Siroz, karaciğerin uzun süreli ve ciddi hasar görmesi sonucu ortaya çıkan, geri dönüşü olmayan kronik bir hastalıktır. Bu hastalıkta karaciğerin normal yapısı bozulur, sertleşir ve görevlerini yerine getiremez hale gelir. Halk arasında bazen "karaciğer sertleşmesi" olarak da adlandırılır.
Vücudumuzun en büyük iç organlarından biri olan karaciğer, kendini yenileme yeteneği çok yüksek olan hayati bir organdır. Ancak alkol, virüsler (Hepatit B, C) veya bazı ilaçlar gibi zararlı etkenlere uzun süre maruz kaldığında, karaciğer hücreleri sürekli olarak hasar görür ve ölür. Vücut bu hasarı onarmaya çalışırken, ölen hücrelerin yerini normal karaciğer dokusu yerine "fibrozis" adı verilen sert, yara dokusu (bağ dokusu) alır. Bu yara dokusu zamanla artar, karaciğerin iç yapısını bozarak kan akışını engeller ve organın süngerimsi, yumuşak yapısını sert ve nodüllü bir hale getirir. İşte bu duruma siroz denir.
Sirozlu bir karaciğer, vücudumuzda yüzlerce önemli görevi üstlenmekte zorlanır. Bu görevlerden bazıları şunlardır:
- Kanı temizlemek ve zehirli maddeleri vücuttan atmak.
- Yiyecekleri enerjiye dönüştürmek ve depolamak.
- Kanın pıhtılaşmasını sağlayan faktörleri ve önemli proteinleri üretmek.
- Yağların sindirimine yardımcı olan safrayı üretmek.
Sirozun en yaygın nedenleri arasında şunlar sayılabilir:
- Kronik alkol kullanımı: Karaciğer hücrelerine doğrudan zarar veren en önemli nedenlerden biridir.
- Kronik viral hepatit (Hepatit B ve C): Bu virüsler karaciğerde uzun süreli iltihaplanmaya yol açar.
- Alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı (NASH): Obezite, diyabet ve yüksek kolesterol gibi durumlarla ilişkili olarak karaciğerde yağ birikmesi.
- Otoimmün hepatit: Vücudun kendi bağışıklık sisteminin yanlışlıkla karaciğere saldırması.
- Safra yollarının tıkanıklığı: Safra akışının uzun süreli engellenmesi karaciğere zarar verir.
- Bazı kalıtsal hastalıklar: Hemokromatoz (vücutta aşırı demir birikimi) ve Wilson hastalığı (vücutta aşırı bakır birikimi) gibi genetik rahatsızlıklar da siroza yol açabilir.
Siroz başlangıçta belirgin belirtiler göstermeyebilir. Ancak hastalık ilerledikçe yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ciltte ve gözlerde sararma (sarılık), karın şişliği (asit), bacaklarda ödem, kolay kanama ve morarma, ciltte kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Siroz geri dönüşü olmayan bir durumdur. Tedavi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir veya durdurulabilir ancak oluşan hasar genellikle geri alınamaz. İlerlemiş siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanseri gibi hayatı tehdit eden ciddi durumlara yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve altta yatan nedenin tedavisi büyük önem taşır.