Sevgili Peygamberimiz’in getirdiği varlık anlayışında insan, yaratılmışların en saygını (eşref-i mahlûkat) ve varlığın özüdür (zübde-i âlem). İslam’ın insan onurunu merkeze alarak tesis ettiği insan anlayışının esaslarını Hz. Peygamber’in çağlarüstü örnek hayatında, söz ve davranışlarında görmek mümkündür. Rahmet Peygamberi, Veda Hutbesi’nde insanların canlarının, mallarının ve ırzlarının yani kişilik değerlerinin ve insanlık onurlarının dokunulmaz olduğunu bildirmiştir. Sevgili Peygamberimiz’in tanımıyla iyi Müslüman, din kardeşinin canına ve malına olduğu gibi kişilik onuruna da saygı gösteren ve onun şahsiyetini dokunulmaz gören kimsedir.
İnsanı onurlu veya onursuz kılan temel ölçüt, davranışlarıdır. Davranışları kendisini onurlandırmayan kimseyi haricî hiçbir aidiyet onurlandıramaz. İnsan; ırk, renk, zenginlik, soy-sop gibi maddî, izafî ve geçici ölçülere göre değerlendirilmemelidir. Efendimiz’in nazarında insanın siyahı da değerlidir beyazı da, fakiri de onurludur hizmetçisi de. İnsan bizatihi değerli ve onurlu bir varlıktır.