298 gösterim

düzenledi

ÖMER SEYFETTİN (1884-1920)1844 yılında Balıkesir'in Gönen kasabasında doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra Harbiye Mektebinden 1903 yılında teğmen olarak mezun oldu.

1 cevap

0 oy

önce seçti
 
En İyi Cevap

Ömer Seyfettin, Türk edebiyatının kilometre taşlarından, modern Türk hikâyeciliğinin öncü ve kurucu isimlerinden biridir. 1884 yılında Balıkesir'in Gönen ilçesinde dünyaya gelmiştir. Asker bir babanın oğlu olması, onun eğitim hayatını ve erken dönem kariyerini şekillendirmiştir. İlk ve orta öğrenimini farklı şehirlerde tamamladıktan sonra, Bursa Işıklar Askerî İdadisi'nden mezun olmuş ve ardından İstanbul Harbiye Mektebi'ne girmiştir. 1903 yılında teğmen rütbesiyle Harbiye'den mezun olarak askerlik görevine başlamıştır.

Askerlik hayatı onu İzmir, Selanik ve Balkanlar gibi farklı coğrafyalara taşımıştır. Özellikle Selanik'teki görevi sırasında edebiyata olan ilgisi daha da artmış ve bu dönemde Türkçülük düşüncesinin önemli isimleri Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem ile tanışmıştır. Bu tanışıklık, Ömer Seyfettin'in hayatında bir dönüm noktası olmuştur. 1911 yılında Selanik'te çıkarılan "Genç Kalemler" dergisinde "Yeni Lisan" hareketini başlatmışlardır. Bu hareket, dilde sadeleşmeyi, Arapça ve Farsça kelimelerden arınmış, halkın konuştuğu temiz Türkçeyle millî bir edebiyat oluşturmayı hedefliyordu. Ömer Seyfettin, bu düşüncelerin en ateşli savunucularından biri olmuş ve kendi hikâyeleriyle bu anlayışı somutlaştırmıştır.

Askerlikten ayrılarak kendisini tamamen edebiyata adayan Ömer Seyfettin, İstanbul'a yerleşmiş ve öğretmenlik yapmıştır. Kısa yaşamına rağmen Türk hikâyeciliğine çok büyük katkılar sağlamıştır. Eserlerinde genellikle Türk tarihinden kesitler, çocukluk anıları, sosyal gözlemler, millî değerler ve mizahi unsurlar öne çıkar. "Kaşağı", "Diyet", "Forsa", "Yüksek Ökçeler", "Beyaz Lale" ve "Primo Türk Çocuğu" gibi hikâyeleri, onun gözlem gücünü, akıcı ve sade dilini, sürükleyici anlatımını ortaya koyar. O, Türkçenin sadeleşmesi ve anlaşılır bir edebiyat dili haline gelmesi için büyük çaba sarf etmiştir.

Ne yazık ki, Türk edebiyatına daha nice eserler kazandırabilecekken, 1920 yılında henüz 36 yaşındayken yakalandığı diyabet hastalığı nedeniyle İstanbul'da vefat etmiştir. Ömer Seyfettin, ardında bıraktığı yüzlerce hikâye ile Türk edebiyatının klasikleri arasına girmiş, kendisinden sonra gelen birçok yazara ilham kaynağı olmuştur. Onun hikâyeleri, hem dönemin ruhunu yansıtan önemli belgeler hem de günümüzde hâlâ büyük bir keyifle okunan edebi eserlerdir.

...