432 gösterim

düzenledi

Kültürel turizm'i ya da daha doğru bir terimle ''kültür turizmi'ni tanımlamak çok kolay değil elbette. Kültür sözcüğü çok geniş bir alanı kapsıyor ve çoğunlukla da kişiden kişiye değişiyor.

2 Cevap

0 oy

önce seçti
 
En İyi Cevap

Kültür turizmi, adından da anlaşılacağı gibi, bir bölgenin veya topluluğun kültürel değerlerini, yaşam biçimini, tarihini, sanatını, mimarisini, geleneklerini ve doğal güzelliklerini deneyimlemek amacıyla yapılan seyahatlerdir. Sizin de belirttiğiniz gibi, kültür kavramı çok geniş olduğu için kültür turizmi de oldukça çeşitlidir ve hemen hemen her yerde yapılabilir. Ancak bu turizm türünü genellikle yoğunlaştığı belirli başlı mekanlar ve deneyimler vardır:

Kültür turizmi, bir yerin ruhunu ve kimliğini keşfetmek isteyen ziyaretçilere hitap eder. Bu nedenle, kültür turizmi için uygun olan yerler, genellikle zengin bir tarih, benzersiz gelenekler, etkileyici sanat eserleri veya kendine özgü bir yaşam tarzı sunan bölgelerdir. Başlıca kültür turizmi destinasyonları ve yapılabileceği yerler şunlardır:

  • Tarihi Kentler ve Antik Yerleşimler: Geçmiş medeniyetlerin izlerini taşıyan şehirler ve antik kentler, kültür turizminin kalbidir. Örneğin, Türkiye'deki Efes Antik Kenti, Kapadokya'daki peri bacaları ve yeraltı şehirleri, İstanbul'daki tarihi yarımada (Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı) veya Roma'daki Kolezyum gibi yerler, ziyaretçilere tarihin derinliklerine yolculuk etme fırsatı sunar. Bu yerlerdeki müzeler, ören yerleri ve tarihi yapılar, geçmişi anlamak için önemli kaynaklardır.
  • Müzeler ve Sanat Galerileri: Birçok şehir, dünyanın dört bir yanından sanat eserlerini, tarihi eserleri ve kültürel objeleri barındıran büyük müzelere ve sanat galerilerine ev sahipliği yapar. Paris'teki Louvre Müzesi, Londra'daki British Museum veya İstanbul'daki Arkeoloji Müzesi gibi yerler, farklı kültürlerin ve dönemlerin sanatını ve tarihini bir araya getirir.
  • Dini ve Manevi Merkezler: Farklı inançlara ait kutsal mekanlar, mabetler ve dini merkezler de önemli kültür turizmi noktalarıdır. Kudüs'teki kutsal alanlar, Mekke ve Medine, Konya'daki Mevlana Müzesi veya Vatikan gibi yerler, hem dini inançları deneyimlemek hem de bu inançların şekillendirdiği mimariyi ve kültürü görmek isteyenler için cazip rotalardır.
  • Geleneksel Köyler ve Yerel Topluluklar: Büyük şehirlerin dışında, kırsal bölgelerdeki geleneksel köyler ve yerel topluluklar, otantik yaşam biçimlerini, el sanatlarını, yöresel mutfakları ve halk oyunlarını deneyimlemek için harika yerlerdir. Ege ve Akdeniz'deki şirin köylerde zeytinyağı yapımını öğrenmek, Karadeniz'de yayla şenliklerine katılmak veya Gaziantep'te yöresel lezzetleri tatmak gibi deneyimler, kültür turizminin önemli bir parçasıdır.
  • UNESCO Dünya Mirası Alanları: UNESCO tarafından belirlenen ve evrensel değere sahip doğal ve kültürel miras alanları, kültür turizmi için özel bir öneme sahiptir. Türkiye'de Göreme Milli Parkı ve Kapadokya, Pamukkale Hierapolis, Hattuşa (Boğazköy) gibi birçok yer bu listede bulunur ve ziyaretçilere eşsiz kültürel deneyimler sunar.
  • Festivaller ve Etkinlikler: Yöresel festivaller, sanat bienalleri, müzik festivalleri, geleneksel düğünler veya hasat şenlikleri gibi kültürel etkinlikler, bir bölgenin canlı kültürünü deneyimlemek için ideal ortamlardır. Bu tür etkinlikler, yerel halkla etkileşim kurma ve o kültürü daha yakından tanıma fırsatı verir.

Kısacası, kültür turizmi sadece belirli binaları veya kalıntıları görmekle sınırlı değildir; aynı zamanda bir yerin hikayesini dinlemek, insanlarıyla etkileşime geçmek, yerel lezzetlerini tatmak ve o atmosferi solumaktır. Bu nedenle, zengin bir kültürel dokuya sahip olan her yer, potansiyel bir kültür turizmi destinasyonudur.

0 oy

Kültürel turizm'i ya da daha doğru bir terimle ''kültür turizmi'ni tanımlamak çok kolay değil elbette. Kültür sözcüğü çok geniş bir alanı kapsıyor ve çoğunlukla da kişiden kişiye değişiyor. Sözcüğü en geniş anlamıyla düşünürsek her türlü insan etkinliğini bu başlık altında ifade etmek ya da tanımlamak mümkün. Yine de turizmin pratiğinden gelen bir yaklaşımla bir tanım yapabiliriz.

Kültür Turizmi, doğal ve tarihsel kültür varlıklarını, kültürel etkinlikleri ve güncel sanat eserlerini bazı sosyo-ekonomik olguları turistik bir ürün biçiminde gezginlerin hizmetine sunan bir turizm anlayışıdır. Yalnızca tarihsel olanı değil, günceli kapsayan bir terimdir.

Tüm kentsel, kırsal, doğal öğeler, arkeolojik, tarihsel kültür varlıkları, müzeler, örenyerleri, anıtsal yapılar, sivil mimari örnekleri ve her türlü güncel sanat eseri ve etkinliği (resim, heykel, film, fotoğraf' güncel sanat, festivaller, konserler, sergiler) etnografya, botanik, flora ve fauna, folklor, mutfak, içki, bazı sosyo-ekonomik olgular (gecekondular, sivil toplum kuruluşları, dinsel motifler, değişik study tours konuları), her türlü kültür ürünü bu tanımın içindedir. Bu nedenle böcekçilik, kuşçuluk, ipekyolu turizmi, kruvaziyer turizmi, eko-turizm, trekking gibi alternatif spor turları, doğrudan haç seferleri dışındaki inanç turizmi, special interest tours, study tours, geographical expeditions, educational tours, kongre, fuar, sergi ve sağlık turizminin pre ve post turları bu tanım kapsamındadır.

Biz Türkiye'de genellikle birçok terimi yanlış kullanıyoruz ya da bazı terimlere farklı anlamlar yüklüyoruz. Kültür turizmi yaklaşımı karşısına kitle turizmi (mass tourism), herşey dahil konsepti, macera turizmi, alternatif turizm, deniz turizmi gibi yaklaşımlar koymak çok doğru değil. Çünkü Türkiye'deki kültür turizmi kapsamındaki gezilerin çoğu herşey dahil gerçekleştirilmektedir. Bu turların bir kısmı kitle turizmi olarak yapılmaktadır. Aynı şekilde içinde Pamukkale ya da Kapadokya adı geçen her gezi de kültür turu değildir. Örneğin Kapadokya'ya Özcan Deniz'in göründüğü ev balkonunu görmek için gitmek başlı başına bir kültür gezisi sayılamaz.

Kültür Turizminde Temel Bir Yanlış ve İstanbul Kültür Gezileri

Kültür turizmi denildiğinde yanlış bir yaklaşımla yalnızca bir kente ya da Türkiye'ye gelen yabancı turistler anlaşılıyor. Bu çok temel bir yanlıştır. Dünyada hiçbir müze, hiçbir örenyeri yalnızca dışarıdan gelenlerin ilgisi ve onların getirisi ile ayakta kalamaz, doğal ve tarihi miras korunamaz. Kültür turizmi denildiğinde ana hedef o kentte, o ülkede yaşayanlar olmalıdır. İstanbul söz konusu olduğunda kültür turizmi konseptinin temel, değişmez en güvenilir hedefi İstanbullular olmak zorundadır.

Ancak İstanbullu İstanbul'u tanımıyor. Müzelerini, sergilerini, galerilerini gezmiyor. Bir İstanbullu bilinci oluşmuş değil, bir kentlilik bilinci yaygın değil. Müzelerimizde yerli-yabancı ayrımı yapılarak istatistik tutulan son yıl olan 2005'in sayılarına bakar o yıl Topkapı Sarayı'nı gezen yerlilerin hepsinin İstanbullu olduğunu varsaysak bile gezen kişi sayısı 768 bindir. Londra ve New York'un en önemli müzelerinin ziyaretçi sayısı 7 ve 8.5 milyon kişidir. Esas olarak İstanbulluların gezmesi gereken Türk-İslam Eserleri Müzesi'ni gezen yerli turistlerin oranı % 33'tür.

İşte bu nedenle fest travel bünyesinde 19 yıldır İstanbullulara yönelik kültür gezileri düzenliyoruz. Yabancı turist gruplarına, bir ya da birbuçuk günde gezdirdiğimiz İstanbul için birbirinden farklı 90 günlük güzergâh yarattık. 1988 yılından bu yana İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz adı ve konsepti Fest TravelLa ait olan yaklaşık bin 200 adet Adım Adım İstanbul, Köşe Bucak İstanbul kültür gezisi ile yaklaşık 35 bin İstanbullu'yu İstanbul ile buluşturduk. Bu alanda çok ciddi bir deney sahibi olduk.

Yanından sık sık geçtiği, baktığı halde göremediği nice değerli tarih ve sanat eseri ile tanışmayı dileyenlere; tarihi, coğrafyası, kültürü, efsaneleri ve gelenekleriyle belli başlı mekanları, semtleri, sokakları, camileri, kiliseleri, sinagogları, ayazmaları, çeşmeleri, türbeleri, hanları, hamamları, çarşıları, kuşevlerini, bitki örtüsünü, kuşları, böcekleri keşfetmek isteyenlere; tarih bilincini ve çevre duyarlılığını geliştirmeyi arzulayanlara; konunun uzmanı bilim adamı, tarihçi, mimar, edebiyatçı kişilerin rehberliğinde İstanbul ile tanıştırdık.

Tanıma sevgiyi getiriyor, sevgi ise sahiplenmeyi, yani doğal ve tarihsel mirası, çevreyi korumayı.

Ama ne yazık ki, 35 bin İstanbulluyu İstanbul ile tanıştırırken İstanbul milletvekilleri için yaptığımız özel bir tur dışında Kültür ve Turizm bakanlarından, Vilayetten, yerel yönetimlerden hiçbir temsilci bu gezilere katılmadı. İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün geçen yıl yayımlanan İstanbul Kültür / İstanbul Turizm adlı kitabında böylesi bir yaygın deneye yer verilmedi.

Şu andafest travel'in açtığı yolda İstanbul gezisi yapan acentelerin ortaya çıkışı, İBİB ile bazı yerel yönetimlerin dar kapsamlı da olsa kent gezileri yapması oldukça sevindirici.

Bir diğer konu da bu çalışmalarda, kent gezilerinde, kültür ve sanat etkinliklerinde ÖTEKİ İSTANBUL'un da katılımını sağlamak.

İstanbul'daki müzelerin, sarayların, kültürel mirasın algılanması ile birlikte her türlü kültür ve sanat etkinliğine öncelikle İstanbulluların ve sonra Türkiye'nin dört bir tarafından gelecek insanların geniş ölçüde katılımını esas alan yaklaşımlarla yeni yeni projeler üretmek zorundayız. AB gereği müze girişlerinde yerli/yabancı ayrımını kaldırarak daha düşük müze girişleri ile müze ve örenyerlerini gezmeyen yurttaşlarımızı daha büyük paralar ödemeye zorladık. AB hukuk çerçevelerine uygunluk güzel, ama bu alanda farklı, özendirici, teşvik edici öğeler bulunabilir. Her şeyden önce önemli olan kentlilerde yani İstanbullularda bir kültür bilinci, bir kentlilik bilinci, bir şehirli kimliğiyaratmak ve bunu değişik katılım ve etkinliklerle geliştirmek gerekir.

İlgili sorular

4 cevap 7.2k gösterim
1 cevap 99 gösterim
1 cevap 51 gösterim
4 Mart 2013 francesco sordu
1 cevap 36 gösterim
4 Mart 2013 francesco sordu
3 cevap 72 gösterim
...