Eski Türklerde kağanın eşine hatun (katun) adı verilirdi.
Hatun yalnızca hükümdarın eşi değil, devlet yönetiminde söz sahibi bir kişiydi:
- Devlet meclisi olan kurultaya katılır ve görüş bildirirdi.
- Yabancı elçileri kağanla birlikte kabul ederdi.
- Kağanın bulunmadığı durumlarda devlet işlerini yürütebilir, gerektiğinde orduya komuta edebilirdi.
- Kendine ait otağı, maiyeti ve gelirleri bulunurdu.
Bunun nedeni, Türk devlet anlayışında yönetme yetkisinin kağan ile hatuna birlikte verildiğine inanılmasıdır. Nitekim buyruklar "Kağan ve hatun buyurur ki…" biçiminde başlardı.
Aynı dönemin diğer bazı unvanları şunlardır: hükümdarın erkek çocuklarına tigin (tekin), hanedan üyesi olan ve ülkenin bir bölümünü yöneten kişilere şad ya da yabgu denirdi.