Gustava Flaubert'in romanı (1857). 53 aylık bir çalışmadan sonra ortaya çıkan ve dünya edebiyatının klasikleri arasına giren bu yapıt, ilk yayımlandığında büyük bir skandala yol açmış ve ahlâka aykırı bulunarak dava konusu olmuştur. 1840'larda Fransa'da taşra çevresinde geçen roman, genç doktor Charles Bovary'nin karısı Emma'nın trajik yazgısını acımasız bir nesnellikle sergiler. Taşradaki sönük, tekdüze yaşantısından bıkan, romantik duygularla ve hayallerle dolu olan genç kadın, okuduğu romanlardaki kahramanlara öykünerek evlilik dışı ilişkilere sürüklenir. Bir noterin yardımcısı olan Léon Dupuis ile tanışır. Léon, Emma Bovary'i sever, ama ona bunu itiraf edecek cesareti bulamaz ve hukuk öğrenimini tamamlamak üzere Paris'e gider. Hemen ardından Emma, çiftlik sahibi ve bekâr Rudolf Boulanger'in metresi olur. Fakat sevgilisi onu terk eder. Ağır hastalanan Emma, kocasının özenli bakımıyla iyileşir.
Bir süre sonra yeniden Léon ile karşılaşır ve onunla sevişmeye başlar. İki sevgili sık sık buluşurlar. Emma kocasına yalan üstüne yalan söyler. L'Heureux adlı şantajcının tehditleriyle büyük bir borç altına girer. İcradan kurtulmak için Léon ve eski sevgilisi Rudolf'tan yardım ister. İkisi de ona sırt çevirir. Romantik duygularıyla maddeci dış dünya arasındaki karşıtlık, sonunda Madame Bovary'i, yaşamına kendi eliyle son vermeye götürür. Flaubert'in başyapıtı sayılan roman, aynı zamanda Fransız edebiyatında gerçekçiliğin ilk önemli örneklerinden biridir.
Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/dunya-edebiyati/439752-madame-bovary-gustave-flaubert.html#ixzz2J4Xb9isY