1.5k gösterim
Vatandaşlık ve Demokrasi kategorisinde
düzenledi

1 cevap

0 oy

Kabul edilen cevap

"Dilini kaybeden biri; kendisini, özünü, milliyetini kaybeder." Eğer kelimeler doğru söylenmezse ağızdan çıkan sözlerle, anlatılmak istenen sözler birbirini tutmaz. Ağızdan çıkan sözlerle, anlatılmak istenen sözler bir olmayınca yapılması gerekenler yapılmaz. Yapılması gerekenler yapılmayınca ahlak ve sanat soysuzlaşır. Ahlak ve sanat soysuzlaşınca adaletsizlik başlar ve halk ne yapacağını bilememenin çaresizliği içinde bocalar durur. Yüzlerce yıl önce Konfüçyus Çin'de öğrencilerine dilin neden bu kadar önemli bir etken olduğunu anlatmıştır. Dil iletişim kaynağıdır. İletişim insanoğlunun varlığı ile başlar ve var olduğu sürece insanlar arasında bir bağ oluşturmak, birbirleriyle anlaşma, birbirlerini anlama ve tanıma bakımından en önemli etken olarak var olacaktır.

Dil kadar tarih de bir millet için önem verilmesi gereken konulardandır. Osmanlı Devleti, Türk milletinin tarihi ile hiç ilgilenmemişti. Bu dönemde Osmanlı Devleti'ni Türk milletinin kurup ayakta tuttuğu, bu devletin bir Türk Devleti olduğu adeta unutulmuştu. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk milleti, uzun ve şerefli bir tarihe sahiptir. Bu köklü milletin tarihi aydınlığa çıkarılmalıydı, bu da ancak milli ve ilmi tarihçilik döneminin açılması ile mümkün olabilirdi. Atatürk'ü tarih konusuna eğilmeye sevk eden birinci sebep bu idi. Atatürk, Türk vatanı ile ilgili haksız iddia ve taleplerin çürütülmesi maksadı ile tarih çalışmalarına büyük önem veriyordu. Türk milletine zorla kabul ettirilmek istenen ve Türk'ün kahramanlığı ile yırtılıp atılan Sevr Anlaşması'nın yanlış ve çarpıtılmış tarih bilgileri üzerine kurulu olduğunu biliyordu. Osmanlı Devleti'nin haşmeti karşısında yüzyıllarca duydukları korkuların, önyargıların, düşmanlıkların ve koyu bir Haçlı bağnazlığının etkisi altında Türk milletini Orta Asya'ya sürmekten bahseden gafiller türemiştir. Atatürk çarpıtılmış tarih bilgileri ile Türklüğe düşmanlık edenlerin temelsiz iddialarını yine tarih silahı ile çürütmenin yararlı olacağını görmüştür. 1931 yılında Türk Tarih Kurumu kuruldu. Bu kuruluş birçok bilimsel çalışma ve yayınlar ile Türk tarihçiliğine büyük hizmetler yaptı.


düzenledi
...