Atatürk'ün bilim ve teknolojiye verdiği önem hakkında bilgi verir misiniz?

62 gösterim
28 Şubat 2012 misafir sordu
4 Mart 2012 düzenledi

2 Cevap

0 oy
16 Kasım 2012 My sassy girl cevapladı
 
En İyi Cevap
Atatürk’ün temel inanışlarından ve onun düşünce sistemi olan Atatürkçülüğün unsurlarından biride ; ilmin ve aklın rehberliği altında sürekli çağdaşlaşmadır. Başka bir terim ile ; her çağın ilim ve teknolojisinin rehberliği ve getirdiği yeniliklerin ışığı altında toplumun çağdaşlaşma, modernleşmeyi sürdürmesidir.

Atatürk bilim ve teknolojinin önemini “Dünyada her şey için , medeniyet için, hayat için , başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir,fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cehalettir, doğru yoldan sapmaktır” sözleri ile açıkca göstermiştir.

Türk milletini geri bırakan sebepler; Cumhuriyet devrine kadar gerçek anlamda bilim ve teknolojiyi izleyebilen bir dönemin yaşanmamış olmasıdır. Bu nedenle Türk Milletinin medeni , çağdaş ve müreffeh millet olarak varlığını yükseltmek dinamik idealini kendisine gösteren Atatürk; bu ideale ulaşmakta , bilim ve teknolojinin önemini belirtmiş “Bu millete gideceği yolu gösterirken ,dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından,ilerlemelerinden istifade edelim” demiştir.

Atatürkçülük’te ; akılcılığın temeli olan bilim ve teknoloji her alanda esas alınmalıdır. Atatürkçülük ,ilerlemenin temeli olan çağdaş bilim ve teknik esaslarının, her alanda rehber kabul edilmesini gerektirmektedir. Bilim ve teknolojide ileri olmak , her türlü mücadelede başarılı olmanın başlıca koşuludur. Bu amaçla bütün faaliyetler bilim ve teknoloji temeline oturtulmalı, bilim ve teknolojinin sınırları daima genişletilmelidir.

Atatürk büyük Nutkunda Türkiye Cumhuriyeti ‘nin kurulmasında temel prensip olarak bilim ve tekniğin esas alındığını dile getirmiş ve ayrıca “Milletimizin siyasi,sosyal hayatında ,milletimizin fikri terbiyesinde de rehberimiz ilim ve fen olacaktır” diyerek bilim ve teknolojinin kullanılacağı diğer alanları da göstermiştir.

Medeni dünya büyük bir hızla değişmekte ve gelişmektedir. Bu değişiklik ve gelişmelere uymamız gerekir. Uygarlık yolunda başarının gelişme ile mümkün olduğunu kabul eden Atatürk ; “Hayat ve geçime egemen olan kuralların zaman ile değişme , gelişme ve yenilenmesi zorunludur. Medeniyetin buluşlarının , tekniğin harikalarının dünyayı değişiklikten değişikliğe uğrattığı bir devirde asırlık köhne zihniyetlerle , geçmişe bağlılık ile varlığın korunması mümkün değildir” demiştir.

Atatürk’e göre , cehalet ve taassuptan uzak, ilme ve akılcılığa dayanan uygarlık yolu, toplumlar için zorunlu bir yoldur. Çünkü “Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar,yok eder . Uygar olmayan insanlar ve toplumlar daima uygar olanların ayakları altında kalmaya mahkum olacaklardır”. Oysa Atatürk, Türk Milletinin, karakter, çalışkanlık , zeka , milli birlik özelliklerinin yanısıra ilerleme ve medeniyet yolunda , yürümekte olduğunu elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilim olduğu için , Türk Milletinin bu uygarlık yarışını kazanacağına inanmaktadır.
0 oy
16 Kasım 2012 Mavi Peri cevapladı
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının hemen ardından Atatürk, ülkenin biran evvel çağdaş ülkeler seviyesine çıkması için çalışmalara başladı. Bu çalışmaların başarılı olması için ilke ve devrimleri hızlı bir şekilde hayata geçirmenin doğru olacağı kanaatindeydi.

Atatürk, eskiden kalma, gerici zihniyetin sebep olduğu bütün alışkanlıkların ortadan kaldırılması ve ilerlemeye mani olan hurafeciliğin kökten yok edilmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Büyük önder bu konu hakkında, “Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkûmdur.” diyerek, bilimsel olmayan her şeyin biran evvel terk edilmesi gerektiğini, bilimin ışığında ilerlemenin mecburiyetini en güzel şekilde ifade etmiştir.

Dünya ülkeleri bilimsel ve teknolojik çalışmalara büyük önem vererek, özellikle sanayi alanında büyük gelişmeler gösterirken, Türk milletinin de bu gelişmelerin gerisinde kalmaması hayati bir önem arz ediyordu. Atatürk, “İtiraf ederim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü medeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunluluğudur.” sözleriyle Türk milletinin, bilimden hiçbir zaman ayrılmaması gerektiğini en sade bir biçimde açıklamıştır.

Görüldüğü üzere, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bilime ve teknolojiye büyük önem vermiş, hayatın her safhasında bilimden faydalanılması, Türk milleti olarak yeni bilimsel çalışmalara imza atılmasını istemiştir. Atatürk, gerçekleştirdiği bütün devrimleri, aklın kabul ettiği bilimsel çalışmalar neticesinde gerçekleştirmiş ve başarılı olmuştur. Sanayide, ekonomide, eğitimde, toplumsal ve siyasal alanda yaptığı yenilikler ile ülkemize çağ atlatmıştır.

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni dünya ülkeleri arasında güçlü ve saygın bir konuma getiren, teknolojik olarak bir çok gelişmelerin yaşanmasına önderlik eden, eşsiz bir liderdir.

Atatürk’ün bilim ve teknolojiye verdiği önem sayesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir çok dünya ülkesinin örnek aldığı çağdaş ve modern bir ülke haline gelmiştir.

İlgili sorular

6 cevap 161 gösterim
0 cevap 24 gösterim
3 cevap 815 gösterim
2 cevap 29 gösterim
25 Aralık 2012 misafir sordu
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...