İstanbul'un fethinden önce Doğu Roma İmparatorluğu'nun topraklarının elden çıkması ve Haçlı yağmaları sonucunda devlet maddi bakımdan güçsüzleşmiş, fakirleşen halk vergisini veremez duruma gelmiştir. Devlet yalnızca kuzey-güney ve doğu-batı arasındaki stratejik ticaret merkezi olan İstanbul'a uğrayan tüccarlardan vergi alabilmiştir. Ancak sarayın müsrifliği, elde edilen bu gelirlerin kısa sürede yok olmasına neden olmuş; harcamaların İstanbul içerisinde yapılmaması ise halkın gelirini artıracak tüketimin ekonomiyi canlandırma özelliğini ortadan kaldırmıştır. Devletin bu politikası sonucu fakir düşen İstanbullular, alt yapının eskimesiyle hastalıklarla ve artan suç oranlarıyla mücadele etmiştir.