35 gösterim

düzenledi

ŞİİRLERLE MENKIBELER İMÂN ve NAMAZ 1.Cild Kitap Web 2.Cild Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı 03 - Peygamberler 04 - Dört Büyük Halife 05 - Eshâb-ı Kiram 06 - Büyük İmâmlar 07 - Anadolu Evliyâları 08 - Buhârâ Evliyâları 09 - Horasan Evliyâları 10 - Rehber İnsanlar 11 - Güzel Nasihatlar 12 - İmân ve Namaz 04 - "ÖLÜM, KABİR, KIYÂMET" HALLERİ İmâm-ı Gazâlî “Rahmetullahi Aleyh” ÖLÜM NEDİR ?

4 Cevap

+1 oy

seçti
 
En İyi Cevap

1. Bir insan, bir hayvan ya da bitkide yaşamın tam ve kesin olarak sona ermesi, mevt, irtihal, vefat; çok büyük sıkıntı, üzüntü. 2. Ölme biçimi; ölmesi istenen kimse ya da şey için kullanılır. 3. Sona erme, yok olma, ortadan kalkma; idam cezası

0 oy

ŞİİRLERLE MENKIBELER
İMÂN ve NAMAZ

1.Cild

Kitap Web
2.Cild

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

03 -
Peygamberler
04 -
Dört Büyük Halife


05 -
Eshâb-ı Kiram
06 -
Büyük İmâmlar


07 -
Anadolu Evliyâları
08 -
Buhârâ Evliyâları


09 -
Horasan Evliyâları
10 -
Rehber İnsanlar

11 -
Güzel Nasihatlar
12 -
İmân ve Namaz
04 - "ÖLÜM, KABİR, KIYÂMET" HALLERİ

İmâm-ı Gazâlî “Rahmetullahi Aleyh”

ÖLÜM NEDİR ?

“Ölüm”, rûhun bedene olan bağlılığının,
Sona ermesi olup, vukû bulur ansızın.

“Ölüm”, kulun bir hâlden bir hâle dönmesidir.
Bir evden, başka eve “Göç etmesi” demektir.

Zîrâ buyuruyor ki Rabbimiz bir âyette:
“Her bir canlı, ölümü tadacaktır elbette.”

Bir şeyi tatmak ise, “Hayat”la mümkün olur.
Öyleyse kul ölmekle, yok olmaz, hayat bulur.

“Ölüm” ile, bu hayat sona eriyorsa da,
Başka “Hayat” başlıyor bu sefer de mezarda.

“Âhiret”e nazaran, bu dünyâ bir “Hayâl”dir.
Âhiret asıl olup, dünyâ, gölge gibidir.

“Kabir”, âhiret ile dünyâ arasındadır.
Âhirete, dünyâdan hem daha da yakındır.

İşte bu yüzdendir ki “Kabir”deki o hayat,
Daha âşikâr olup, asıldır ve hakîkat.

Herkesin bir “Ecel”i, ölüm zamânı vardır.
O vakit, ne ileri, ne de geri alınır.

Bir insanın, dünyâda rızkı biterse eğer,
Eceli gelmiştir ki, rûhunu teslim eder.

Ve ansızın terk edip evlâdını, malını,
“Hazret-i Azrâil”e teslim eder canını.

Nerede, ne vakitte ve hangi memlekette,
Öleceği bellidir her insanın elbette.

“Doğu”da öleceği takdîr olduysa eğer,
O, muhakkak o yere gider ve vefât eder.

Zîrâ anlatılır ki, bir zaman melek-ül-mevt,
“Süleymân Peygamber”i eylemişti ziyâret.

Bir kimse var idi ki orada olanlardan,
Melek, onun yüzüne dikkatle baktı bir an.

“Hazreti Azrâil”in, ona böyle dikkatle,
Bakması, çok korkuttu o kimseyi gâyetle.

Melek-ül mevt gidince, düşünüp bunu biraz,
Hazreti Süleymân’a bu işi eyledi arz.

Dedi: “Ey Nebiyyallah, emredin de rüzgâra,
Götürsün beni hemen çok uzak bir diyâra.

Zîrâ bu gün çok korktum hazreti Azrâil’den.
Çok uzağa gidip de, kurtulayım elinden.”

Süleymân Peygamberin emriyle rüzgâr dahî,
“Hindistan”a götürdü acele o kimseyi.

Bir miktâr zaman geçti, ölüm meleği yine,
Süleymân Peygamberin geldi ziyâretine.

Peygamber sordu ona: “Ey Azrâil, ne için,
Yüzüne, dikkatle ve sert baktın o kişinin?”

Dedi: “Emir aldım ki, o kimsenin rûhunu,
Hindistan’da alayım, burada gördüm onu.

Sonra emir üzere, o memlekete vardım.
Onu orada görüp, rûhunu teslim aldım.”

0 oy
BİR CANLININ YAŞAMINI KAYBETMESİ.
0 oy
öldugun zaman ölursun

İlgili sorular

1 cevap 45 gösterim
3 cevap 72 gösterim
18 Mart 2012 misafir sordu
4 cevap 239 gösterim
1 cevap 251 gösterim
1 cevap 52 gösterim
...