Org nerelerde kullanılır?

54 gösterim
7 Aralık 2014 misafir sordu

3 Cevap

0 oy
8 Aralık 2014 jonhy sins cevapladı
piano
0 oy
9 Aralık 2014 BERFİN E. cevapladı
9 Aralık 2014 BERFİN E. düzenledi
Org, ismini latince "Organum"dan alır, Türkçedeki gerçek ismi ise Rumca'daki "Orğanôn" kelimesinden gelen "Erganun"dur. Orgda Ses, körükle verilen havanın tahta veya metal borulardan geçerken üflemeli çalgılarda olduğu gibi içerdeki hava sütunlarını titreştirmesiyle elde edilir. klavyeli ve pedallı bir enstrumandır. Değişik ses tonları ve notalar piyanoda olduğu gibi tuşlarla denetlenir. En çok bilinen türü kilise orgudur.

Enstruman, klavyedeki tuşlar basılı kaldığı sürece ses verir. Parmaklarla uygulanan kuvvetin sesin dinamik aralığını değiştirmediği enstruman buna rağmen tını ve ses yüksekliği açısından geniş bir aralığa sahiptir. Beş katlı bina yüksekliğinde orglar bulunmaktadır. Batı klasik müzik tarihinin en eski enstrumanlarından biri olan org, önceleri daha çok hristiyanlık ile bağlantılıydı.

İlk yapımı çok eski yüzyıllara uzanıp (MÖ 150-200 yıllarında) Mısır da Ktesibios adında birinin Pan Flavtası'nın çok büyüğünü su gücüyle çalıştırarak sesler elde ettiği ve böylelikle ilk su orgunu yaptığı söylenir. M.S. III. Yüzyıla doğru Hydraulis adını alan su orglarında kullanılan su basıncı; yerini hava basıncına bıraktı ve ardından “register” olarak adlandırılan ve ses özelliklerinin değişimini sağlayan düzen bulundu. 18.ci yya kadar üç tip org varlığını sürdürdü; Portatif Org, Pozitif Org, Büyük Org. Klasik org Avrupalı yapıcılar elinde gelişerek 13-14ncü yy sonlarında bugünkü biçimine ulaşmıştır. İlk olarak tiyatrolarda ve sirklerde kullanılan ve dindışı müzik çalgısı olan org; Roma İmparatorluğu döneminde bütün batı dünyasına yayıldı. 10ncu yydan başlayarak, çok sesli yapıtların çoğalmasıyla da birlikte dindışı müzik alanından kilise müziği alanına kaydı. Uzun süre kilise müziğinde kullanılan bu çalgı, sonraları dindışı müziğin de en yetkin çalgıları içinde yer almıştır. Kilise orgcusu olarak çalışan büyük besteciler sayesinde, org için çok güzel yapıtlar oluşturulmuş, sayıları binleri aşan bir org dağarı doğmuştur. Laurens Hammond' un elektrikli orgu yapmasıyla, en kullanışlı biçimine ulaşmıştır. İlk kez 1934'te ABD’de yapılan elektronik orgda borular ve hava mekanizması bulunmaz; sesler elektronik olarak üretilir.

 
     
   
 Orgun boruları, oldukça karmaşık bir yapıya sahip büyük bir kutu olan somya’ya yerleştirilir. Bu  şu şekilde gerçekleşir; boruların ayakları, somya üzerine vidalanmış olan uzun tahta parçalarındaki deliklere girer. Borular dikey olarak dizilir. Somya tabanı ise havanın basınç altında tutulduğu ve gerektiğinde registerler yoluyla borulara gönderildiği bölmedir.

Konsol, ses tonları ve notaların denetlenmesi için gereken düzenek­leri içerir. Orgun klavyesi, piyanodaki gibi tuşlardan oluşur ve pedal takımıyla birlikte boru takımlarını yönetir. Her tuş, aynı notayı farklı tınılarla seslendiren birkaç boruyla bağ­lantılıdır. Büyük orglarda birden çok klavye ve pedal takımı vardır. Klavyenin sağında ve solunda ses denetle­me düğmeleri bulunur. Bu düğmeler, boru takımlarının körükten gelen basınçlı havayla ilişkisini sağlayan tahta sürgülere bağlıdır. Ses elde etmek istenilen boru takımının altındaki sürgünün düğmesini çekmek suretiyle borula­rın ağzını açılır ve içeri hava girmesi mümkün kılınır. Klavyedeki tuşlara basınca da hava kasasından gelen havanın borunun içinde titreşmesiyle ses elde edilir. Orgcu düğmeyi ittiğinde sürgü geri kayar ve borunun ağzını kapatarak sesin kesil­mesini sağlar.



Gelişimi[değiştir | kaynağı değiştir]
Ortaçağda org üç biçimde bulunur: portatif org (nymphaion), pozitif org, solo çalgı olarak kullanılan büyük org. 13. yüzyılda kromatik tuşlar ve tek klavye için kolektif supaplar kullanılmaya başlandı. 14. yüzyıl sonunda yapılan ekler; pedalye, ikinci el klavyesi, pedalda bağımsız ses dizileri ve yaylı kasanın yerini alan düğmeli kasadır. Klavyelerde tuş sayısı arttı; el klavyelerinde 35ten 61e, pedalyede ise 12den 32ye çıktı. Boru takımlarının tını aileleri olan dip, değişim ve dilli; Rönesans sırasında sayı ve çeşit bakımından genişledi. Organum Plenumda bütün dip boruları birleştirildi ve bunlara yeni diziler katıldı. Solo boruları eklendi (nasard, flüt, kromorn, trompet, kornet). 17nci yyda bir recitativo yarım klavyesi, daha sonra dip, karma, üst kornet, obua ve insan sesi borularından meydana gelen bir yankı yarı klavyesi ortaya çıktı. Bu yarı klavyenin fonksiyonu bazı şarkıları değerlendirmek veya büyük orgun çıkardığı gür seslere pianissimo olarak karşılık vermekti. 18nci yüzyılda bombarda denilen tam bir klavye daha eklenince güçlü dil takımı esas klavyeden ayrıldı. Çoğalan boru takımlarından dolayı artan basınçlı hava ihtiyacını karşılamak amacıyla köşeli körüklerin yerine sürgülü körükler getirildi.

Klasik çağda ünlü büyük org yapımcıları yetişti. Romantizmin etkileri ise 1840lardan itibaren orgda kendini göstermeye başladı. Org yapımcıları yeni müzik estetiğine uygun çalgılar yapmak ve aynı zamanda ayrıca çalgının yüzyıllar boyu adeta kökleşmiş olan dini niteliğini değiştirmek istiyorlardı. Bu dönemde çok sayıda mekanik yenilik geldi. Bunlardan bazıları Barker kolu, denkleştirici, kıvrımlı körük takımı, sese denge sağlayan sarsıntı önleyiciler ve tıkaçları kutuların içinde bulunan somyalardır. 19. Yy.da orkestra çalgılarının seslerini taklit eden yeni boru takımları çıktı: viola de gamba, armonik flüt, İngiliz kornosu, klarnet ve benzeri. Somya üzerindeki basıncı kuvvetlendirerek ses gücünü artıran solo klavyesi ve bunun yanında daha kullanışlı pedal ve konsol takımı da getirilen yeniliklerdendir. Son olarak 1865’te Peschard, somyayı elektrikle çalıştırmayı denemeye karar verdi. Hava basınçlı çekiş sistemi özellikle A. Cavaillé-Coll tarafından kullanıldı. Bazı org yapımcıları ise senfonik müziğe daha uygun orglar yapabilmek için tüp sisteminden yararlandı. Romantik çağın bu yeni geliştirilmiş orgu konser salonlarında ve kiliselerde 1914’e kadar yaşadı; ancak o tarihlerde J. S. Bach’ın ve eski ustaların org eserleri bulundu ve yayınlandı. Bu durum eski klasik orga dönüşü gerektirdi; elektriğin getirdiği yeniliklere ve tüp sistemi sayesinde konsol borularının kasaya daha kolay çekilebilmesine rağmen çekmede daha çok mekanik çekim sistemi uygulandı. 1930’da Cavaillé-Coll’un mekanik yenilikleriyle 17nci yy estetiğini bağdaştıran yeni klasik bir org sistemi ortaya çıktı. Bu sistem ile hazırlanan orgların bazılarına dip boru takımlarının üzerine yerleştirilen ve hafif bir basınçla öten bir organum plenum, bazılarına kornet sesine yaklaşan ayrıntılı supaplar, diğerlerine ise Alman, Fransız, İspanyol şarkılarında olduğu gibi çeşitli ses tınılarına sahip parlak sesli diller eklendi. Elektrik, hava basıncı veya mekanik düzenekler büyük orgların kullanımını kolaylaştırdı
0 oy
9 Aralık 2014 60KalbiniBana cevapladı
Org, ismini latince "Organum"dan alır, Türkçedeki gerçek ismi ise Rumca'daki "Orğanôn" kelimesinden gelen "Erganun"dur. Orgda Ses, körükle verilen havanın tahta veya metal borulardan geçerken üflemeli çalgılarda olduğu gibi içerdeki hava sütunlarını titreştirmesiyle elde edilir. klavyeli ve pedallı bir enstrumandır. Değişik ses tonları ve notalar piyanoda olduğu gibi tuşlarla denetlenir. En çok bilinen türü kilise orgudur.


Kaynak: http://www.msxlabs.org/okul/49753/org-nerelerde-kullanilir#ixzz3LVgTQlBK

İlgili sorular

1 cevap 93 gösterim
24 Şubat 2015 misafir sordu
1 cevap 46 gösterim
19 Ekim 2014 yasin sordu
1 cevap 88 gösterim
2 cevap 152 gösterim
1 cevap 137 gösterim
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
87 Çevrimiçi
0 Üye ve 87 Ziyaretçi

10,591 soru

19,836 cevap

0 yorum

2,791 üye

...