Aristoteles’e göre bütün insanlar doğası gereği bilme eğilimine sahiptir. “Bilme eğilimi” yalnızca bilmeyi istemeyi değil, bu istemenin istediğini elde etmesini, yani kısaca bilmeyi de içermektedir. İnsan doğal olarak bilebilen, bilmeyi bilen bir varlıktır.
Türkçede birçok fiil kökünün sonuna eklenen bilmek (yapabilmek, görebilmek vb.) bilmenin insanın bir olanağı, aynı zamanda bir erki, bir gücü olduğunu gösterir. Bilmek, bilebilmeyi ve bilmeyi içerdiği ölçüde salt bir istek olmaktan çıkarak, bilmeyi istemekten daima daha fazla bir şey olmaktadır.
İnsan, bilgilerini bilimsel bilgi düzeyine vardırmasını ve “doğru bilgi”nin kuramını geliştirmesini bu anlamdaki bir “bilme eğilimi”ne borçludur. “Bilme yetisi” anlamında işlerlik kazanmış, bilme eğilimine “akıl” ya da “us” denmektedir.