Mevlana ile Yunus Emre'nin benzer ve farklı yönleri nelerdir?

69 gösterim
11 Nisan 2012 misafir sordu
12 Nisan 2012 düzenledi

3 Cevap

+1 oy
11 Nisan 2012 misafir cevapladı
Mevlana Celaleddin Rumi ve Yunus Emre aynı dönemde yaşayan ve Anadolu’yu da aşarak dünya insanlığına ışık tutan iki isim. Her ikisi de günümüze kadar sirayet eden eserleriyle, halen güncelliklerini koruyorlar. Onların farklı coğrafyalarda yaşayan toplumlar tarafından tanınıp sevilmesinin temel nedenlerinden biri ve en önemlisi, sıradan basit fakat o derece münzevi hayatlarıyla anlatmaya çalıştıkları ilahi Aşk’tır. Bu Aşk hem onları hem de onların ardından gelenleri  kopmaz bağlarla Yaradan’a bağlamıştır.

Birbirlerinden etkilenerek ve farklılaşarak Anadolu insanı üzerinde, büyük izler bırakan bu iki isim, benzer konuları farklı açılardan dile getirmiştir. Mevlana yazdıklarını derin bir felsefi süzgeçten geçirmiş, ve alt yapısını sevgi üzerine kurmuştur. Mevlana’nın insanlara yaptığı “Ne olursan ol yine gel” çağrısı, ve duyduğu sevgi, Allah’ın rahmetin’den kuvvet  almaktadır.

Yunus da Mevlana gibi belli bir düşünsel birikime sahipti, onun bugün ozan ve şair olarak anılması, felsefi bir derinlikten yoksun olduğu anlamına gelmemelidir. Çünkü Mevlana da Yunus gibi bir şair’dir. Mevlana’nın yazdığı rubai ve gazellerden oluşan ”Divan-ı Kebir” halen bir başucu kitabıdır. Mevlana’nın en önemli eseri olan Mesnevî 26 bin beyitten oluşan manzum bir eserdir. Bu anlamıyla Mevlana da şairdir.

Onun İslam’a bakışını şekillendiren yön de bence şair kimliğidir. Mevlana’yı ve onun takipçilerini tüm dünyaya takdim eden tını, ses, ahenk Mevlana’nın şair kimliğinden zuhur etmiştir. Bir açıdan bugün Mevlana’yı, tarikat ehli, insanı kâmil, olarak anmanın yanında, şair sıfatıyla da ihya etmeliyiz.

Mevlana’nın şair ve edebi yönü, vefatından sonra kurulacak olan Mevlevi tekkelerinin sanat atölyesi işlevini yerine getirmesine de vesile olmuştur. Mevlevi tekkelerinde, başta edebiyat olmak üzere, minyatür, hat, musiki, gibi sanat dallarıyla uğraşılmış bu tekkelerde önemli, nakkaşlar yetişmiştir. Mevleviliğin özellikle Osmanlı bürokrasisi ve şehirli zümreler arsında ilgi görmesinin nedeni de bu kuşatıcılıktır. Bugün dahi Mevlevilik, görsel ve işitsel olarak musiki, sema, ve şiir olmak üç ana temel üzerinde isnat etmektedir. Mevlana ve Yunus Emre aynı dönemde yaşamalarına ve aynı şeyleri söylemelerine rağmen Yunus Emre, Mevlana gibi Türk toplumunda düşünsel kimliği ile öne çıkamadı.

Bunun en önemli sebeplerinden biri herhalde Yunus’un Türkçe yazmasıydı. Çünkü o dönem Türkçe halk arasında ekseriyetle konuşulan bir dil değildi. Fakat Yunus’un Türkçe yazması, Moğol akınlarıyla sarsılan Anadolu da Türkleri bir arada tutmaya yaradı. Türkçe yazan Yunus, Anadolu da yaşayan Türkler arasında tasavvuf’un yayılmasına da yardımcı olmuştur. Batılı araştırmacılar ve UNESCO gibi kuruluşlar, Yunus Emre’nin yazdıkları eserleri kendi dillerine çevirmek ve konferanslar düzenlemek konusunda çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır.

Fransız Yves Régnier’in “Le divan par Yunus Emre” Yunus Emre divanı kitabı bu çalışmalardan aklıma gelenlerden ilki. Ama maalesef Yunus Emre halen Türkiye’de ve dünyada hak ettiği yeri bulamadı.

Yunus yazdığı şiirlerle divan edebiyatında hatırı sayılır izler bıraktı. Ahmet Yesevi ve Hacı Bayram Veli’nin tekke şiiri alanında seçkin örnekler vermesine karşılık, Tekke şiiri* denilince akla  ilk gelen isim yine Yunus Emre’dir. Nazım Hikmet’i dahi etkilemiştir Yunus Emre.

Mevlana ve Yunus Emre’nin düşünce tarzları aynıdır. Anlatmak istedikleri şeyler, işledikleri konular benzeşir. Özellikle sosyal adalet konusunda her ikisi de son derece hassastır. Halkın içinde, halkla birlikte olan Yunus Emre, eşitlik ve hakkaniyet noktasında çok titiz davranmıştır. Mevlana bu konuda özellikle yöneticilerin neler yapması ve nasıl yaşaması gerektiğine değinmiştir.

Yunus daha çok bir derviş olma çabası içindedir zaten derviş ve dervişliği konu olan çok sayıda şiiri vardır, bu şiirlerin büyük kısmı hece ve aruz vezniyle yazılmıştır. Yunus’un halka birlikte iç içe olması onun bu yönünün gelişmesine hizmet etmiş, Yunus Anadolu’yu karış karış dolaşmıştır.

Bu yüzden mezarının nerde olduğu halen bilinmemektedir. Her açıdan bizlere köklü bir gelenek bırakan bu iki ismin yaşadıkları hayattan, yazdıkları eserlerden payımıza düşen o kadar çok şey var ki. Bunların yanında Yunus Emre’nin mezarının nerde olduğu çok önemli değil. Onun insanlığı yüreğine ektiği tohumlar her geçen gün filizlenip kök salıyor, Yunusça yaşayan, Mevlana’yı rehber alan insanların sayısı gün geçtikçe artıyor. O yüzden Mevlana’nın vasiyetinde dediği gibi “Tevhid ehline selam olsun”, Tevhid ehli de bu selama layık olsun.

* Tekke şiirinde daha çok Allah aşkı ve ahiret konuları işlenmiştir. Daha geniş bilgi için Prof. Dr. Ahmet Necdet “Tekke şiiri” İnkılap yayınları, İstanbul 1997
+1 oy
3 Ocak 2013 papacik cevapladı
benzerleri ikiside hoşgörülüdür,saygılıdır farklılıklarıda hepsinin kendine özgü bir deneyimi vardır
0 oy
8 Temmuz 2013 mavi cevapladı
Mevlana Celaleddin Rumi ve Yunus Emre aynı dönemde yaşayan ve Anadolu’yu da aşarak dünya insanlığına ışık tutan iki isim. Her ikisi de günümüze kadar sirayet eden eserleriyle, halen güncelliklerini koruyorlar. Onların farklı coğrafyalarda yaşayan toplumlar tarafından tanınıp sevilmesinin temel nedenlerinden biri ve en önemlisi, sıradan basit fakat o derece münzevi hayatlarıyla anlatmaya çalıştıkları ilahi Aşk’tır. Bu Aşk hem onları hem de onların ardından gelenleri  kopmaz bağlarla Yaradan’a bağlamıştır.

İlgili sorular

1 cevap 33 gösterim
2 cevap 37 gösterim
1 cevap 147 gösterim
2 cevap 397 gösterim
14 Ocak 2015 ece sordu
Okula Destek'e hoş geldiniz!

Sorun, cevaplayın ve okul eğitiminize destek olan soru-cevap platformumuzu geliştirin.

Teşekkürler!
...