Hz. Muhammed'in (s.a.v.) güzel ahlakı, günümüzün birçok sorununa doğrudan uygulanabilecek ilkeler içerir. Aşağıda sorunun istediği üç başlık ayrı ayrı ele alınmıştır.
1. İnsani ilişkiler
Günümüzdeki sorunlar: güvensizlik, yalan, dedikodu, sosyal medyada hakaret, komşuluk ilişkilerinin zayıflaması, öfke kontrolünün kaybedilmesi.
- Dürüstlük: Hz. Muhammed peygamberlikten önce bile "el-Emin" (güvenilir) olarak anılırdı. İnsanlar değerli eşyalarını ona emanet ederdi. Güvenin bu kadar zayıfladığı bir çağda, sözünde durmak ve emanete sahip çıkmak en temel çözümdür.
- Öfke kontrolü: "Yiğit, güreşte rakibini yenen değil; öfkelendiğinde kendine hâkim olabilendir" anlayışı, tartışmanın kolayca kavgaya dönüştüğü bugün için doğrudan bir yol göstericidir.
- Komşu hakkı: komşuya iyi davranmanın önemle vurgulanması, apartmanlarda karşı kapıdakini tanımadan yaşadığımız bir dönemde anlam kazanır.
- Kırıcı dilden kaçınmak: alay etmenin, lakap takmanın ve arkadan konuşmanın yasaklanması, bugün akran zorbalığı ve siber zorbalık olarak adlandırdığımız sorunun tam karşılığıdır.
2. Bilimsel faaliyetler
Günümüzdeki sorunlar: bilgi kirliliği, doğrulanmamış haberlerin yayılması, okumaya ayrılan zamanın azalması.
- İlim öğrenmenin teşviki: "Beşikten mezara kadar ilim öğrenin" anlayışı, öğrenmenin belirli bir yaşla sınırlı olmadığını gösterir.
- Bilginin doğrulanması: duyulan her sözü araştırmadan aktarmanın doğru olmadığı, gelen haberin doğruluğunun araştırılması gerektiği bildirilmiştir. Bu ilke, sosyal medyada asılsız bilginin saniyeler içinde yayıldığı bugün için birebir geçerlidir: paylaşmadan önce doğrulamak.
- Bilginin paylaşılması: Bedir Savaşı'nda okuma yazma bilen esirlerin, Müslümanlara okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılması, bilginin fidye kadar değerli sayıldığını gösterir.
3. Adalet
Günümüzdeki sorunlar: ayrımcılık, torpil, güçlünün haklı sayılması, çalışan haklarının gözetilmemesi.
- Herkese eşit uygulama: hırsızlık yapan soylu bir kadının bağışlanması istendiğinde, kendi kızı bile olsa aynı hükmün uygulanacağını söylemesi, adaletin kişiye göre değişmemesi gerektiğinin en açık örneğidir.
- Ayrımcılığın reddi: Veda Hutbesi'nde hiçbir milletin diğerine, hiçbir rengin diğerine üstünlüğü bulunmadığının söylenmesi, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı doğrudan bir ilkedir.
- Çalışan hakkı: "İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz" ifadesi, emeğin karşılığının geciktirilmemesi gerektiğini söyler.
- Kadın, yetim ve kimsesizlerin korunması: Veda Hutbesi'nde kadın haklarının ayrıca vurgulanması, korumasız olanın gözetilmesini adaletin bir parçası sayar.
Sonuç: Bu örneklerin ortak yanı, ahlakın yalnızca söylenen bir söz değil, yaşanan bir davranış olmasıdır. Hz. Muhammed önce kendisi uygulamış, sonra tavsiye etmiştir. Günümüz sorunlarının çoğu bilgi eksikliğinden değil, doğru bilinenin uygulanmamasından kaynaklandığı için asıl çözüm de buradadır.