En İyi Cevap
Atatürk'ün Türk tarihine verdiği önem
Atatürk'ün Türk Tarihi ve Türk Dili konularına ne denli önem verdiği, ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile, mal varlığını Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu'na bırakmış olmasından anlaşılır. Bu iki kurumun bütçesi, bugün de Atatürk'ün mirasından karşılanmaktadır.
Bir insanın milli değerlerine sahip çıkması için milletini sevmesi; milletini sevmesi için ise onu tanıması gerekir. Milletinin geçmişte yaşadıklarını öğrenen insan, ona daha sağlam bağlarla tutunur; sadakati katlanarak artar ve milli duyguları daha da perçinlenir.
Türk Milleti’nin büyüklüğüne bütün Türklerin inanmasını arzulayan Atatürk, bu fikri savunmayı hayatı boyunca amaç edinmiştir. "Büyük devletler kuran atalarımız büyük ve geniş uygarlıklara da sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek Türklüğe ve dünyaya bildirmek bizler için bir borçtur."..."Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." (Afet İnan, Atatürk hakkında Hatıralar ve Belgeler, 1968, s. 311) diyerek; Türk insanının tarihini öğrenmesinin önemini vurgulamıştır.
Türk kültürünü ve Türk tarihini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla, Atatürk kurumun çalışmalarına önderlik etmiş, çalışma planını kendisi çizmiş; Türk ve Türkiye tarihini aydınlatacak araştırmacılara yol gösterici nitelikte aşağıdaki direktifleri vermiştir:
".... Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyettir.
17 Ocak 2012 misafir ● 1 cevapladı
teşekkürler...
17 Ocak 2012 misafir ● 1 yorumladı
0 oy
Atatürk’ün tarihe verdiği önem
Tarih, milletlerin dolayısıyla insanlığın hafızasıdır. İnsanoğlunun bütün faaliyetleri tarihin konusu içerisine girer. “ Tarih ilmi insanların zaman ve mekân çerçevesinde husule getirdikleri tekâmül hâdiselerini, bunların şuursuz iptidaî hallerinde, tabiat eserleri yahut mâşeri bir vücudun fertleri ve toplulukları sıfatıyla yaptıkları fiillerinde tecelli eylemeleri itibariyle ; ve mâşeri hayatında mevzuu bahis ayrı hallerde rol ve ehemmiyetleri tayin ve tesbit edilen psikofizik âmillerin teşkil ettiği illî bağlılıklar çerçevesinde tetkik tasvir eder.”
Tarih, bize geçmişteki olayların nasıl cereyan ettiğini öğreterek hali, dolayısıyla kendimizi ve insanlığı tanıtır, böylece geleceğin nasıl olabileceğine dair ipuçları verir. Tarih öğretimi, “yurt sevgisinin beslenmesine yarayan en mühim amildir.” Tarih ilmi kişiye, içinde yaşadığı toplum ile canlı irtibatı olmazsa bir hiç olduğu gerçeğini telkin eder.
Tarih insanlara sağladığı ahlakî faydanın yanında pratik faydalar da temin eder. İnsanlar tarih sayesinde kendi tecrübelerinin yanında önceki nesillerinkinden de faydalanırlar. “Bir insan kendi hayatının sonlarına doğru nasıl bir kıymet teşkil ediyorsa tekmil beşeriyetin tarihinden elde edilmiş tecrübelerden istifade eden insaniyet de böyledir.” Bu tecrübe aynı zamanda “çağdaş değerlerin daha iyi takdir edilmesine imkân sağlar.”
Kısacası, “Tarih ilminin kıymet ve mahiyetini anlayan, onu rasyonel ve metodik bir surette vesaik üzerinde işleyip bu yolda kendi mesaisini diğer milletlere de tanıtabilen milletler reşid ve olgun milletlerdir.Tarih tetkikinde kemale ermek milletlerin ve cemiyetlerin kemalini ölçmekte mi’yar olmuştur.”
Tarihe baktığımız zaman, tarih şuuru, dolayısıyla millî şuurun zayıf olduğu dönemlerde hem siyasî, hem de sosyal alanlarda meselelerin hat safhaya çıktığını görüyoruz. Tarih şuuru olmayan aydın ve devlet ricali varlık sebebi olan milletine yabancılaşmış, başka kültürlerin, dolayısıyla milletlerin etkisine girmiş, kendisine güven duygusunu kaybetmiştir. Kendisine güven duygusunu kaybeden aydının milletine hizmet etmesi, yol göstermesi mümkün değildir.
EN ÖNEMLİSİ TTK (TÜRK TARİH KURUMU)'NU KURDU.