Türk çocuklarının ve gençlerinin sesine kulak vermek, dertlerine dileklerine derman olabilmek adına "Ey Türk Gençliği!" makamına başkan almaya karar vermişsiniz. Yeni görevinizde başarılarınıza bıraktığımız yerden aynı şekilde devam etmeniz en büyük dileğim.
Atam; 19 Mayıs 1919'da bu ülkenin hatta dünyanın kaderini değiştirdiniz. Yeniden ülkemizin tarihini yazdınız. Size ulusum minnettardır. Ancak size yüksek makamınızı bıraktığınızdan beri yeriniz hiç dolmadı.
Her yüz yılda bir sizin gibi insanların dünyaya geleceği söylenirdi. Ben sizi 2081 yılında bekliyordum. Ancak ülkemizin durumunu görünce tekrar yapılacak işler var diyerek göreve talip olmuşsunuz. İnanıyorum ve size sonsuz bir güven duyuyorum.
Üzerimize Kurtuluş Savaşı'nda daha ağır yüklerin yükleneceğini ev baştan belirtmek isterim. Hiçbir şey sizin bıraktığınız gibi değil. Zaman içerisinde her şey çok değişti. Anlaşılmaz ve inanılmaz güvensizlikler yurdumuzu sardı.
O zamanlar düşmanlarımız belliydi: İngiliz, Alman, Fransız nicesi. Ancak şimdi düşmanlarımızı tanıyamaz olduk. Askeri dağdaki kardeşi, anne babayı; çocuğu, çocukları ise anne babaları öldürür oldu. Sebepleri hep nedensizdi. Hiç kimse bilmiyor. Neyi, hangi nedenle, niçin yok ettiklerini. Bu yüzden dedim hiçbir şey sizin bıraktığınız gibi değil diye. Ama ben yine de umudumu hiç kaybetmedim. Bir gün yeniden çıkıp geleceğinizi biliyordum. Çünkü siz 75 milyonluk bir ülkede 74 milyonun yüreğinde sevgi ve özlemle beslenerek yaşatıldınız.
Durum vahim ama ümitsiz değil. Çünkü bugün daha güçlüsünüz.
Nereden alıyorum bu güçleri, derseniz; ben varım Atam, biz varız! Düşmanlarımızın elli katı Türk genci, çocuğu ve büyüğü var. Siz demiştiniz: "Muhtaç olduğun kudret damarınızdaki asil kanda mevcuttur" diye.
İzin verirseniz size "siz" yerine "canım Atam" demek istiyorum. Dün böyle diyordum, bugün de demek istiyorum. Ben ve arkadaşlarım emir ve görüşlerinize hazırdır. KOMUTANIM...