Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin türbesi, Türkiye'nin köklü tarihi ve zengin kültürüyle öne çıkan Konya kentimizdedir.
Mevlana Müzesi olarak bilinen bu kutsal mekan, aynı zamanda Mevlana'nın yaşadığı ve öğretilerini yaydığı dergahıdır. Vefatının ardından buraya defnedilmiş ve türbesi, zamanla etrafında gelişen yapılarla birlikte günümüzdeki Mevlana Müzesi kompleksini oluşturmuştur. Bu müze, Türkiye'nin en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olup, sadece yerli değil, dünyanın dört bir yanından gelen misafirleri ağırlayarak büyük bir manevi ve kültürel değere sahiptir.
Hz. Mevlana, 13. yüzyılda yaşamış büyük bir İslam alimi, mutasavvıfı, şairi ve düşünürüdür. "Gel, gel, ne olursan ol yine gel" dizeleriyle tüm insanlığı sevgiye, hoşgörüye ve birliğe çağıran evrensel mesajlarıyla tanınır. En bilinen eserleri olan Mesnevi ve Divan-ı Kebir, tüm dünyada okunmakta ve insanlara ilham kaynağı olmaktadır.
Konya, Mevlana'nın hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği, fikirlerini yaydığı ve Mevlevilik öğretisinin temellerini attığı şehirdir. Bu nedenle Konya, Mevlana'nın manevi mirasının ve öğretilerinin yaşatıldığı en önemli merkez haline gelmiştir. Türbesi de bu zengin kültürel ve manevi mirasın en önemli sembollerinden biridir.
Mevlana Müzesi'ni ziyaret edenler, sadece bir türbe görmekle kalmaz, aynı zamanda Mevlevilik kültürünü, Mevlana'nın yaşam felsefesini ve döneminin sanatsal zenginliklerini de yakından tanıma fırsatı bulurlar. Konya, her yıl aralık ayında düzenlenen ve Mevlana'nın vuslat gecesi olarak bilinen Şeb-i Arus törenleriyle de uluslararası bir cazibe merkezi olmakta, binlerce insanı bir araya getirmektedir.