Işığın gelişimi, çok eski çağlardan beri bu konuda yapılan düşünceler, fikirler ve deneylerle şekillenen uzun bir serüven sonucunda ortaya çıkmıştır:
- Antik Çağ: Yunanlılar döneminde gözün bakılan cisme doğru ışık ışınları yaydığı düşünülürken; Epikür görüntünün gözden kaynaklanan resimlerden oluştuğunu, Platon ise ışığın bakılan cisimlerden göze geldiğini iddia etmiştir. Ayrıca gözden fırlayan parçacıklar ile görme sağlandığı düşüncesi de mevcuttu.
- Ptolemy (90-168): Işık hakkında deneylere dayalı ilk çalışmayı yapmış ve bugün hala geçerli olan ilk kırılma yasasını bulmuştur.
- İbn-i Heysem (M.S. 1000 yılları): Optik konusunda birçok çalışma yapmış, ışığın yansıma kanunlarını bulmuş, kırılma yasasını geometrik olarak ifade etmiş ve ışığın sonlu bir hıza sahip olduğunu söylemiştir.
- Kutbettin Şirazi (1236): Gökkuşağının nedenini ve oluşumunu açıklayan ilk alim olmuştur.
- Römer (1675): Jüpiter’in bir uydusunun gezegen arkasında kalma süresinin, gezegenin dünyaya uzaklığı arttığında fazlalaştığını fark ederek ışığın hızı konusuna dikkat çekmiştir.
- Isaac Newton (1704): 'Optics' kitabını yayımlamış, beyaz ışığın renklere ayrıştığını bulmuş ve ışığın tanecikli yapıda olduğu fikrini öne sürmüştür. Çağın sözü geçen bilim insanı olması nedeniyle diğer bilim adamlarının da düşünceleri bu yönde olmuştur.
- Cristian Huygens: Işığın parçalardan değil dalgalardan meydana geldiğini öne sürmüştür. Dalgaların yayılması için 'esir' adı verilen, tüm uzayı dolduran ince ve elastik bir ortam tanımlamıştır; ancak esirin varlığı ispat edilememiştir.
- Robert Hooke: Işığın eğri dalgalardan olduğu yönünde bir varsayım geliştirmiştir.
Newton’un parçacık teorisi ile Huygens’in dalga teorisi arasındaki kavgayı o yıllarda Newton’un otoritesi kazanmıştır.