19. yüzyıl Alman yazarı Goethe , İsviçreyi devasa ve iyi düzenlenmişlikle, İsviçrenin %60'ını oluşturan gerçekten devasa, muhteşem Alp dağlarının birleşimi olarak tanımlamıştır. Aynı şekilde İsviçreli insanların en meşhur özelliği detaycı bankacılarıyla ve saatçileriyle, titizlikle iyi düzenlenmiş hayat sürmeleridir.
Ayrıca kibar ve ziyaretçilerin "mesafe koyma" olarak algılayacağı kadar özel hayata saygılıdırlar. Ama aslında İsviçre kültürü,her birinin farklı gelenek ve ulusal mutfak katan dört resmi dil olan Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Latince'nin arkadaşça karışımdır.
İsviçreliler bu karışımdan gurur duyarlar fakat daha fazla farklılaşmaya karşı temkinlidirler. Yüzyıllardır tarafsız kalmışlardır ve başka kültürlerin etkisinde kalmamak için hâlâ daha Avrupa Birliği'nin tam üyesi olmamış hatta 2002'ye kadar Birleşmiş Milletler'e bile katılmamışlardır.
Bunun yanı sıra, İsviçreliler kendilerini dünya barışına adamalarına rağmen , her İsviçre erkeği orduda hizmet etmeli ve evinde tüfek bulundurmalıdır. Aslında bir çok İsviçreli, kayak yapmaları gibi heyecanla nişancılıklarını geliştirmeye çalışırlar.