Doğu Türkistan'daki sosyal yapıyı anlamak için hem tarihsel sürece hem de günümüzdeki duruma bakmak gerekir. Geleneksel "asil," "soylu" ve "fakir" ayrımı kavramları, bölgenin geçirdiği büyük değişimlerle birlikte farklı anlamlar kazanmıştır.
Tarihsel olarak, yani Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasından ve bölgede etkinliğini artırmasından önceki dönemlerde, Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur ve diğer Türk halkları arasında belirli sosyal hiyerarşiler mevcuttu. Bu, Avrupa'daki gibi katı bir "soyluluk" sistemi olmasa da, toplum içinde farklı statülere sahip gruplar vardı:
- Yönetici ve Elit Sınıf: Yerel beyler (begler), hanlar, büyük toprak sahipleri ve nüfuzlu aileler, toplumun üst tabakasını oluştururdu. Bunlar "asil" veya "soylu" olarak nitelendirilebilecek bir zümreydi. Bu kişiler genellikle siyasi gücü, ekonomik zenginliği ve toplumsal prestiji ellerinde bulundururlardı.
- Din Alimleri (Ulema): Medreselerde eğitim görmüş, dini bilgi ve otoriteye sahip alimler de toplumda yüksek bir saygınlığa sahipti ve sıkça toplumsal liderlik rolü üstlenirlerdi.
- Sıradan Halk: Çiftçiler, çobanlar, zanaatkarlar ve küçük esnaflar toplumun büyük çoğunluğunu oluştururdu. Bunlar genellikle "fakir" veya orta halli olarak nitelendirilebilecek kesimdi.
Bu dönemde, servet, toprak sahipliği, aile soyu ve dini bilgi gibi faktörler sosyal statüyü belirlemede önemli rol oynuyordu. Ancak bu sistem, Hindistan'daki gibi kapalı bir kast sistemi değildi; belirli ölçüde sosyal hareketlilik mümkündü.
Çin Halk Cumhuriyeti'nin 1949'da kurulması ve Doğu Türkistan'ın (bugünkü adıyla Sincan Uygur Özerk Bölgesi) idari olarak Çin'e bağlanmasıyla birlikte, geleneksel sosyal yapılar köklü değişikliklere uğradı. Komünist ideoloji, feodal sınıf ayrımlarını ve soyluluk unvanlarını resmen ortadan kaldırmayı hedeflemiştir:
- Resmi Ayrım Yok: Günümüzde, Çin yasalarına göre "asil" veya "soylu" kan bağına dayalı resmi bir sınıf ayrımı bulunmamaktadır. Tüm vatandaşlar yasal olarak eşittir.
- Ekonomik Ayrım (Fakir/Zengin): Ancak, her modern toplumda olduğu gibi Doğu Türkistan'da da ekonomik eşitsizlikler mevcuttur. Bazı aileler ve bireyler oldukça zenginken, özellikle kırsal bölgelerde veya belirli etnik gruplar arasında yoksulluk ("fakir" olma durumu) yaygın bir sorundur. Bu ekonomik ayrım, geleneksel soyluluktan ziyade, eğitim, iş imkanları, siyasi bağlantılar ve genel ekonomik gelişmelerle ilişkilidir.
- Yeni Hiyerarşiler: Geleneksel soyluluğun yerini, Komünist Parti içindeki konum, ekonomik başarı ve devletle olan ilişkiler gibi yeni güç ve etki alanları almıştır. Etnik kimlik ve devlet politikaları da sosyal ve ekonomik fırsatlar üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.
Özetle, Doğu Türkistan'da geleneksel anlamda "asil" veya "soylu" kan bağına dayalı resmi bir sınıf ayrımı günümüzde mevcut değildir ve bu tür ayrımlar Çin devlet politikasıyla ortadan kaldırılmıştır. Ancak, tarihsel olarak bu tür hiyerarşiler bulunmuştur. Günümüzde ise, her toplumda olduğu gibi, ekonomik anlamda zengin ve fakir ayrımı belirgin bir şekilde vardır ve sosyal statü artık geleneksel soyluluktan ziyade ekonomik güç, siyasi bağlantılar ve eğitim gibi faktörlerle şekillenmektedir.