Matematiği bulan belirli bir kişi yoktur. Matematiğin temelleri, insanların çok eski çağlarda sayma ihtiyacından doğmuştur. İlk matematikçiler, sürülerindeki hayvanları saymaya çalışan çobanlar olabilir. İlk bulunan sayı "çok" kavramı idi, ardından 2 ve 1 sayıları bilinmeye başlandı.
En önemli sayı buluşlarından biri sıfırdır (0). Sıfır sayısının kullanımı, M.S. 7. yüzyılda başlamıştır ve bu insanlık tarihindeki en büyük buluşlardan biri olarak kabul edilir.
İnsanlar aynı cins nesneleri karşılaştırarak, büyüklüklerini ölçerek ve aralarında oranlar kurarak matematiğe başladılar. Örneğin Sümerler, hayvanları kilden yapılan işaretlerle göstererek kayıt tutmuşlardır. Mezopotamya'da M.Ö. 3000'lerde yazılı sayılar ortaya çıkmıştır.
Eski Mısır'da Nil Nehri'nin taşkınlarını izlemek ve kaybolan toprak sınırlarını yeniden belirlemek için geometri ve astronomi gelişmiştir. Ayrıca Fenikeliler gibi tüccar ve denizci toplumlarda muhasebe sistemleri, aritmetik, geometri ve astronomi kullanılmıştır.
Matematik, ilk olarak toplumsal ihtiyaçlara göre gelişmiş, daha sonra özellikle Eski Yunan'da ispatlara önem verilerek bir bilim haline gelmiştir. Pitagor teoremi Eski Mısır'da biliniyordu ancak ispatı Yunanlılar tarafından yapılmıştır.
Hindistan'da ticari problemlerin çözümü için negatif sayılar geliştirilmiş, sayı sistemi ve cebir kavramları burada ilerlemiştir. Bu bilgi Araplar aracılığıyla Avrupa'ya geçmiştir.
Matematik Avrupa'ya ulaşması geç olmuş, 15. yüzyıla kadar sadece sınırlı sayıda kişi tarafından anlaşılmış ve öğretilmiştir. Bölme işlemi ise 16. yüzyılda Avrupa'da yaygınlaşmıştır.