Harika bir soru! Olumlu iletişim, bazen zorluklar karşısında bile empati, sabır ve doğru yöntemlerle kurulabilen güçlü bir bağdır. Sağır bir arkadaşın hasta ziyaretini konu alan bu senaryo, iletişimin ne kadar değerli olduğunu ve ön yargısız yaklaşmanın önemini çok güzel gösteriyor. İşte bu durumu anlatan kısa bir tiyatro örneği:
***
Oyunun Adı: Kalpten Gelen Ses
Karakterler:
- CAN: Sağır, çok düşünceli ve iyi niyetli bir arkadaş. İletişimde beden dilini ve yüz ifadelerini aktif kullanır.
- BARIŞ: Hasta, biraz halsiz ama arkadaşını görünce mutlu olan kişi.
Mekan: Barış'ın oturduğu, biraz dağınık ama sıcak bir oturma odası. Barış, yorgun bir şekilde koltukta uzanmaktadır.
SAHNE 1
(Can, kapıyı çalar. Barış yavaşça kalkar ve kapıyı açar. Can, Barış'ı görür görmez yüzüne kocaman bir gülümseme yayılır. İçinden düşündüklerini jestleriyle dışa vurmaya çalışır.)
CAN (İçinden düşünür): "Hasta arkadaşıma, önce ’Nasılsın?’ diye sorarım. Herhalde, ‘iyiyim.’ diyecektir. Sonra ben de 'İyi olduğuna sevindim, ben de senin için çorba getirdim,' derim."
(Can, elindeki çorba tenceresini göstererek ve başparmağını yukarı kaldırarak Barış'a "Nasılsın? İyi misin?" diye jest yapar, yüzünde endişeli ama umutlu bir ifade vardır.)
BARIŞ: (Yorgun bir şekilde omuzlarını silkerek ve hafifçe başını sallayarak) "Eh, pek iyi değilim aslında Can... Halsizim." (Sesi kısık çıktığı için Can duyamaz.)
(Can, Barış'ın hafif gülümsemesini ve başını sallamasını, kendi beklediği "iyiyim" cevabı olarak yorumlar. Gözleri parlar, daha da coşkuyla elindeki çorbayı gösterir.)
CAN: (Coşkulu jestlerle) "Harika! İyi olduğuna sevindim! Bak, sana şifa çorbası getirdim!"
(Barış, Can'ın bu coşkulu tavrı karşısında şaşırır. "İyi miyim? Ama ben iyi değilim ki!" diye içinden geçirir. Can'ın söylediklerini duymadığını bildiği için sesli olarak daha yüksek söylemeye çalışır.)
BARIŞ: (Biraz daha yüksek sesle ama yine de Can'ın duyamayacağı şekilde) "Can, ben iyi değilim! Yanlış anladın sanırım!"
(Can, Barış'ın yüzündeki şaşkınlığı ve hayal kırıklığını fark eder. Kendi coşkusunun Barış'ın gerçek durumunu yansıtmadığını anlar. Hemen elini cebine atar, küçük bir not defteri ve kalem çıkarır.)
CAN: (Not defterine hızla yazar ve Barış'a gösterir) "Sanırım yanlış anladım. Nasıl hissediyorsun? Gerçekten merak ediyorum."
(Barış, yazılanları okur. Yüzündeki şaşkınlık yerini sıcak bir gülümsemeye bırakır. Can'ın çabasını ve samimiyetini takdir eder. Kalemi alır ve yazar.)
BARIŞ: (Not defterine yazar) "Aslında pek iyi değilim Can, çok halsizim. Ama seni görmek ve bu çaban var ya... İşte bu bana çok iyi geldi. Teşekkür ederim arkadaşım."
(Can, yazılanları okur. Barış'ın elini nazikçe sıkar ve omuzuna dokunur. Sonra elindeki çorbayı gösterir ve "Bu sana iyi gelir" dercesine başını sallar.)
BARIŞ: (Gülümseyerek) "Gel içeri, otur lütfen."
(Can, içeri girer, çorbayı masaya bırakır ve Barış'ın yanına oturur. İkisi de sessizce gülümserler. Sözcükler olmasa da, kalp kalbe kurulan bir iletişimle, birbirlerine destek olduklarını hissetmişlerdir.)
***
Bu tiyatro örneği, olumlu iletişimin sadece sözcüklerden ibaret olmadığını, aynı zamanda:
- Empati kurmak: Karşımızdakinin durumunu anlamaya çalışmak.
- Sabırlı olmak: Anlaşılmadığında veya zorluk çıktığında vazgeçmemek.
- Alternatif yöntemler kullanmak: Yazmak, jestler, mimikler gibi farklı yollar denemek.
- Niyetin saflığı: Gerçekten yardım etme ve destek olma isteği.
gibi unsurlarla da pekiştiğini göstermektedir. Can'ın ilk başta yanlış anlaması, insan olmanın doğasıdır; ancak bu yanlışı fark edip düzeltme çabası, iletişimi olumlu kılan asıl şeydir.