Diogenes (MÖ 413-324), Sinop'ta doğmuş Kinik filozof olarak bilinir. Babası kalpazan olduğu için Sinop'tan sürülmüş ve Diogenes ile birlikte Atina'ya yerleşmişlerdir. Atina'da zorluklar içinde yaşamış, Antisthenes'in doğaya uygun yaşama felsefesini benimsemiştir.
Fakirlik ve dışlanmışlık içinde büyüyen Diogenes, beden ve ruh disiplinine önem vermiştir. Ona göre beden disiplini jimnastikle sağlanırken, ruh disiplini ise erdemle gelişir. Erdem, doğaya uygun yaşamak demektir; arzu ve ihtiyaçları azaltmak veya kaldırmaktır. Diogenes refah, zenginlik, asalet, din ve kanunları insan yapımı gereksiz şeyler olarak görmüştür. Evlenme ve mülkiyet gibi kavramları da kaldırılması gereken fazlalıklar olarak değerlendirmiştir.
Diyojen, basit yaşar; fıçısında yaşar ve sadece bir çanağı vardı. Atina sokaklarında elinde fenerle "Bir adam arıyorum" diye dolaşması, insanların erdemden uzaklığını eleştirdiğinin göstergesidir. Büyük İskender'in ziyaretinde ise "Gölge etme başka ihsan istemem" cevabını vermiştir.
Eflatun (Platon) onun için "Çılgın Sokrat" demiştir. Zenginlik ve varlığa karşı olan Diogenes, bunların erdeme ters düştüğünü savunmuştur.
Diogenes'in bazı sözleri şunlardır:
- "Gökten ne zaman geldin?" – Gök alemi konuşanlara gerçekten bahsetmenin önemini vurgular.
- "Bir zamanlar size benzemem lazımdı, ancak siz benim olduğum hale gelemeyeceksiniz."
- Atina'daki heykellere bakarak: "Tanrıları da sayarsak epey öğrenciniz var."
- Fakirliğine dokunanlara: "Zengin olunursa istenildiği zaman, fakirlikte ise güç yettiği zaman."
- Bir eve götürülüp tükürmemesi tembihlenince, tükürerek: "Buradan daha kirli bir yer bulamadım."
- "Hayvanlardan en şiddetli ısıran, insanın gıyabından konuşanlardır; ehli hayvanlardan ise dalkavuklardır."
Diogenes MÖ 324 yılında Korint'te ölmüştür. Ölümünden sonra onun anısına Korintlular bir sütun, Sinoplular ise bir heykel dikmişlerdir.