74 gösterim

önce düzenledi

Fil vakası, İslam tarihinde büyük bir öneme sahip olan ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in doğum yılına denk gelen M.S. 570 civarında Mekke'de yaşanan olağanüstü bir olaydır. Öğrenciler genellikle siyer derslerinde veya Kur'an-ı Kerim'deki Fil Suresi'ni öğrenirken bu olayı merak ederler. Bu vaka, Yemen Valisi Ebrehe'nin Kâbe'yi yıkmak için büyük bir fil ordusuyla Mekke'ye yürümesi ve Allah'ın mucizevi yardımıyla bu girişimin nasıl engellendiğini anlatır. Bu olay, Mekke'nin ve Kâbe'nin kutsallığını gösteren, ibret verici ve akıllarda iz bırakan bir destandır.

1 cevap

0 oy
önce
önce düzenledi
 
En İyi Cevap

"Fil Vakası" veya "Fil Olayı", İslam tarihinde büyük bir öneme sahip olan ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) doğduğu yıla (yaklaşık M.S. 570) denk gelen, Allah'ın mucizevi kudretini gösteren olağanüstü bir hadisedir. Bu olay, kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Fil Suresi ile de anlatılmakta ve Kâbe'nin Allah tarafından nasıl korunduğunu bizlere ibret verici bir şekilde göstermektedir.

Olayın merkezinde, o dönemde Yemen'in Hristiyan valisi olan Ebrehe bulunur. Ebrehe, Arap hacılarını kendi ülkesine çekmek ve Kâbe'nin önemini azaltmak amacıyla Yemen'in başkenti San'a'da çok büyük ve gösterişli bir kilise inşa ettirmişti.

Ancak Araplar, Kâbe'ye olan derin bağlılıklarından vazgeçmediler ve hatta bir Arap, Ebrehe'nin kilisesine saygısızlık etti. Bu duruma çok öfkelenen Ebrehe, intikam almak ve Kâbe'nin kutsallığını yok etmek amacıyla Kâbe'yi yıkmaya yemin etti.

Ebrehe, ordusunun önünde devasa fillerin de bulunduğu büyük bir askeri güçle Mekke'ye doğru yola çıktı. Ordusundaki en büyük ve güçlü filin adı Mahmud'du.

Mekke yakınlarına ulaştığında, Ebrehe'nin ordusu Mekkelilerin hayvanlarına el koydu. Bu hayvanların içinde, henüz doğmamış olan Peygamber Efendimiz'in dedesi Abdülmuttalib'in develeri de vardı.

Abdülmuttalib, develerini geri almak için Ebrehe ile görüştüğünde, Ebrehe ona Kâbe'yi yıkmaya geldiğini söyledi. Abdülmuttalib ise Ebrehe'ye şu tarihi ve anlamlı cevabı verdi: "Develer benimdir, Kâbe'nin ise sahibi vardır, onu O korur." Bu söz, Allah'a olan tam teslimiyeti ve Kâbe'nin ilahi koruma altında olduğuna olan inancı yansıtıyordu.

Ertesi gün Ebrehe'nin ordusu Kâbe'ye doğru ilerlemeye başladığında, akıllara durgunluk veren bir mucize gerçekleşti: Ordunun en önündeki filler, Kâbe yönüne doğru gitmeyi reddetti. Ne kadar zorlansa da filleri Kâbe'ye doğru çeviremediler; tam aksine, filler geri dönüyor veya başka yönlere hareket ediyordu.

Bu şaşkınlık ve çaresizlik anında, gökyüzünden "Ebabil" kuşları adı verilen küçük kuş sürüleri belirdi. Her bir kuşun ağzında ve ayaklarında, sıcak çamurdan pişirilmiş küçük taşlar (siccil) vardı.

Ebabil kuşları, bu taşları Ebrehe'nin ordusunun üzerine yağdırmaya başladı. Bu taşlar, isabet ettikleri askerleri ve hayvanları anında eritiyor, onları paramparça ediyordu.

Koca ordu, bu mucizevi saldırı karşısında darmadağın oldu ve Ebrehe de ağır yaralı bir şekilde geri çekilmek zorunda kaldı. Böylece Allah, Kâbe'yi ve kutsal evini düşmanlarının şerrinden korumuş oldu.

Fil Vakası, sadece Kâbe'nin kutsallığını ve Allah'ın sınırsız gücünü göstermekle kalmaz, aynı zamanda Hz. Muhammed'in (s.a.v.) peygamberliğinin yakın bir zamanda geleceğine dair önemli bir işaret olarak kabul edilir. Bu olay, Mekke halkının ve tüm Arap Yarımadası'nın hafızasına kazınmış, Peygamber Efendimiz'in doğduğu yıl "Fil Yılı" (Amul-Fil) olarak anılmıştır. Bu mucize, Allah'ın evini her daim koruyacağına dair güçlü ve sonsuz bir delil niteliğindedir.

İlgili sorular

5 cevap 263 gösterim
29 Ocak 2012 misafir sordu
1 cevap 464 gösterim
1 cevap 8 gösterim
30 Ocak 2017 Yakup sordu
...