Tanzimat edebiyatı sanatçıları, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup gibi türleri Batı anlayışına göre yenileştirmiş; ayrıca Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikaye, anı ve eleştiri gibi yeni edebiyat türleri getirmiştir.
Tanzimat edebiyatının ilk devirlerinde yetişen sanatçılar (Ziya Paşa, Namık Kemal vb.) Fransız devrimci yazarlarının etkisi altında kalmış, “toplum için sanat” anlayışını benimsemiştir. İkinci devirde yetişen sanatçılar ise (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit, Sami Paşa-zâde Sezai vb.) toplum işlerine daha az karışmış, “sanat için sanat” anlayışını benimser görünmüşlerdir.
Fransız edebiyatını örnek alan bu sanatçıların bir kısmı Klasisizm (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey vb.), bir kısmı da Realizm (Recai-zâde Mahmut Ekrem, Sami Paşa-zâde Sezai, Nabi-zâde Nâzım vb.) akımlarının etkisi altında eserler vermiştir.
Tanzimat edebiyatı, Divan edebiyatının tersine seçkin kişiler için değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat olmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Dilin sadeleşmesi ve konuşma dilinin yazı dili haline gelmesi düşüncesi savunulmuş, sade dil daha çok tiyatro, anı, mektup, makale ve romanlarda kullanılmıştır.
Nesirde söz hüneri göstermek yerine düşünceleri halka yaymak amaçlanmış; “seci”ler atılmış, doldurma sözlere yer verilmemiş ve kısa cümleler kullanılmaya çalışılmıştır. Şiirde ise günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce konu olarak seçilmiştir.