2.0k gösterim

önce düzenledi

Ülkemizin kendine özgü coğrafi konumu ve farklı iklim tipleri, onu çeşitli doğal afetler açısından hassas bir bölge haline getirmektedir. Bu soru, Türkiye'de sıkça karşılaşılan veya potansiyel risk taşıyan afet türlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Yanıtınızda, özellikle tektonik yapımızdan kaynaklanan depremler, aşırı yağışlarla tetiklenen sel ve heyelan olayları gibi yaygın afetlerin yanı sıra, kış

9 Cevap

0 oy

önce seçti
 
En İyi Cevap

Ülkemiz Türkiye, coğrafi konumu, jeolojik yapısı ve iklim özellikleri nedeniyle birçok farklı doğal afetle karşılaşma potansiyeline sahip bir ülkedir. Doğal afetler, doğanın kendiliğinden gelişen süreçler sonucunda insan yaşamını, malını ve çevreyi olumsuz etkileyen olaylardır. Ülkemizde en sık görülen ve önemli etkileri olan doğal afetleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Deprem: Türkiye, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem kuşağında yer almaktadır. Ülkemizin büyük bir bölümü aktif fay hatları üzerinde bulunduğu için depremler, en sık ve yıkıcı doğal afet türüdür. Geçmişte yaşanan büyük depremler, bu gerçeği acı bir şekilde ortaya koymuştur.
  • Heyelan (Toprak Kayması): Özellikle Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere, eğimli arazilerde ve bol yağış alan yerlerde sıkça görülür. Aşırı yağışlar toprağı suya doyurur ve yerçekiminin etkisiyle toprak veya kaya kütlelerinin yamaç aşağı kaymasına neden olur.
  • Sel ve Su Baskını: Şiddetli ve ani yağışlar, kar erimeleri, dere yataklarının daraltılması, yanlış kentleşme ve altyapı yetersizlikleri gibi nedenlerle meydana gelir. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında, akarsu kenarındaki yerleşim yerleri ve büyük şehirlerde etkili olabilir. Ani su baskınları, can ve mal kayıplarına yol açabilir.
  • Çığ: Genellikle Doğu Anadolu ve Karadeniz'in yüksek dağlık bölgelerinde, yoğun kar yağışının ardından kar kütlelerinin yamaç aşağı hızla kaymasıyla oluşur. Kış aylarında ulaşımı aksatabilir ve dağlık alanlarda yaşayanlar veya bu bölgelerde seyahat edenler için büyük risk oluşturur.
  • Orman Yangınları: Özellikle yaz aylarındaki sıcak, kuru ve rüzgarlı hava koşulları, orman yangınları için uygun bir ortam yaratır. Akdeniz ve Ege Bölgeleri bu açıdan daha hassastır. Genellikle insan kaynaklı nedenlerle (dikkatsizlik, kundaklama) başlasa da, yıldırım gibi doğal sebeplerle de ortaya çıkabilir.
  • Fırtına ve Hortum: Küresel iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte, son yıllarda ülkemizde şiddetli fırtınalar ve yer yer hortum olayları daha sık görülmeye başlanmıştır. Özellikle kıyı bölgelerinde ve ani hava değişikliklerinde etkili olarak, yapılara ve tarım alanlarına zarar verebilir.
  • Kuraklık: Uzun süreli yağış azlığı veya hiç olmaması durumunda ortaya çıkar. Özellikle tarım alanları, su kaynakları ve ekosistemler üzerinde büyük ve kalıcı olumsuz etkileri vardır. İklim değişikliğiyle birlikte ülkemizde önemi giderek artan ve gelecekte daha ciddi sonuçlar doğurabilecek bir doğal afettir.

Bu doğal afetler, ülkemizin farklı bölgelerinde farklı sıklıkta ve şiddette yaşanabilmektedir. Bu nedenle, afetlere karşı bilinçli olmak, gerekli önlemleri almak, hazırlıklı olmak ve afet anında doğru davranışları sergilemek, can ve mal kayıplarını en aza indirmek için hayati önem taşımaktadır.

0 oy

düzenledi

Türkiye doğal afetlerin tehdidi altında

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın raporuna göre, Türkiye, başta deprem olmak üzere birçok doğal afetin tehdidi altında bulunuyor.

Deprem Şurası'ndan çıkan karar doğrultusunda Afetişleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Afet Yönetimi Stratejik Planı Komisyonu konuya ilişkin rapor hazırladı.

İlgili kurumların sorumlulukları çerçevesinde afet öncesi ve sonrasında izlenmesi gereken yolu ve görev dağılımını belirleyecek olan komisyon, Türkiye'deki mevcut durumu ve bazı ülkelerdeki uygulamaları inceledi.

0 oy

Çalışmalarını İçişleri, Sağlık, Çevre ve Orman, Tarım ve Köyişleri, Milli Savunma bakanlıkları ile Genelkurmay ve Kuvvet Komutanlıkları, Türkiye Acil Durum Genel Müdürlüğü, MTA gibi ilgili kurum ve kuruluşlar ile 3 pilot ilin valilikleriyle işbirliği içinde yürüten komisyon, 2023'e kadar olan stratejiyi belirledikten sonra bir çok kuruluş ve üniversiteden de görüş isteyecek.

0 oy

ANA FAKTÖR ÇARPIK KENTLEŞME

Komisyonun hazırladığı değerledirmede, 1950'li yıllarda ülke nüfusunun yüzde 27'sinin kentlerde yaşadığı, bu oranın 2000'li yıllarda yüzde 78'e yükseldiği belirtildi.

Göçün, planlamadan yoksun olması nedeniyle “afete duyarsız, sosyal gelişime engelli çarpık kentleşme” yarattığı ifade edilen raporda, “Plansız kentleşmelerin yanında ülkemizin tarıma en elverişli ovaları sanayi alanları ve yerleşme alanları olarak adeta işgal edilmiş, ekolojik denge bozularak, doğa olayları birer afete dönüştürülmüştür” denildi.
Kentleşme sürecinde, mühendislik hizmetlerinden de yeterince faydalanılmadığına dikkati çeken raporda, mevcut yapıların yüzde 65'inin “riskli yapı” grubuna girdiği kaydedildi.

0 oy

“1990 ve 2000 yılları arasındaki 10 yıllık süre içinde Erzincan, Dinar, Çorum-Amasya, Ceyhan-Adana, Marmara Bölgesi ve Düzce'de meydana gelen 6 büyük depremin neden olduğu kayıplar ülkemizin depremselliği ve bu depremlere ne kadar hazırlıksız yakalanmış olduğumuzun ifadesidir.

Bu 6 depremden toplam 17 milyon 487 bin kişi etkilenmiş ve neticesinde 942 bin kişi evsiz kalmıştır. 19 bin 135 kişi ölmüş ve 54 bin 597 kişi yaralanmıştır. Mali kayıp ise 15 milyar 130 milyon dolar düzeyindedir.”

0 oy

KAYA DÜŞMESİNDEN 34 ÖLÜM

Özellikle İç Anadolu ve Batı Anadolu'nun etkilendiği bir afet türü de kaya düşmesi. 1955'den bu yana 34 ölümün gerçekleştiği 750 kaya düşmesi oldu. Kaya düşmelerinden en çok etkilenen iller sırasıyla Kayseri, Niğde, Erzincan, Aksaray, Karaman, Kahramanmaraş, Adıyaman, Sivas, Bitlis, Diyarbakır.

Bu süreçte (1950-2001) kaya düşmesi sonucu 26 bin 500 konut yıkıldı.

Çığ afeti, lokal olaylar sonucu meydana geldiği için bu alanda bir dağılım haritası oluşturulamıyor. 1890-2004 dönemi incelendiğinde çığ afeti nedeniyle yaşamını yitiren insan sayısı 1324, hasar gören konut sayısı da 5 bin 154.

0 oy

AFETLERİN YILLIK MALİYETİ 539 TRİLYON TL

Son 20 yıldaki doğal afetler nedeniyle kullanılan ortalama ”yıllık afet tertibi hesabı”, doğal afetlerin ülke ekonomisine etkisini ortaya koyuyor.

Bu zaman dilimine, 1999 depreminin de girmiş olması nedeniyle fatura daha da kabarıyor:

“Acil Yardım Ödeneği için 3 trilyon TL, konut ve işyeri kredisi için 100 trilyon TL, onarım kredisi için 6 trilyon TL, geçici iskan (kira) yardımı için 30 trilyon TL ile alt ve üst yapı hasarlarının giderilmesi için 400 trilyon TL olmak üzere afet tertibi hesabından iskan için kullanılan kaynak ortalama yıllık 539 trilyon TL.”

0 oy

önce düzenledi

Ülkemiz Türkiye, coğrafi konumu ve iklim çeşitliliği sayesinde hem doğal güzelliklere sahip hem de ne yazık ki bazı doğal afetlerle sıkça karşılaşan bir ülkedir. Doğal afetler, doğanın kendiliğinden ortaya çıkardığı, insanlar üzerinde olumsuz etkilere yol açan olaylardır. Yurdumuzda görülen başlıca doğal afetleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Depremler: Türkiye, dünyanın en önemli deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya Deprem Kuşağı üzerinde yer almaktadır. Bu nedenle depremler, yurdumuzda en sık ve en yıkıcı görülen doğal afetlerin başında gelir. Ülkemizin birçok yerinde aktif fay hatları bulunmaktadır ve bu hatlar üzerinde meydana gelen sarsıntılar, maalesef büyük can ve mal kayıplarına neden olabilmektedir.
  • Heyelanlar (Toprak Kaymaları): Özellikle Karadeniz bölgemizde, eğimli arazilerde yoğun yağışlar ve toprağın suya doygun hale gelmesi sonucu sıkça görülür. Toprak ve kaya kütlelerinin yamaç aşağı hareket etmesiyle yollar kapanabilir, yerleşim yerleri ve tarım alanları zarar görebilir.
  • Seller ve Su Baskınları: Ani ve şiddetli yağışlar, dere yataklarının daralması, çarpık kentleşme ve orman tahribatı gibi nedenlerle birçok bölgemizde, özellikle bahar ve sonbahar aylarında yaşanır. Akarsuların taşması veya şehirlerdeki altyapının yetersiz kalması sonucu tarım alanları sular altında kalabilir, ev ve iş yerleri zarar görebilir.
  • Orman Yangınları: Yaz aylarında, özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerimizde sıcak ve kuru hava koşulları ile insan kaynaklı ihmaller (piknik ateşi, sigara izmariti vb.) veya kasıtlı eylemler sonucunda büyük orman yangınları meydana gelir. Bu yangınlar hem doğal yaşamı hem de orman varlığımızı ciddi şekilde tehdit eder.
  • Çığlar: Doğu Anadolu bölgemiz gibi kar yağışının yoğun olduğu ve eğimli arazilerin bulunduğu yerlerde, biriken kar kütlelerinin yamaç aşağı hızla hareket etmesiyle oluşur. Özellikle kış aylarında yolları kapatabilir, ulaşımı aksatabilir ve yerleşim yerlerini etkileyerek can kayıplarına neden olabilir.
  • Kuraklık: Son yıllarda iklim değişikliğinin de etkisiyle giderek daha fazla hissedilen bir afettir. Yetersiz yağışlar nedeniyle su kaynaklarının azalması, tarımı, hayvancılığı ve içme suyu teminini olumsuz etkileyerek ciddi ekonomik ve sosyal sorunlara yol açabilir.
  • Şiddetli Fırtınalar, Dolu ve Hortumlar: Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında ani gelişen hava olayları sonucunda görülebilir. Şiddetli rüzgarlar, büyük taneli dolu yağışları ve nadiren de olsa hortumlar, tarım ürünlerine, binalara ve araçlara zarar verebilir, elektrik kesintilerine ve ulaşım aksaklıklarına neden olabilir.

Bu doğal afetler, ülkemizin farklı bölgelerinde farklı sıklık ve şiddetlerde görülebilir. Bu afetlerin etkilerini en aza indirmek için bilinçli olmak, riskli bölgelerde gerekli önlemleri almak ve afet anında doğru davranışları sergilemek büyük önem taşımaktadır.

0 oy

Türkiye’de Depremlerin Dağılışı:

Türkiye deprem haritası incelendiğinde Türkiye’nin büyük bir bölümünde şiddetli depremlerin olduğu görülmektedir.
Özellikle Kuzey Anadolu Fay Kuşağı, Batı Anadolu Fay Kuşağı, Doğu Anadolu Fay Kuşağı ve yakın çevresinde büyük depremler olmuştur.

Depremler ile Yer Şekillerinin İlişkisi:
Fay hatları dağlar ile çöküntü alanlarının kesiştiği yerlerden geçmektedir. Dolayısı ile dağların uzanışı ile fayların uzanışı paralellik göstermektedir. Türkiye’deki Dağlar ile fay hatları genel olarak doğu-batı uzanışlıdır.
Türkiye’nin 1.derece aktif fayları Kuzey Anadolu Dağları, Batı Anadolu Dağları ve Güneydoğu Toros dağlarına paralel uzanmaktadır.

Her yerde aynı şiddette deprem olmamasının sebepleri:

Fayların türü ve fayların uzunluğu her yerde farklı şiddette deprem üretmektedir.

Orman Yangınları

Ormanların yoğun, yangınların az olduğu yerler:

Türkiye’nin Kuzey kıyıları: Karadeniz bölgesi, özellikle doğu ve batı Karadeniz bölümleri ile Marmara bölgesinde Yıldız dağlarının kuzey yamaçları.

Kuzeydoğu Anadolu; Kars ve Ardahan çevresi
Türkiye’de Orman yangınlarının az olduğu yerlerde yangın azlığının sebepleri:
Buralarda yaz kuraklığının olmaması, sıcaklıkların fazla yükselmemesi, ağaçların ve orman altı otlarının sürekli yeşil yanmaya dirençli olması. Havanın genelikle nemli ve yağışlı olması yangınlara karşı dirençli olmasını sağlamaktadır.

1937-2000 Arası orman yangın sayısı ve yanan alan ilişkisi:

1937-2000 yılları arasındaki orman yangınları sayısı ile yangın alanları arasında istikrarsız bir ilişki vardır. Yani bazı yıllar az yangınlarda daha fazla alan kaplayan orman yanmıştır.
Günümüze doğru orman yangınları sayısı genel orak artmakta iken, yanan orman alanı ise azalmaktadır.

Nedeni: Orman yangınlarını önlemeye yönelik tedbirlerin etkili olmasıdır.

Yangınlarla mücadelede başarılı olunurken, yangın oluşumunu önlemede başarısızlık vardır.

Yangınlara karşı en iyi mücadele yangının oluşumunu önlemektir. Bu nedenle bütün insanlarımız yangıların olmaması için gerekli bilince ve davranışa sahip olmalıdır.

Çığ felaketi olan yerlerin coğrafi özellikleri:

Çığ felaketi özellikle yer şekillerinin dağlık ve engebeli olduğu, çok eğimli yüzeylerin fazla olduğu yerler ile kar yağışının çok olduğu yüksek yerlerde meydana gelmektedir.
Genel olarak buralarda bitki örtüsü fakirdir.
Bu özellikler; en etkili çığ felaketi olan Tunceli, Bingöl, Bitlis gibi Doğu Anadolu Bölgesinin doğu kesimlerinde etkili olmasına sebep olmaktadır.

Çığ Felaketinin Yerleşmelere zarar vermesinin sebepleri:

Yerleşmelerin dik yamaçların eteklerinde kurulması,
Eğimli yüzeylerde yol açılması
Yamaçlardaki bitki örtüsünün tahrip edilmesi
Yerleşmeleri çığ felaketine karşı koruyacak tedbirlerin alınmaması
Türkiye’de Çığ felaketinin en az en çok olacağı iki örnek şehir:
En az: İzmir, kar yağışının olmaması, eğimli yüzeylerin azlığı
En Fazla: Hakkari, Eğimli yüzeylerin çok olması, kar yağışının çok olması ve uzun süre yerde kalması.

İlgili sorular

2 cevap 63 gösterim
1 cevap 157 gösterim
1 cevap 161 gösterim
2 cevap 147 gösterim
...