229 gösterim

düzenledi

Osmanlı kentleri, genelde beş ile yüz arasında ailenin yaşadığı mahallelere bölünmüştü, ama örneğin Halep de görüldüğü gibi daha büyük mahallelerde oluyorduEn sık karşılaşılan otuz kırk ailenin yaşadığı mahalelerdi Çoğunlukla aynı mahallede aynıdinden, etnik köşeden ya da mezhepten olanlar yaşardı Bununla birlikte bir mahalleye yabancı insanların gelip yerleştiği ve bunun sonucunda mahallenin başlangıçtaki niteliğinin zamanla değişikliğe uğradığı az olurdu Mahalle sakinleri mahallelerine giren çıkanı denetlemeye çalışırlardı, bu yüzden arabaların geçmesine olanak veren genişçe sokakların sayısı oldukça azdı Hatta karışıklık dönemlerinde birbirinden duvarlarla ayrılmış mahallelerde görülmüştü Pek çok çıkmaz sokak vardıVe bunların çoğundan herkez geçemezdi(6) Anadolu’da ilk çağdan beri devam eden geniş sokak ve meydan geleneği Selçuklu ve Osmanlı döneminde yavaş yavaş kayboldu Dışa dönük yaşam biçimi giderek dar sokak ve avlu ile içe dönük bir görüntü kazandı Dar sokakla avlunun mahrumiyeti sürdürüldü(7) Kent içi evlerinin bahçeli olanları az görülüyordu ama avlularında birkaç ağaç ya da bazen süs bitkileri bulunurdu Zenginler bahçelerine fıskıyeli süs havuzları yaptırırlardı ama yazları doğanın tadını çıkarmak için yazlığa giderlerdi Zengin ailelerin çoğunun kent dışında bağları bahçeleri vardı Dükkan sahipleri ve zanaatkarlarında yazlıklara igtmesiyle kentler epeyce boşalırdı(8) Bunlar gibi bir çok şehir halkı da yazı bağ evinde geçiriyordu Burada ki evlere sayfiye evi denirdi Burada da üretim devam ederdi Esnaf ve ya memur olan evin erkekleri, haline göre ve uzaklığa göre bağları ya eşekle ya basit bir arabayla gündelik gidip gelirlerdi Çünkü şehirde işleri devam etmekteydi(9) Bu mevsimde özellikle kadınlar rahat ederlerdi Ağaçlar bahçelerin içinin dışardan görünmesini engellediği ve çevre de oturanlar akraba ya da tanıdık olduğu için, yabancı erkekler kadınları görmesin diye kentteki gibi önlem almak gerekmezdi(10) Geleneksel ailenin yapısı içinde en önemli üye kadındır Fakat gerek aile içindeki gerekse toplumda ki statüsü, üretim fonksiyonu ile orantılı değildir Kadının aile ve toplum içindeki konumu çocukların sayısı ve yaşlılık ile yükselirdi(11) Bu doğrultu a Osmanlı toplumunda aile’nin günlük yaşamı, her yerde her zaman olduğu gibi çocukların eğitimi ve beslenmesi, karı koca ve hayatın yükünün paylaşılması, evin idaresi, sağlık ve beslenme sorunlarının çözülmesi ve gündelik uygulaması etrafında oluşur Bu saydığımız sorunların çözümü ve gündelik uygulamaya konusu aynı zamanda bir toplumun kültürel hayatı ve kurumlarını oluşturur Çocuk aileyi devam ettirecek temel unsurdur Bu sebeple aile hayatı onun etrafında şekillenir (12) Bu dönem de ki Osmanlı toplumu fakirdi Eyüp oyuncakları gibi basit tahta ve pişmiş toprakları dayanıksız oyuncaklarla oynarlardı Çocukların çoğu onu da bilmezl, kendi yaratıcıklarıyla toprak kule,fırın, çamur ev ve bebek, tahtadan yontma araba ve atla dünyalarını inşa ederlerdi O günün çocuğunun dünyası gulyabaniler,şamamalar ve ya Battal Gazi gibi kahramanlardan oluşurdu(13) Halkın dünyasının eğlencesi ise şenlikler ve bayramlardı Bunların başında sünnet ve evlenme törenleri, Mekke’den dönen hacılar için düzenlenen alayar bir Yahudi ya da Hristiyan’ın ihtida edip Müslümanlığı seçtiğinde düzenlenen alaylar, çıktıkları seferden zaferle dönüldüğünde düzenlenen şenlikler ve padişah’ın düzenlediği şenlikler’den oluşurdu(14) Gerek Osmanlı gerekse Avrupalı yazarların mektuplarında, günlüklerinde çok büyük bir ilgi ile yaklaştıkları halde, halk şenliklerine pek az yer verdikleri gözlenir Bu iki olgu birbirine sıkı sıkı bağlıdır(15)(Osmanlı kültürü ve gündelik yaşam) Hükümdar ve önde gelen devlet görevlileri bir esnaf alayı düzenlemesini kararlaştırıldığında, bu alayın ana çizgilerini belirleyen, onu düzenleyen esnaftan çok politik güç sahipleri olmuştur Üstelik bu alayı yazıya dökenler de olayı çoğu zaman aynı bakış açısıyla ele alarak padişahın gücünü, başka bir deyişle mutlakiyet yönetimini meşrulaştırmaya yönelmişlerdir Padişahın şenliklerde sadece izleyici olarak yer alması, onun geri planda kalması anlamına da gelmezdi 1582 ve 1720 yıllarında ki büyük şenlikleri gösteren minyatürlerin çoğunda, hükümdarın mahiyetiyle birlikte gösterileri izlediği çadır ya da balkonun hep kompozisyonun merkezine yerleştirildiği görülmektedir(16) Padişah’ın düzenlediği şenliklerde karşılıklı verilen armağanlar da dikkat çekmektedir Biz genelde, yüksek devlet görevlilerin ve yabancı elçilerin armağanlarını biliyoruz ama padişah ile tebası da birbirine armağanlar verirlerdi Halkın kutladığı bayramlara gelince şeker ve kurban bayramlarında ziyafetler yapılır, olanaklar ölçüsünde şekerler ve tatlılar ikram edilir, çocuklara yeni giysiler alınırdı Peygamber’in doğum günü’de mevlit kandili olarak kutlanırdı 16 ve 17 yy’lar da Avrupalı müşterilere satmak üzere İstanbul yaşamından sahneler çizen reklamlar, perdeleri kapalı tahtırevanlar içinde damat’ın evine götürülen gelinlerin yer aldığı düğün alaylarınıda tasvir etmişlerdir Ayrıca herhangi bir tarikatla yakınlığı bulunan aileler, dergahı da yapılan törenlere katılırlardı(17) Bu tür eğlence vesilelerinin dini bir bakımdan sorun oluşturmayacağı açıktır Osmanlı şenliklerini izlemiş Avrupa aristokratların ya da yüksek burjuvaların hepsi halkın davranışlarındaki düzen ve disiplini övmüşlerdi Bazı Avrupalılar, kendi kültür çevrelerinde sonradan erişilen bir nitelik olan disiplinli davranışı, Osmanlılarda zaten mevcut bir tutum olarak görüyorlardı Osmanlı şenliklerinde sık sık karşılaşılan cambaz gösterileri, aynı havai fişek gösterileri gibi, rönesans Avrupa’sında ki eğlencelerde yer alırdı Bu şenliklerde halk kalfa ve çıraklarıyla birlikte ellerinde bayraklar, donanmalar ve müzikli oyunlar düzenler sokaklara dökülürdü Bazen de en sevilen bayram eğlencelerinden biri olan salıncaklarda sallanılırdı(18) bu osmanlı yaşayış tarzı ondan sonrada savaşlar ve inklaplar cumhuriyetten önceki insanların yaşantılari,cumhuriyetten önce insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önce insanların yaşantıları,cumhuriyetten önce insanların yaşamı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantıları nasıldı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantıları nelerdir,cumhuriyetten önceki insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantısı,cumhuriyet öncesi insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önceki insanların yaşamları

2 Cevap

0 oy

seçti
 
En İyi Cevap

Osmanlı kentleri, genelde beş ile yüz arasında ailenin yaşadığı mahallelere bölünmüştü, ama örneğin Halep de görüldüğü gibi daha büyük mahallelerde oluyorduEn sık karşılaşılan otuz kırk ailenin yaşadığı mahalelerdi Çoğunlukla aynı mahallede aynıdinden, etnik köşeden ya da mezhepten olanlar yaşardı Bununla birlikte bir mahalleye yabancı insanların gelip yerleştiği ve bunun sonucunda mahallenin başlangıçtaki niteliğinin zamanla değişikliğe uğradığı az olurdu Mahalle sakinleri mahallelerine giren çıkanı denetlemeye çalışırlardı, bu yüzden arabaların geçmesine olanak veren genişçe sokakların sayısı oldukça azdı Hatta karışıklık dönemlerinde birbirinden duvarlarla ayrılmış mahallelerde görülmüştü Pek çok çıkmaz sokak vardıVe bunların çoğundan herkez geçemezdi(6) Anadolu’da ilk çağdan beri devam eden geniş sokak ve meydan geleneği Selçuklu ve Osmanlı döneminde yavaş yavaş kayboldu Dışa dönük yaşam biçimi giderek dar sokak ve avlu ile içe dönük bir görüntü kazandı Dar sokakla avlunun mahrumiyeti sürdürüldü(7) Kent içi evlerinin bahçeli olanları az görülüyordu ama avlularında birkaç ağaç ya da bazen süs bitkileri bulunurdu Zenginler bahçelerine fıskıyeli süs havuzları yaptırırlardı ama yazları doğanın tadını çıkarmak için yazlığa giderlerdi Zengin ailelerin çoğunun kent dışında bağları bahçeleri vardı Dükkan sahipleri ve zanaatkarlarında yazlıklara igtmesiyle kentler epeyce boşalırdı(8) Bunlar gibi bir çok şehir halkı da yazı bağ evinde geçiriyordu Burada ki evlere sayfiye evi denirdi Burada da üretim devam ederdi Esnaf ve ya memur olan evin erkekleri, haline göre ve uzaklığa göre bağları ya eşekle ya basit bir arabayla gündelik gidip gelirlerdi Çünkü şehirde işleri devam etmekteydi(9) Bu mevsimde özellikle kadınlar rahat ederlerdi Ağaçlar bahçelerin içinin dışardan görünmesini engellediği ve çevre de oturanlar akraba ya da tanıdık olduğu için, yabancı erkekler kadınları görmesin diye kentteki gibi önlem almak gerekmezdi(10) Geleneksel ailenin yapısı içinde en önemli üye kadındır Fakat gerek aile içindeki gerekse toplumda ki statüsü, üretim fonksiyonu ile orantılı değildir Kadının aile ve toplum içindeki konumu çocukların sayısı ve yaşlılık ile yükselirdi(11) Bu doğrultu a Osmanlı toplumunda aile’nin günlük yaşamı, her yerde her zaman olduğu gibi çocukların eğitimi ve beslenmesi, karı koca ve hayatın yükünün paylaşılması, evin idaresi, sağlık ve beslenme sorunlarının çözülmesi ve gündelik uygulaması etrafında oluşur Bu saydığımız sorunların çözümü ve gündelik uygulamaya konusu aynı zamanda bir toplumun kültürel hayatı ve kurumlarını oluşturur Çocuk aileyi devam ettirecek temel unsurdur Bu sebeple aile hayatı onun etrafında şekillenir (12) Bu dönem de ki Osmanlı toplumu fakirdi Eyüp oyuncakları gibi basit tahta ve pişmiş toprakları dayanıksız oyuncaklarla oynarlardı Çocukların çoğu onu da bilmezl, kendi yaratıcıklarıyla toprak kule,fırın, çamur ev ve bebek, tahtadan yontma araba ve atla dünyalarını inşa ederlerdi O günün çocuğunun dünyası gulyabaniler,şamamalar ve ya Battal Gazi gibi kahramanlardan oluşurdu(13) Halkın dünyasının eğlencesi ise şenlikler ve bayramlardı Bunların başında sünnet ve evlenme törenleri, Mekke’den dönen hacılar için düzenlenen alayar bir Yahudi ya da Hristiyan’ın ihtida edip Müslümanlığı seçtiğinde düzenlenen alaylar, çıktıkları seferden zaferle dönüldüğünde düzenlenen şenlikler ve padişah’ın düzenlediği şenlikler’den oluşurdu(14) Gerek Osmanlı gerekse Avrupalı yazarların mektuplarında, günlüklerinde çok büyük bir ilgi ile yaklaştıkları halde, halk şenliklerine pek az yer verdikleri gözlenir Bu iki olgu birbirine sıkı sıkı bağlıdır(15)(Osmanlı kültürü ve gündelik yaşam) Hükümdar ve önde gelen devlet görevlileri bir esnaf alayı düzenlemesini kararlaştırıldığında, bu alayın ana çizgilerini belirleyen, onu düzenleyen esnaftan çok politik güç sahipleri olmuştur Üstelik bu alayı yazıya dökenler de olayı çoğu zaman aynı bakış açısıyla ele alarak padişahın gücünü, başka bir deyişle mutlakiyet yönetimini meşrulaştırmaya yönelmişlerdir Padişahın şenliklerde sadece izleyici olarak yer alması, onun geri planda kalması anlamına da gelmezdi 1582 ve 1720 yıllarında ki büyük şenlikleri gösteren minyatürlerin çoğunda, hükümdarın mahiyetiyle birlikte gösterileri izlediği çadır ya da balkonun hep kompozisyonun merkezine yerleştirildiği görülmektedir(16) Padişah’ın düzenlediği şenliklerde karşılıklı verilen armağanlar da dikkat çekmektedir Biz genelde, yüksek devlet görevlilerin ve yabancı elçilerin armağanlarını biliyoruz ama padişah ile tebası da birbirine armağanlar verirlerdi Halkın kutladığı bayramlara gelince şeker ve kurban bayramlarında ziyafetler yapılır, olanaklar ölçüsünde şekerler ve tatlılar ikram edilir, çocuklara yeni giysiler alınırdı Peygamber’in doğum günü’de mevlit kandili olarak kutlanırdı 16 ve 17 yy’lar da Avrupalı müşterilere satmak üzere İstanbul yaşamından sahneler çizen reklamlar, perdeleri kapalı tahtırevanlar içinde damat’ın evine götürülen gelinlerin yer aldığı düğün alaylarınıda tasvir etmişlerdir Ayrıca herhangi bir tarikatla yakınlığı bulunan aileler, dergahı da yapılan törenlere katılırlardı(17) Bu tür eğlence vesilelerinin dini bir bakımdan sorun oluşturmayacağı açıktır Osmanlı şenliklerini izlemiş Avrupa aristokratların ya da yüksek burjuvaların hepsi halkın davranışlarındaki düzen ve disiplini övmüşlerdi Bazı Avrupalılar, kendi kültür çevrelerinde sonradan erişilen bir nitelik olan disiplinli davranışı, Osmanlılarda zaten mevcut bir tutum olarak görüyorlardı Osmanlı şenliklerinde sık sık karşılaşılan cambaz gösterileri, aynı havai fişek gösterileri gibi, rönesans Avrupa’sında ki eğlencelerde yer alırdı Bu şenliklerde halk kalfa ve çıraklarıyla birlikte ellerinde bayraklar, donanmalar ve müzikli oyunlar düzenler sokaklara dökülürdü Bazen de en sevilen bayram eğlencelerinden biri olan salıncaklarda sallanılırdı(18) bu osmanlı yaşayış tarzı ondan sonrada savaşlar ve inklaplar cumhuriyetten önceki insanların yaşantılari,cumhuriyetten önce insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önce insanların yaşantıları,cumhuriyetten önce insanların yaşamı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantıları nasıldı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantıları nelerdir,cumhuriyetten önceki insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantısı,cumhuriyet öncesi insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önceki insanların yaşamları

0 oy

Osmanlı kentleri, genelde beş ile yüz arasında ailenin yaşadığı mahallelere bölünmüştü, ama örneğin Halep de görüldüğü gibi daha büyük mahallelerde oluyorduEn sık karşılaşılan otuz kırk ailenin yaşadığı mahalelerdi Çoğunlukla aynı mahallede aynıdinden, etnik köşeden ya da mezhepten olanlar yaşardı Bununla birlikte bir mahalleye yabancı insanların gelip yerleştiği ve bunun sonucunda mahallenin başlangıçtaki niteliğinin zamanla değişikliğe uğradığı az olurdu Mahalle sakinleri mahallelerine giren çıkanı denetlemeye çalışırlardı, bu yüzden arabaların geçmesine olanak veren genişçe sokakların sayısı oldukça azdı Hatta karışıklık dönemlerinde birbirinden duvarlarla ayrılmış mahallelerde görülmüştü Pek çok çıkmaz sokak vardıVe bunların çoğundan herkez geçemezdi(6) Anadolu’da ilk çağdan beri devam eden geniş sokak ve meydan geleneği Selçuklu ve Osmanlı döneminde yavaş yavaş kayboldu Dışa dönük yaşam biçimi giderek dar sokak ve avlu ile içe dönük bir görüntü kazandı Dar sokakla avlunun mahrumiyeti sürdürüldü(7)

Kent içi evlerinin bahçeli olanları az görülüyordu ama avlularında birkaç ağaç ya da bazen süs bitkileri bulunurdu Zenginler bahçelerine fıskıyeli süs havuzları yaptırırlardı ama yazları doğanın tadını çıkarmak için yazlığa giderlerdi Zengin ailelerin çoğunun kent dışında bağları bahçeleri vardı Dükkan sahipleri ve zanaatkarlarında yazlıklara igtmesiyle kentler epeyce boşalırdı(8) Bunlar gibi bir çok şehir halkı da yazı bağ evinde geçiriyordu Burada ki evlere sayfiye evi denirdi Burada da üretim devam ederdi Esnaf ve ya memur olan evin erkekleri, haline göre ve uzaklığa göre bağları ya eşekle ya basit bir arabayla gündelik gidip gelirlerdi Çünkü şehirde işleri devam etmekteydi(9)

Bu mevsimde özellikle kadınlar rahat ederlerdi Ağaçlar bahçelerin içinin dışardan görünmesini engellediği ve çevre de oturanlar akraba ya da tanıdık olduğu için, yabancı erkekler kadınları görmesin diye kentteki gibi önlem almak gerekmezdi(10)

Geleneksel ailenin yapısı içinde en önemli üye kadındır Fakat gerek aile içindeki gerekse toplumda ki statüsü, üretim fonksiyonu ile orantılı değildir Kadının aile ve toplum içindeki konumu çocukların sayısı ve yaşlılık ile yükselirdi(11)

Bu doğrultu a Osmanlı toplumunda aile’nin günlük yaşamı, her yerde her zaman olduğu gibi çocukların eğitimi ve beslenmesi, karı koca ve hayatın yükünün paylaşılması, evin idaresi, sağlık ve beslenme sorunlarının çözülmesi ve gündelik uygulaması etrafında oluşur Bu saydığımız sorunların çözümü ve gündelik uygulamaya konusu aynı zamanda bir toplumun kültürel hayatı ve kurumlarını oluşturur Çocuk aileyi devam ettirecek temel unsurdur Bu sebeple aile hayatı onun etrafında şekillenir (12)

Bu dönem de ki Osmanlı toplumu fakirdi Eyüp oyuncakları gibi basit tahta ve pişmiş toprakları dayanıksız oyuncaklarla oynarlardı Çocukların çoğu onu da bilmezl, kendi yaratıcıklarıyla toprak kule,fırın, çamur ev ve bebek, tahtadan yontma araba ve atla dünyalarını inşa ederlerdi O günün çocuğunun dünyası gulyabaniler,şamamalar ve ya Battal Gazi gibi kahramanlardan oluşurdu(13)

Halkın dünyasının eğlencesi ise şenlikler ve bayramlardı Bunların başında sünnet ve evlenme törenleri, Mekke’den dönen hacılar için düzenlenen alayar bir Yahudi ya da Hristiyan’ın ihtida edip Müslümanlığı seçtiğinde düzenlenen alaylar, çıktıkları seferden zaferle dönüldüğünde düzenlenen şenlikler ve padişah’ın düzenlediği şenlikler’den oluşurdu(14) Gerek Osmanlı gerekse Avrupalı yazarların mektuplarında, günlüklerinde çok büyük bir ilgi ile yaklaştıkları halde, halk şenliklerine pek az yer verdikleri gözlenir Bu iki olgu birbirine sıkı sıkı bağlıdır(15)(Osmanlı kültürü ve gündelik yaşam)

Hükümdar ve önde gelen devlet görevlileri bir esnaf alayı düzenlemesini kararlaştırıldığında, bu alayın ana çizgilerini belirleyen, onu düzenleyen esnaftan çok politik güç sahipleri olmuştur Üstelik bu alayı yazıya dökenler de olayı çoğu zaman aynı bakış açısıyla ele alarak padişahın gücünü, başka bir deyişle mutlakiyet yönetimini meşrulaştırmaya yönelmişlerdir Padişahın şenliklerde sadece izleyici olarak yer alması, onun geri planda kalması anlamına da gelmezdi 1582 ve 1720 yıllarında ki büyük şenlikleri gösteren minyatürlerin çoğunda, hükümdarın mahiyetiyle birlikte gösterileri izlediği çadır ya da balkonun hep kompozisyonun merkezine yerleştirildiği görülmektedir(16)

Padişah’ın düzenlediği şenliklerde karşılıklı verilen armağanlar da dikkat çekmektedir Biz genelde, yüksek devlet görevlilerin ve yabancı elçilerin armağanlarını biliyoruz ama padişah ile tebası da birbirine armağanlar verirlerdi

Halkın kutladığı bayramlara gelince şeker ve kurban bayramlarında ziyafetler yapılır, olanaklar ölçüsünde şekerler ve tatlılar ikram edilir, çocuklara yeni giysiler alınırdı Peygamber’in doğum günü’de mevlit kandili olarak kutlanırdı 16 ve 17 yy’lar da Avrupalı müşterilere satmak üzere İstanbul yaşamından sahneler çizen reklamlar, perdeleri kapalı tahtırevanlar içinde damat’ın evine götürülen gelinlerin yer aldığı düğün alaylarınıda tasvir etmişlerdir Ayrıca herhangi bir tarikatla yakınlığı bulunan aileler, dergahı da yapılan törenlere katılırlardı(17)

Bu tür eğlence vesilelerinin dini bir bakımdan sorun oluşturmayacağı açıktır Osmanlı şenliklerini izlemiş Avrupa aristokratların ya da yüksek burjuvaların hepsi halkın davranışlarındaki düzen ve disiplini övmüşlerdi Bazı Avrupalılar, kendi kültür çevrelerinde sonradan erişilen bir nitelik olan disiplinli davranışı, Osmanlılarda zaten mevcut bir tutum olarak görüyorlardı

Osmanlı şenliklerinde sık sık karşılaşılan cambaz gösterileri, aynı havai fişek gösterileri gibi, rönesans Avrupa’sında ki eğlencelerde yer alırdı Bu şenliklerde halk kalfa ve çıraklarıyla birlikte ellerinde bayraklar, donanmalar ve müzikli oyunlar düzenler sokaklara dökülürdü Bazen de en sevilen bayram eğlencelerinden biri olan salıncaklarda sallanılırdı(18)

bu osmanlı yaşayış tarzı ondan sonrada savaşlar ve inklaplar

cumhuriyetten önceki insanların yaşantılari,cumhuriyetten önce insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önce insanların yaşantıları,cumhuriyetten önce insanların yaşamı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantıları nasıldı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantıları nelerdir,cumhuriyetten önceki insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantısı,cumhuriyet öncesi insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önceki insanların yaşamları

İlgili sorular

1 cevap 66 gösterim
21 Ekim 2013 misafir sordu
2 cevap 4.2k gösterim
2 cevap 324 gösterim
1 cevap 217 gösterim
27 Şubat 2012 misafir sordu
...