Ebru; kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden biridir. Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usulü ile öğrenilen ve sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen, renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir.
Ebrunun kelime kökeni hakkında farklı görüşler bulunmaktadır:
- Bazı kaynaklar, yüz suyu anlamına gelen ab-ı ru sözcüğünden geldiğini söyler.
- Bazı kaynaklar, Orta Asya dillerinden Çağatayca'da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen ebre kelimesinden geldiğini belirtir.
- En yaygın kanı ise kelimenin kökeninin Farsça bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen ebri kelimesinden geldiğidir.
Zorlu, emek isteyen, geri dönüşü ve tekrarı olmayan çok değişkenli bir sanat olan ebru, birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılmiştir. Geleneksel el sanatlarımızdan olan ebru, yakın zamana kadar unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış, dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış ve bazı ülkelerde ebru yapımında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermiştir.
Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman, yetiştirdiği öğrenciler ve bu sanata kazandırdığı anlayışla bu manevi hazinenin payidar kalmasında büyük rol oynamıştır.