösterim
2 cevap 144 gösterim
1 cevap 41 gösterim
1 cevap 242 gösterim
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...