Mezopotamya, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesinden Basra Körfezine kadar uzanan Fırat Nehri ve Dicle Nehri arasında kalan bölgenin ilk çağdaki adıdır. Bu bölge;
Göç yollarının üzerinde olması
Topraklarının verimli olması
İkliminin elverişli olması
Irmaklarından sulamada yararlanılması gibi nedenlerle tarihsel dönemlerin başından itibaren bir çok uygarlıklara sahne olmuştur.
Özellikleri:
Düzlük bir bölge olmasından dolayı kolaylıkla istilalara uğramıştır. Bölge taş bakımından fakir olduğundan günümüze az sayıda eser vermiştir.Ama yazı geliştiği için edebi eserlerde gelişmişti.Bunların başında destanlar vardı.En tanınmış eserleri Gılgamış Destanı, Tufan Hikayesi ve Yaradılış Manzumesidir.
Mezopotamyalı tüccarlar Kral Yolu denilen yolu genişletmişlerdi. Halk;hürler,korunanlar ve köleler olarak üçe ayrılırdı. Hürler: Bütün haklara sahip kimselerden oluşuyordu.Bunlar rahipler,asiller,memurlar,askerler ve tüccarlardı. Korunanlar: Hür olan insanların haklarının ancak bir kısmına sahip insanlardı.,
Köleler: Hiçbir hakkı olmayan insanlardı ve bu kişiler eşya gibi alınır satılırdı.
Mezopotamyada ekonominin temelini tarım teşkil ediyordu.Ayrıca hayvancılık ve balıkçılıkta gelişmişti.Tarımda toprak tanrının malı sayılıyordu ve ürünün büyük bir kısmı mabetlere veriliyordu. Ayrıca ekonominin gelişmesinde ticaret de büyük rol oynamıştır.Suriye ve Anadoludan kereste ve maden,Hindistandan ise fildişi getiriliyordu.
Bütün ticari faaliyetler takas esasına dayanıyordu.Daha sonra para olarak gümüş külçeler kullanılmıştır.Ölçü birimleri de sistemleştirilmiştir.